Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

SUAT BAŞARAN DAN KAMUOYUNA

18 Nisan 2016 - 12:28


 

Hatırlanacağı üzere 8 Aralık günü yaptığım açıklama ile olağanüstü kurultay toplanması yönündeki irademi ilan etmiş, imza sürecine destek verdiğimi ifade etmiştim. 

 

Partimizin saygıdeğer üst kurul delegeleri bu süre zarfında büyük bir olgunlukla ve toplam sayının yaklaşık yarısının imzasıyla olağanüstü kurultay talep etmişlerdir.

Yine 11 Ocak tarihinde yaptığım açıklamada “Tüzüğümüzün 63. Maddesi; delegelerimizin beşte birinin talebi halinde olağanüstü genel kurul toplanmasını bir “hak” olarak belirlemiştir. Gerekçesi ne olursa olsun bu yöndeki bir talebi engellemeye çalışmak; delegelerimizin meşru, hukuki ve demokratik bir hakkını ‘gasp etmek’ demektir.” demiştim.

Nihayetinde tartışmasız bir hak, hukuk eliyle tescillenmiştir. Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi üç kişilik çağrı heyeti tayin ederek olağanüstü kurultayımızın toplanmasına karar vermiştir. 

Burada mahkemenin verdiği karar, imza veren delegelerin, ülkücülerin, daha bir yıl önce genel başkanı seçen delegenin hakkını korumak, hukukuna saygı göstermekten ibarettir. 

Şimdi bize düşen soğukkanlı bir şekilde, "ülkücülük hukukunu" zedelemeden, kardeşliğimizi koruyarak kurultayımızı gerçekleştirmektir. İnanıyorum ki, hiçbir hatır ülkücünün hatırından, hiçbir makam ülküdaşın kalbinden daha değerli ve daha üstün değildir.

Ben Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yapmış birisi olarak kurultayımızın yapılmasını önemsediğim kadar bu sürecin hareketimizi yıpratmadan, küskünlük oluşturmadan, yarınlarda büyük hedeflerimize yürüyüşün önünde engel oluşturmadan gerçekleşmesini de bir o kadar önemsiyorum.

Bizler Ülkü Ocaklılar olarak öncelikle taraflar arası üsluptan rahatsızız. Ölçüsü kaybolmuş bir mücadelenin sonunda kazanan olmayacaktır. O yüzden başta genel merkezimiz olmak üzere bütün ülküdaşlarımızı sağduyuya davet ediyorum. Çünkü kurultayda birilerinin kazanması ve birilerinin kaybetmesiyle işimiz bitmeyecek, yarım yüzyıllık milliyetçi hareket yeniden yola koyulacaktır. Ülkücüye bu kadar ihtiyaç hissedilen ülkemizin bu zorlu günlerinde hiçbir ülkücünün kırılması gibi lüksümüz olamaz. 

Artık dönülmez bir sürece giren kurultayımızla ilgili daha fazla spekülasyon yapılmadan bir an evvel toplanmasını, engellemek için sürdürülen beyhude çabalardan vaz geçilmesini talep ediyorum.

İftira boyutuna varan suçlamalardan, hakaret düzeyindeki sözlerden kaçınılması için bütün ülküdaşlarımızı zor günlerde bizi biz yapan, bizi bir yapan ruha çağırıyorum.

Bundan böyle tek gündemimiz büyük kurultayımızı toplayıp tüzüğümüzü değiştirmek olmalıdır. Kendi adıma bütün enerjim ve çabam sağlıklı bir tüzük kurultayı toplanması yönündedir.

Tüzük değişikliği gerçekleştikten sonra yapılacak bir seçimli kurultayda ise; “ülküdaşlarımın” şahsımla ilgili her türlü tercihine uygun hareket edeceğim. Bu yönde pek çok ilde yaptığımız istişarelere bundan sonra da devam edeceğim.

En başta belirttiğim üzere “Kurultay toplandığında sergileyeceğim tavra ilişkin, bir ülkücü olarak, ülkücülerin Genel Başkanlığını yapmış biri olarak açık ve net olarak ifade etmek isterim ki; Her “Ülkücü” bu ülkedeki her makam ve mevkie layıktır.”

Bu konudaki düşünce ve tavrımızı istişare edeceğimiz tek yer de, kararına saygı duyacağımız tek yer de ülkücü iradedir. 

Benim tavrım açık ve net; ''Zor olana talibim''.

Suat BAŞARAN