Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

TRABZON, TRABZONSPOR VE TÜRKİYE'DE SINIF AYRIMI...

18 Ocak 2021 - 18:22

Hem egemen güçlerin hem de toplumun Trabzonlulara ve Trabzonsporlulara reva gördüğü muamele, bu iç içe geçmiş iki kitleyi koyduğu yer, ayan beyan bir sınıf ayrımıdır. Benim “Konağın sahibinin çocuğu, konağın hizmetçisinin çocuğu” benzetmesiyle anlatmak istediğim tam da budur.
Konağın sahibinin çocuğu kuş sütü kuru üzümle beslenir, her türlü isteği yerine getirilir, bütün şımarıklıkları hoş görülür. Konağı yaksa bile öyle çok da problem olmaz. Hizmetçinin çocuğu alt katta, kendi dünyasında ve kendi sınırları içinde yaşayıp gittiği takdirde bir problem yoktur. 
Fakat hizmetçinin çocuğu bu ayrımın farkında değildir, “herkes eşittir” diye bir yalan revaçta olduğu ve kendisi de buna inandığı için neden üst kata çıkıp sahibin çocuğunun oyuncaklarıyla oynayamadığını, Çin vazosunu bırakın önemsiz bir bibloyu kırdığı zaman bile ev sahibinin neden kıyameti kopardığını anlayamamaktadır. 
Anlayamadığı bir başka konu, sadece konağın sahibi değil diğer diğer çalışanlar da kendisini aynı konumda görmektedirler.
Ev sahibinin çocuğuyla düzenli aralıklarla bilek güreşi yapar bizimki. Rakibinin beslenmesi dâhil her bir şeyi kendisinden çok daha üst düzeydir. Buna rağmen sık sık rakibini yenmeye yaklaşır, ancak gelin görün ki her seferinde görünen-görünmeyen bazı eller rakibine kural dışı destek olur ve galip gelmesini sağlar. 
Bizimki bunu görür, her seferinde isyan eder, adalet ve eşitlik ister. Fakat heyhat… Hem egemen güçlerin hem de ahalinin adalet ve eşitlikten anladığı tam da kurulu düzenin kendisidir. Yani Trabzonlular ve Trabzonsporlular dışında kimse için ortada bir problem yoktur.
Pekâlâ, madem durum böyleyken böyle; ne yapmalı?
-Önce problemin farkına varılmalı.
-Sonra problemin varlığı kabul edilmeli.
-Nihayetinde problemin çözümü aranmalı.
Trabzon(spor) camiası maatteessüf hâlâ yeterince farkına varabilmiş değil. Varsa bile kendi sosyo-psikolojik özelliklerinden dolay kabul etmesi çok zor. (Azınlık ve hizmetçinin çocuğu muamelesi görmek gibi benzetmelerimize bozulan arkadaşlar var mesela. Ortalama çoğunluk halen “Türkiye’nin T’si, Türkiye’nin çimentosu” modunda)
Çözüm ise en zor kısmı. Çünkü çok uzun, ince ve meşakkatli bir süreç bu. Ona tahsis edecek zihin enerjisi bile yeterince mevcut değil. Hâlâ daha düşmanı sahada yenmenin peşinde bu zihin dünyası. O da işte bir türlü mümkün olmuyor.
Zahmet buyurup buraya kadar okuyan dostlara can-ı gönülden teşekkürler. Diğerlerine ise kalbimden geçen yeter. “Fener’e öyle bize böyle değil mi? Ühüüüü...” diye zırlamaya devam etsinler.

BÜLENT ŞİRİN

Bu yazı 101 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • BÜLENT ŞİRİN
    1 ay önce
    Trabzonspor'un şampiyon olması Züğürt Ağa filminde genç pehlivanın yağlı güreşte ağayı yenmesi gibi bir şeydir. Ağa yenilince ziyafet vermeyecek, köylü de aç kalacaktır. Pehlivanın yanılgısı, bütün köylülerin ağanın yenilmesini istediğini sanmasıdır.