Anlamıyorum bu milleti..
Belediyede küçük bir yolsuzluk çıkmış diye millet kıyameti koparıyor .
Türkiye'de;
AKP'nin, CHP'nin, MHP'nin, RP'nin
yıllardır yönettiği belediyelerin;
YILLIK KAYBI 35 MİLYAR DOLAR civarındadır .
Bunu görmeyipte ufak YOLSUZLUKLARA takılmak,esas BÜYÜK resmi görememektir.
Bu partiler bu probleme çözüm üretemezler, çünkü sistemin bekçiliğini yapmaktadırlar,sistemin sahipleri çözüme müsaade etmezler.
Çünkü bizim çarpık şehirleşmemiz;
Dünya petrol ,doğalgaz sektörünün iyi bir pazarıdır.
Dünya ilaç sektörünün iyi bir pazarıdır .
Dünya uyuşturucu,alkol sektörünün iyi bir pazarıdır .
Suç örgütlerinin yaşam alanıdır .
Yerel siyaset ağalarının GEÇİM kaynağıdır .
İktidarların UCUZ oy deposudur .
Onun için bu alanların düzelmesi kimsenin işine gelmez.
Düzeltemeyecek insanları o makamlara getirip, sadece DÜZELTMEK için mücadele EDİYORLARMIŞ gibi yaparlar
Bu konuda daha önce yazdığım açıklayıcı bir yazı.
TÜRK EKONOMİSİNİN EN BÜYÜK KARA DELİĞİ BELEDİYELERDİR..!
Ülke içinde KAYNAK YARATMA yollarından biri de toplanan vergilerin düzgün, DOĞRU yerlere harcanmasıdır. Vatandaşlarımızın haklı olarak şikâyetçi oldukları nokta; Belediyelerin yapmış oldukları bugün yaptığını yarın sök, olmadı 6 ay sonra bir daha elden geçir anlayışının hâkim olduğu YAP-SÖK belediyecilik anlayışıdır. Bugün içinde bulunduğumuz bu durumun sebebi de geçmişte kurulan PLANSIZ, DENETİMSİZ çarpık şehirlerdir.
Şöyle bir düşünün;
Ataköy’den de emlak vergisi, çöp vergisi toplanıyor, Şirinevler’den de…
Hatta Ataköy gibi lüks semtlerden 2 katı gibi dafa FAZLA vergi toplanıyor
Ama devlet Ataköy ile Şirinevler’e aynı parayı HARCAMIYOR, daha doğrusu Ataköy’e harcama yapma İHTİYACI duymuyor.
Ama ya,Şirinevler’e yapılan harcamalar...?
Çarpık ŞEHİRLEŞMENİN yoğun olduğu semtlerden toplanan paralar YETMİYOR, planlı semtlerden toplanan paralar ÜZERİNE ekleniyor, hatta onlarda yetmiyor, belediyeler YENİ İNŞAAT RUHSATLARI vererek bu AÇIĞI kapatmaya çalışıyor. Tabii ki bu yöntem de problemi ÇÖZMÜYOR, var olan problemlerin üzerine daha FAZLA YÜK daha getiriyor ve dahada karmaşık hale sokuyor.
Düşünün ki;
Bütün şehirlerimizin ATAKÖY ,ERYAMAN, gibi PLANLI yapılmış olduğunu, toplanan vergilerin BÜYÜK bir kısmının belediyenin KASASINDA kalacak ve bu paralar toplumun SOSYAL İHTİYAÇLARINI karşılayacak alanlarda kullanılacak veya belediyelerin ileriki yıllarda DAHA AZ paraya ihtiyaç duyacaklarından, vatandaştan daha AZ VERGİ toplayacak ve bu para vatandaşın cebinde kalacaktır.
Peki, bu karşılaştırmayı TÜRKİYE GENELİNDE yaparsak..?
Türkiye genelindeki DÜZENLİ şehirleri bir göz önüne alın,
Bir de tüm Türkiye’deki ÇARPIK YAPILAŞMIŞ şehirleri...?
Ve Türkiye genelinde belediyelerin VERGİ OLARAK topladıkları paraları alt alta koyup toplayın.
Sonra bu paraların BÜYÜK bir kısmının bakım -onarım, iyileştirme harcamalarına GİTTİĞİNİ düşünün…
İşte o zaman belediyelerin yaptığı SAVURGANLIĞIN boyutunu daha iyi anlayacaksınız.
Harcanan bu PARA öyle bir para ki…
Bir daha ekonomiye GERİ DÖNMEYECEK şekilde havaya UÇAN giden bir para…
Ve her ÜÇ-BEŞ yılda tekrar tekrar giden, ekonomiden ÇIKAN bir para…
Ve bir de ÖNÜMÜZDEKİ yıllarda bu çarpık şehirlere HARCANACAK paraları göz önüne getirin…
Bunun üstüne eski konutlardaki ISI KAYBINI, sağlıksız koşullarda yaşayan vatandaşlarımızın SAĞLIK harcamalarını, trafikte harcanan zamanı ve fazladan tüketilmek zorunda kalınan AKARYAKIT gibi savurganlıkları da üst üste koyarsanız,
Türkiye’de ki yanlış şehircilik uygulamasının ACI FATURASI karşımıza çıkacaktır.
Tabi DEPREM felaketinin getireceği FATURA da ayrı, onu düşünmek bile istemiyorum.
İşte onun için diyorum ki;
TÜRK EKONOMİSİNİN EN BÜYÜK KARA DELİĞİ; BELEDİYELERDİR.
Tabii ki bu olumsuz şartları değiştirmenin YOLU vardır.
O da bir an önce şehirleri YENİDEN PLANLIYARAK, “Adam” gibi KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ gerçekleştirmektir.
Bugün ‘’Kentsel Dönüşüm’’ adı altında yapılanlar ise, çarpık yapıları sağlam hale getirerek ‘’Çarpık şehirleşmeyi ANITLAŞTIRMAK’’tan başka bir şey değildir.
Bugün HAKİM olan şehircilik anlayışı, bizim düzgün bir şehir yapısına kavuşmamızı 100 YIL daha öteleyecek ve çözümünü torunlarımıza aktaracağımız AĞIR bir yük olarak kalacaktır.
İnş.Müh. Halim KÜÇÜKALİ
