Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

Yersiz Kıskançlık Evliliği Kemiren Kurt Gibidir…

28 Kasım 2016 - 15:01


Yıkılan Evliliklerin çoğunluğu "Güvensizlik, Yalan, Şüphecilik, Kaybetme korkusu" gibi nedenlerle darbe alır.

Güvenin olmadığı yerde sadakat yoktur. Sevgi / Aşk ancak sadakatin olduğu yerde vardır.

Birbirini sevenler, Sevgi yarışına girmek yerine Güven yarışına girseler o yuvalar yıkılmayacaktır.

Güvensizliğin getirdiği "Ya beni bırakırsa, Ben onsuz yapamam, Ölürüm" gibi sendromlar evliliğin sonunu getiren korkulardır.

 

Güçlü bir aşkın ilk ve Olmazsa olmaz şartı güvenmektir. Her türlü zandan uzak olmaktır.  Aşıksan kusur göremezsin, Görüyorsan aşık değilsin.

SEVEN GÖZ KUSUR GÖRMEZ, Ve af edicidir.  

 

Eşini her fırsatta denetleyen kişi Güvenmiyor demektir, Güvenin olmadığı yerde Aşk'tan söz etmek mümkün değildir. 

Taraflardan biri, bazen her iki taraf Menfaat duygusu ile birbirlerine bağlı iseler Bu uzun sürmez ilişki mutlaka son bulur.

Arada Aşk varsa asla ve Asla kusur yoktur, kimse kimsenin kusurunu görmez şikayet konusu da olmaz.

 

Bu konuda çeşitli uzmanların görüşlerine aşağıda yer verdik.

insanlarla ilişkilerinizde nerede yanlış yapıyorum diye soruyorsanız bu yazı sizi ve birlikteliğinizi kurtaracak bir metin olabilir.

Şüphecilik ve Güvensizlikten kurtulamıyorsanız mutlaka bir psikiyatrise görünmenizde fayda vardır.



Kıskançlığın yoğun yaşandığı evliliklerde kıskanan da kıskanılan da rahat olamaz.

Yersiz kıskanılan kişi eşinin bu tutumu karsısında nasıl davranacağını bilemez, Her şeyi kafasına takan aşırı kıskanç eş ise zaten en büyük zararı kendisine vermiş olur, Evlilikleri mutluluktan ziyade tartışma ortamında devam eder.

 

"Seven kıskanır' sözünü kendine siper edinerek eşini tehlikelere karşı koruma eğiliminde olanların bu konuda dengeyi yakalaması gerekiyor.

Aksi halde evliliğe canlılık verebilen kıskançlık duygusu aşırı hale gelip ilişkiyi derinden sarsabilir.

 

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre az miktarda kıskançlık evlilikte tutkal etkisi yapar, esler arası bağı güçlendirir, ilişkiyi diri tutar. ‘Eşim beni ara sıra kıskanmasaydı çok üzülürdüm diyen hanımların sayısı az değildir.

Öte yandan kıskançlık duygusunda aşırıya kaçma tehlikesine karsı uyanık olunmalı.

Aksi halde her günü çile içinde geçen çekilmez bir aile yaşantısı ortaya çıkabilir, eşler kıskanarak evliliklerini koruyacaklarını varsaydığı halde tam tersi sonuçlar doğabilir.

Allah Resulü (s.a.s) ‘Muhakkak ki yüce Allah bazı kıskançlıkları sever, bazı kıskançlıklara da buğz eder.

Sevdiği kıskançlık kocanın bir şüphe neticesinde hanımını kıskanmasıdır, Sevmediği kıskançlık ise ortada herhangi bir şüphe ve leke olmadığı halde kocanın ailesini kıskanmasıdır* sözüyle günümüz tespitlerini asırlar öncesinden duyurmuştur.

slam dini orta yolu tercih eder, insanı aşırılıklardan sakındırır. Kıskançlıkta da aşırılık hoş sonuçlar doğurmaz.

 

Kişi anlamsız karsı akışlarla eşini baskı altında tutma eğilimi gösterip sevdiği kişinin etrafına duvar ördüğünde, onun yapması, düşünmesi gereken konular hakkında emirler yağdırdığında kıskanılan eş yakınlaşmaktan ziyade eşinden uzaklaşabilir. Kıskançlığın yoğun yaşandığı evliliklerde kıskanan da kıskanılan da rahatsız olamaz. Yersiz kıskanılan kişi, eşinin bu tutumu karşısında nasıl davranacağını bilemez.

 

Her şeyi kafasına takan aşırı kıskanç eş ise zaten en büyük zararı kendisine vermiş olur. Evlilikleri mutluluktan ziyade tartışma ortamında devam eder. Zira kıskanan eş genel olarak suçlama eğilimi gösterirken kıskanılan, kendini savunmak zorunda hissedecektir.

Kıskançlığın altında neler yatar? Pof. Dr. Sefa Saygılı'nın patolojik boyuttaki kıskançlık hakkın da sözleri söyle: "Kıskançlık çok aşırıya varmışsa bir paranoya vakası ile karsı karşıyayız demektir. Bu tipler aşırı gururlu, geçimsizdir.

 

Kendisini üstün görür, şüpheli ve ev hamlıdır. Her şeyden olmadık anlamlar çıkarırlar. Yolda yürürken bile eşlerini gözaltında tutarlar. Eve gelince perde İle oynanıp oynanmadığını araştırır. Pencereden hangi erkeği gözetlediği konusunda hesap sorarlar. Kocası biraz geç gelse, hangi kadınla birlikte olduğu konusunda sorularla onu bunaltırlar.

 

Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Uzman Klinik Psikoloğu Çiğdem Demirsoy'a göre kıskançlık çoğunlukla beraberinde başka duyguları da barındırır. Böyle durumlarda kişi kendisinde mi yoksa evlilik ilişkisinde mi eksiklik algıladığını tespit etmeli. "Neden kıskandım’" sorusunu kendisine sorup kaynağına inebilmeli. Somut bir neden var mı? Nedenini bulup ortadan kaldırmaya uğraşmalı. Duygularını kendi içinde aşmalı. Kıskançlığın nedeni kendimizde algıladığımız bir eksiklik duygusuyla bağlantılı ise eksik yanlarımızı düzeltmede daha özenil olmamız gerekir. Örneğin kişi eşini, daha ilgili, insan canlısı kişilerden kıskanıyorsa kendisinde bu konuda eksiklik hissediyor olabilir. Yapması gereken şey kıskançlık hezeyanları içinde eşini ve kendini tedirgin etmek değil.

 

Eşine karsı biraz daha candan, içten ve ilgili olma gayretini kazanmaktır. Başka bir durumda ilişkide eksiklik algılanmış olabilir. Demirsoy'un vurguladığı önemli bir nokta ise şöyle "Duyguların sorumlusu karşıdaki değil kişinin kendisidir; dolayısıyla bu olumsuzluğu ortadan kaldırma eyleminin ilk muhatabı da biziz. Kıskanma duygu hali de bize ait bir hissiyattır. Aşırıya kaçtığında bu durumu ilişkiye olumsuz yansıtmadan halletmenin yollarını bulmak öncelikle kişinin kendisine aittir. Gerektiğinde uzman desteği, eş desteği alınabilir. Unutmamalıdır ki baskıyla bağlılık gerçekleşmez. Bağlılığı geliştirmenin yolu sevgiyi artırmaktır. Cinsel yaşamda sıkıntılar varsa halledilmeli, sevgiyi artırma adına elden gelen gayret gösterilmelidir."

 

Aşkta kıskandık var mıdır? Kıskançlık, yapılan somut bir yanlışa dayanmadığı sürece ve duyguları zedelemediği müddetçe ilişkiyi besleyip ve zenginleştirici bir rol oynar. Evlilikte kıskançlığın normal seviyede var olması değil, yokluğu kötüye işarettir. Böyle bir ortamda özellikle de hanımlar sevilmediklerim düşünebilir. Uzman Psikolog Çiğdem Demirsoy'a göre sevdiğini kaybetme veya başkalarıyla paylaşma kaygısı, evliliğe daha fazla önem vermeye ve eşle iletişimde daha özenli olmaya sevk eder. Eşler arası sevgi paylaşımını canlı tutar. Hiç kıskanmamak da olumlu bir durum değildir. Bu yaklaşım ya kıskançlığa karşı öğrenilmiş bir reddetmedir ya da eşlerin birbirlerine ilgileri sorgulanmalıdır Kıskandık duygusunu kontrol etmek için Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre ise kıskanan kişi şunları yapmalı:

 

Bazı kıskanç eşler, hayat arkadaşını eve bağlı tutmak için tehdit yolunu kullanır. Hâlbuki sadakat, tehditle değil ancak sevgiyle sağlanır. Eşini baskı altında tutmaya çalışmak her hareketini takip etmek, aşırı şüpheci davranmak, kıskançlığı öfke biçiminde yansıtmak karşı tarafı daha çok uzaklaştırır. Olumsuz duygularla baş etmenin yolu, onların yerini olumlu duygularla doldurmaktır.

 

Kişi sevdiği insana sevgiyle yaklaştıkça karşısındaki de ona aynı şekilde yaklaşacak ve belki de kıskançlığı doğuran nedenler ortadan kalkacaktır. Güven duygusunu zayıflatan en önemli etken açık İletişimin olmamasıdır. Birbirlerine dolaylı, imalı mesajlar veren, kinayeli konuşan insanlar farkında olmadan düzeltmek İstedikleri yanlışı daha da arttırırlar. Sorunların büyümemesi için kesinlikle açık İletişim şarttır. Kıskandığınız insanın sizi sevdiğini ve sevilecek kadar olumlu bir insan olduğunuzu unutmayın.

 

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

 

KONU HAKKINDA ÖNEMLİ BİR UZAMNLA YAPILAN ROPÖRTAJ:

Üsküdar Üniversitesi'nden uzman Psikolog Çiğdem Demirsoy ve Psikolog Cengiz Demirsoy ile kıskançlığı konuştuk.

 

Kıskançlığa ne neden olur? 

-Kıskançlık, sevdiği veya sahip olduğu bir şeyi kaybetmekten duyulan, belli bir düzeyde yaşandığında normal kabul edilebilen duygudur. Eş ilişkisinde ilişkinin özel alanına yönelik bir tehdit algılandığında ortaya çıkar. 

 

Eşler arasında en çok görünen kavga nedeni ne? 

-Kendine veya ilişkide olduğu kişiye güvensizlik. Özgüveni yüksek olan kişi kaybetmekten korkmaz. Eşine ve onun kendisine olan sevgisine ve bağlılığına inancı zayıfsa bu da kıskançlığa yol açar. 

 

Bu duyguyu yaşayanların en belirgin davranışları nedir? 

-Sevdiği kişiyi aşırı sahiplenme, sürekli kontrol altında tutma, izleme, şüphe gibi davranışlara yol açar. Kontrol edilemediğinde duygunun yoğunluğu ile orantılı olarak baskı ve eşinin davranışlarını kısıtlamadan öfke ve şiddet boyutuna kadar tepkiler görülebilir. 

 

'Seven insan kıskanır' algısı doğru mu?

 -Hayır; kıskançlık korku, kaygı, güvende olmama gibi başka duyguları da beraberinde getiren olumsuz bir duygudur ve sevginin yaşanmasını engeller. 

 

Kıskançlık tehlikeli mi? 

-Kıskançlık, fazladan sahiplenme ve diğerini kontrol altında tutma gibi davranışlarla ilişkiye zarar verir. Beklentilerine uymayan durumlar karşısında ya da bir tehdit algıladığında öfke ve hiddete kapılma ya da acı çekme, üzüntüye kapılma gibi olumsuz sonuçlara yol açabilen tehlikeli bir duygudur. 

 

Gerçekten kriz geçirmeye sebep olur mu? 

-Patolojik boyuttaki kıskançlık duygusal krizlere yol açabilir. Eşlerden birinin öfke kontrolünü kaybetmesine, sözlü veya fiziksel şiddet boyutunda patlayıcı tepkilerle sevdiği kişiye ya da rakip olarak gördüğü kişiye zarar verici davranışlarda bulunabilir. 

 

Aşırı kıskançlık psikolojik bozukluk göstergesi mi?

 -Kontrol edilemeyen aşırı boyuttaki kıskançlık patolojik bir durumdur, kişilikteki patolojik bir özellik olabileceği gibi kıskançlık paranoyası gibi bazı psikiyatrik hastalıkların da belirtisi olabilir. 

 

Erkek mi, kadın mı daha çok kıskanır? 

-Azlık çokluk açısından böyle bir ayırım yapılamaz ama ifade edilişte kültürel şartlamaların etkisiyle cinsiyete göre farklılıklar olabilir. Erkeğin öfke ve şiddet göstermesi, kadınların da ilişkide ilgiyi arttırarak kontrol uygulaması veya alttan alan, pasif bir rolü benimseyerek ilgiyi üzerinde tutma gayreti olabiliyor