Tahir Bulut

Tahir Bulut

Gönül Defterimden
tahirbulut@hotmail.com

Sezai Karakoç'un 1. Ölüm yıldönümünde rahmete erdiği zaman yazdığım yazı.

17 Kasım 2022 - 02:45

Sezai Karakoç'un 1. Ölüm yıldönümünde rahmete erdiği zaman yazdığım yazı. Allah rahmet eylesin...
Şahsım, "sanat, sanat içindir" kavramını benimseyenlerdenim.
Sanatçının elbet bir dünya görüşü olur ve o görüş istikametinde kalem-kelam ilişkisi kurar. Bunlar somut kavramlar.
Soyutta ise duygular vardır tarifi zor. Yaşanmışlıklar vardır. Hayaller, yaşanacaklar vardır.
Bunları ister sağdan olsun, ister soldan olsun her sanatçı yaşar.
"SANATÇİNİN ÖLÜMÜ" Adlı şiirde ne güzel anlatmış Cahit Sıtkı
"Gitti gelmez bahar yeli;
Şarkılar yarıda kaldı.
Bütün bahçeler kilitli;
Anahtar Tanrıda kaldı.
Geldi çattı en son ölmek.
Ne bir yemiş, ne bir çiçek;
Yanıyor güneşte petek;
Bütün bal arıda kaldı."
Evet, Sezai Karakoç da "En Sevgili''sine kavuştu.
Duygularını tarihin derinliklerinden alıp maveraya taşıyarak zengin bir dille anlatabilen şairdi.
"Şehzadebaşında" adlı şiirinde:
" Gün de doğar gün de doğar
Bir gün mutlaka gün doğar
Gün doğmadan neler doğar
Gün doğmadan şehzadebaşında"
söylediği gibi günü doğdu işte...
Dünya sürgününden, dünyanın o bir rüya gibi gelip geçen geçesinden uyanıp hiç batmayan güneşlerin olduğu ebedi aleme uyandı.
Onun da günü doğdu
Mevla korktuklarından emin, umduklarına nail eylesin.
Ruhuna Fatiha...
Buraya Mona Roza şiirindeki insanı intiharın eşiğine getiren ruh halini tarif eden bir kıtayı aktarmadan geçemeyeceğim:
"Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkim siğmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza"
Tahir Bulut

Bu yazı 214 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum