1960’lı yıllarda ” Adab-ı Muaşeret” diye bir ders okutulurmuş İlkokullarda…
Ayakta bir şeyler yiyip içilmez.
Eller pantolon cebine sokulmaz.
Başkasının kusuruyla alay edilmez.
Emanet eşyalar fazla geciktirilmez.
Pazarlık yaparken mal kötülenmez.
Telefon eden, önce kendini tanıtır.
Kalabalık yerlerde çiklet çiğnenmez.
Hiçbir yere ağızda sigara ile girilmez.
Sokak ortasında durarak konuşulmaz.
Kusur açık açık yüze söylenmez.
Alay ve kötüleme, ima bile yapılmaz.
Yerlere tükürülmez ve çevre kirletilmez.
Bencillik, ancak çocuklar'da ayıplanamaz.
Aksırırken el veya mendille ağız kapatılır.
Toplu yerlerde yüksek sesle konuşulmaz.
Uzun zaman kalan misafire bir oda ayrılır.
Yemek davetinde, yemekler geciktirilmez.
Sıra olan yerlerde sıraya geçilir, sıra bozulmaz.
Başkasının yanında ayakları uzatarak oturulmaz.
Bir konuyu red ederken ciddi ve terbiyeli olunur.
Başkasının lafı kesilmez, devamlı da konuşulmaz.
Erkeği olmayan eve, erkeğin ziyareti hoş karşılanmaz.
Borç asla inkar edilmez, yalan konuşulmaz, Yalan söyleyen, Borcunu vermeyen topludan dışlanırdı.
Herkes kendi kapısının önünü mutlaka süpürür, Yazın toz çıkmasın diye ıslatılırdı.
Kar yağdığında kimse düşmesin diye soba külleri buz tutan kaygan yokuşlara dökülürdü.
Mahallenin kızları erkeklerin korumasında olur, Başka mahalle erkekleri bir sokaktan iki defa geçemezdi.
