Behlül Dane

Behlül Dane

Bu Hayatı Neyleyim, Bana Seni Gerek Seni...
balatfener@gmail.com

Ramazanın Hikmetleri 2

06 Mayıs 2021 - 17:46

1. Ramazan ile Yenilenmek
2. Gelin İmanlarımızı Tazeleyelim
3. Hayır ve Bereket Ayı Ramazan
4. Oruç ve Takva
5. Orucun Fazileti
6. Oruç Gerçek Bir Arınma Olmalı
7. İman Kardeşliği ve Oruç
 

1. Ramazan ile Yenilenmek

Dünyada hareket halindeki her şeyin zaman zaman tazelenmeye, silkinmeye, arınmaya ve adeta hayata yeniden başlıyormuş gibi dinçleşmeye ihtiyacı vardır. Çünkü akıp giden zaman monotonlaşmaya, durgunlaşmaya sebep olur. Bu yüzden ara sıra akıp giden zamanın farkına varmayı ve silkinmeyi sağlayacak özel uygulamaların ve dönemlerin olması gerekir. Beş vakit namaz günlük hayatımızda bunu sağlar. Cuma namazları haftada bir farklı bir ortamda, bizimle ayni inancı paylaşanlarla bir araya gelerek silkinmemize, belli bir ümmetin mensubu olduğumuzun farkına varmamıza vesile olur. Ramazan ayı da yıllık silkinmeyi, bir yıl içinde tutan paslardan arınmayı, gevşeyen vidaları sıkmayı ve böylece sahip olduğumuz inanç doğrultusunda bir diriliş gerçekleştirmeyi sağlar.

Allah'u Teala, mübarek Ramazan ayini özel olarak seçmiş ve onu on bir ayin sultani yapmıştır. Onu özel olarak seçtiğinden dolayı da Kur'an-i Kerim'in indirilişi de bu ayda gerçekleştirilmiştir. Sonra da müminlerin bu ayda bütün nefsini paslardan arınarak din ve inançta tazelenmeleri, kendilerine gelmeleri, adeta bir diriliş gerçekleştirmeleri için bu aya özel bir ibadet koymuştur.

Oruç, iman ve ihdasta samimiyeti simgeleyen müstesna bir ibadettir. Çünkü oruç tamamen Allah'la kul arasında olan bir ibadettir. Sevabını da Allah verecektir. Oruç Allah ve ahiren inancı konusundaki samimiyetin de göstergesidir. Çünkü bu konuda tereddütleri olanlar birtakım dünyevi hesaplarla diğer ibadetleri yerine getirebilirler. Ama oruç tamamen Allah'la kul arasında olduğundan bu ibadeti Allah için ve sevabını ahrette Allah'tan umarak yerine getirirler.

Oruç, ayni zamanda bir azim ve irade terbiyesidir. Bu ibadetle insan nimetler içinde olsa da belli bir zaman süresince onlardan yararlanmayarak itaat konusundaki kararlılığını ve iradesine hakim olmadaki basarisini ortaya koyacaktır.

Orucun temel hikmetlerinden biri de açlık ve ızdırap içinde olan Müslümanların sıkıntılarını tatmak ve onların dertlerini anlamaktır. İste bu hikmetin temelinde de ümmet bilinci var. Yüce Allah tüm Müslümanları tek bir ümmet kılmış, onları kardeş ilan etmiş ve birbirlerinin dertleriyle dertlenmelerini istemiştir.

Sonuç itibariyle oruç bir tazelenme, iman tazeleme, nefis terbiyesi, iman kardeşliğini ve ümmet bilincini iliklerine kadar hissetme çabasıdır.

2. Gelin İmanlarımızı Tazeleyelim

Gerçekte bizim imanımızı güçlendirecek olan azığın kaynakları çeşitlidir. Bu kaynakların ilki, en önemlisi ve hatta bu konuda yararlanabileceğimiz bütün kaynakların kaynağı Kur'an-i Kerim'dir. Yüce Allah, Kur'an-i Kerim'i bizzat Kur'an-i Kerim'in içinde, hidayet, nur, rahmet, öğüt, zikir, kalplerde olan için bir şifa, en doğru yola ileten kitap olarak ve daha başka özellikleriyle anmıştır. Kur’an-i Kerim'i üzerinde düşünerek okumak ve dinlemek kişinin imanını artırır. Yüksek şeref sahibi ay olan Ramazan ayı da imanlarımızı tazelememiz için bir vesiledir. Bu ayda da ruh için oldukça büyük azık bulunmaktadır. Kur’an-i Kerim'de Ramazan ayinin üstünlüğünden söz edilirken bu ayin Kur’an’ın indirildiği ay olduğuna vurgu yapılması imanı tazelemede ve güçlendirmede her ikisinin de taşıdığı öneme işaret ediyor olsa gerek.

3. Hayır ve Bereket Ayı Ramazan

Ramazan ayı, hayır ve bereket ayıdır. Senenin bütün aylarının en hayırlısı olan bu mübarek ayda yapılan iyiliklerin karşılığı kat kat fazlasıyla verilir. Bu ay her yıl büyük bereket ve hayırlarla gelir. Ramazan ayı ayni zamanda insanin Salih amellerini ve hayırlarını artırması için bir fırsattır. Bu fırsatı iyi değerlendirerek, bu ayda Salih amellerini ve hayırlarını artıranlar Ramazan'ın getirdiği bereketlerden ve hayırlardan daha çok yararlanmış olacaklardır mutlaka. Böylece Resûlullah (s.a.v)'in da müjdelediği üzere rahmet, mağfiret ve cehennemden kurtuluş mükafatına kavuşacaklardır.

Ramazan ayı içinde bin aydan daha hayırlı bir gece bulunmaktadır ki o da Kadir gecesidir. Allah Teala bu ayda kulları için rahmetinin kapılarını açar. Resûlullah (s.a.v) bir hadisi şerifinde söyle buyurmuştur: "Bu ayı oruç tutarak, ibadet ederek ve hayır için harcamada bulunarak geçirenlere ne mutlu!"

Resûlullah (s.a.v)'in bildirdiğine göre: "Ramazan'ın ilk gecesinden itibaren şeytan ve cinlerin azgınları bağlanır. Cehennemin kapıları kapanır, artık (Ramazan'ın sonuna kadar) onun hiçbir kapısı açılmaz. Cennetin kapıları açılır ve artık (Ramazan'ın sonuna kadar) hiçbir kapısı kapatılmaz. Bir seslenici: "Ey hayırda öne geçen sen gel! Ey kötülükte ileri giden sen dur!" diye seslenir. Allah’ın o zaman cehennemden azat edilen kulları vardır. Bu her gece böyle olur" (Tirmizi).

Ramazan, ayni zamanda cömertlik, hayır için dağıtma ve ihsan ayıdır. Müminlerin annesi Hz. Aişe (r.ah)'nin bildirdiğine göre Resûlullah (s.a.v) insanların hayır yolunda en cömert olanıydı. En çok da Cebrail (a.s)'in kendisini çok sik ziyaret ettiği Ramazan ayında dağıtırdı" (Buhari).

Ramazan ayı kişinin günahlarından sıyrılarak bayrama bağışlanmış, günahlardan arınmış bir şekilde girmesi için bir fırsattır. Bunun yolu da Allah'a ihlasla ibadet etmek, onun rızası için oruç tutmak ve Yüce Peygamber (s.a.v)'in yolunu izleyerek zorda bulunan müminler için tasaddukta bulunmaktır. Müslümanların, bu ayda Resûlullah(s.a.v)'i örnek edinerek hayırlarını ve hayır yolundaki harcamalarını artırmaları, dünyanın çok değişik bölgelerinde zulüm gören, değişik maddi sıkıntılarla karsı karsıya olan Müslüman kardeşlerini hatırlamaları gerekir.

Kur’an-i Kerim'de Allah yolunda harcamak, Allah yolunda olanlara maddi destek sağlamak, hayır ve infakta bulunmak hakkında pek çok ayeti kerime mevcuttur. Bunlardan bazıları şöyledir:

"Mallarını Allah yolunda harcayanların örneği, her bir başağında yüz tane olmak üzere yedi başak çıkaran bir taneye benzer. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lûtfu geniş olandır, bilendir" (Bakara, 261).

"Hayır yolunda her ne harcarsanız O (Allah) onun yerine başkasını verir. O rızık verenlerin en hayırlısıdır" (Sebe, 39).

"Hayır için ne verirseniz size karşılığı eksiksizce verilir ve siz haksızlığa uğratılmazsınız" (Bakara, 272).

"Kendilerinin ona sevgi duymalarına (mala karsı gönüllerinde bir sevgi olmasına) rağmen yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler" (İnsan, 8).

"Artık kim (Allah için) verir ve (Allah'tan) sakınırsa ve en güzel olanı doğrularsa, ona en kolay olana  ulaşmayı kolaylaştıracağız" (Leyl, 5-7).

Resûlullah (s.a.v) de bu konuda teşvikte bulunmuş ve Allah yolunda harcamak, hayır için infakta bulunmak hakkında birçok hadisi şerif serdetmistir. Bu hadisi şeriflerden ikisini aşağıda veriyoruz:

"Kim temiz kazançtan -ki Allah temiz olandan başkasını kabul etmez- bir hurma değerinde bir şey tasadduk ederse Allah onu sağ eliyle kabul eder. Sonra, birinizin tayini büyütüp adeta bir dağ gibi yaptığı gibi onu büyütür" (Buhari, Müslim).

"Bir hurmanın yarısıyla da olsa ateşten korunun" (Buhari, Müslim).

Allah yolunda yapılan hiçbir iyiliği küçük görmemek gerekir. Herkes ancak gücünün yettiği kadarını yapabilir. Allah yolunda bir hurma infak etmenin bile büyük karşılığı vardır. Ancak kendisi iftar sofrasına çeşit çeşit yemekler koyarken, bin bir türlü sıkıntı içinde olan mümin kardeşlerini aklına getirmeyen, sonra da Allah yolunda harcama yapmamasına çeşitli mazeretler uyduran bir kimsenin yaptığı da yüce İslam dininin kazandırdığı kardeşlik anlayışıyla bağdaşmaz.

4. Oruç ve Takva

Yüce Allah orucun farziyetini bildiren ayeti kerimede söyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, (fenalıklardan) sakınırsınız diye oruç sizin üzerinize de farz kilindi" (Bakara, 183).

Bu ayeti kerimede orucun temel gayesi ortaya konuyor: Fenalıklardan sakınmak yani takva. Takva, nefis terbiyesiyle kazanılan bir vasıftır ve tüm ahlâki güzellikleri şamildir. Çünkü takva Allah’ın yasakladığı her şeyden sakınmanın ve Allah’ın emrettiği her şeyi yerine getirmenin genel adidir. Oruç da insana takvayı kazandıran etkili bir nefis terbiyesi metodudur. Takva, kalplerin uyanıklığını sağlar. Kalplerin uyanıklığı da Allah’ın rızasını kazanmaya vesiledir. Kalplerin bozularak günaha yönelmesini engelleyen şey takvadır. Günlük hayat, kişisel ilişkiler, karşılaşılan sıkıntılar insanda bazen yıpranmaya ve paslanmaya dolayısıyla takvasının kısmen de olsa tahrip olmasına sebep olur. Yılda bir ay boyunca her gün tutulan oruç sayesinde iste bu tahribat giderilir. Zarar gören yerler onarılır. Böylece takvanın yeniden kalbi kuşatması için gayret sarf edilir.

5. Orucun Fazileti

Orucun fazileti hakkında Resûlullah (s.a.v)'den birçok hadisi şerif nakledilmiştir. Bunlardan birkaç tanesini aktaralım:

"Adem oğlunun her ameline on kattan yedi yüz kata kadar sevap verilir. (Ancak) Allah (c.c) söyle buyurmaktadır: "Oruç bunun dışındadır. O benim içindir ve onun sevabını da ancak ben veririm. (Kulum) benim için şehevi arzusunu ve yemesini terk etmektedir" Oruçlu için iki rahatlama vardır. Bir rahatlama orucunu açtığı sırada, bir rahatlama da Rabbine kavuştuğu sıradadır. Şüphesiz oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur" (Buhari).

"Yüce Allah buyurmaktadır ki: Ademoğlunun her ameli kendi içindir. Oruç hariç. O benim içindir ve mükafatını da ben veririm. Benim için yemesini, içmesini ve şehevi arzusunu terk etmektedir" (Ibn Huzeyme).

"Her iftar vaktinde Allah'ın (cehennemden) azat ettiği kişiler vardır. Bu, her gece böyle devam eder" (Ibn Mace).

"Oruç bir kalkandır" (Nesai).

"Oruç sizden birinin çarpışma esnasında kullandığı kalkan gibi bir kalkandır" (Nesai).

"Allah buyurmaktadır ki: Oruç, kulun ateşten korunmasına yarayan bir kalkandır. O benim içindir ve sevabını da ben veririm" (Ibn Hanbel).

"Oruç ve Kur'an kıyamet gününde kul için şefaat ederler. Oruç der ki: Ey Rabbim! Ben onu yemekten ve sehevi arzusundan alıkoydum, beni onun için şefaatçi kil. Kur'an da der ki: Ben onu gece uyumaktan alıkoydum, beni onun için şefaatçi kil. Böylece onlar şefaat ederler" (Ibn Hanbel).

6. Oruç Gerçek Bir Arınma Olmalı

Son yüzyılda zihinleri kuşatan maddeci anlayışın bizde bıraktığı izlerden biri hayatimizin çok önemli bir parçası ile, oruç, Kur'an, ibadet, itikaf, sadaka ve Allah'a yaklaşma ayı olan Ramazan ayımızla ilgilidir. Bu ay birçokları açısından türlü türlü yiyeceklerle bedeni şişirme ayi haline geldi. Ramazan ayında yiyecek için yapılan harcamalar diğer aylardakine oranla daha da artırılıyor.

Pek çok kimse de orucu sadece Ramazan ayında kendini yeme içme ve cinsel ilişkiden uzak durma olarak görmekte göz, kulak, dil, el, ayak gibi diğer organlarını ise Allah'ın haram kıldığı isleri isleme konusunda serbest bırakmaktadırlar. Bu şekilde neyin orucu tutulur?

Ramazan'ı yeniden eski Rabbani ve ruhani havasına kavuşturmak gerekir. Kişiler o ayda Kur'an okumak, teheccüt namazı kılmak, Allah'ı zikretmek, fakirlere ve düşkünlere yardim etmek, Allah'ın gadabını gerektirecek ve orucun güzelliğini bozacak her isten kendini sakındırmak suretiyle hayatlarına yeni bir canlılık kazandırmalıdırlar.

7. İman Kardeşliği ve Oruç

Daha önce ifade ettiğimiz üzere orucun en önemli hikmetlerinden biri açlık ve izdi rap içinde olan kardeşlerimizin acılarını hissetmek, onların sıkıntılarını paylaşmaktır. Bunun fiiliyata dökülmesi için Ramazan'a özel olarak fıtır sadakası adında bir sadaka uygulaması da getirilmiştir. Bu sadaka sembolik de olsa tüm Müslümanların birbirlerinin dertleriyle dertlenmelerini sağlama açısından büyük anlam ve önem taşımaktadır. Ayrıca "damlaya damlaya göl olur" sözünde ifade edildiği üzere bu küçük damlalar bir yerde toplanınca büyük havuzlar oluşabilmekte ve sıkıntı içinde yasayan pek çok mümin kardeşimizin yarasına merhem olabilmektedir. Ancak mümin olarak ilgi alanımızı daraltmamamız, ümmet bilinci içinde tüm Müslümanların dertleriyle dertlenmemiz gerekir. Maddi imkanlarımız sıkıntı içindeki tüm Müslümanlara el uzatmamız için yeterli olmayabilir. Ama hiç olmazsa düşünce ve ilgi sınırlarımızı daraltmayalım. Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman kimliği taşıyan herkesin bizim kardeşimiz olduğunu unutmayalım.

Bu yazı 239 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum