Ölmeyen ne varki?
Her nesne bir kader ile yaratılmış, Doğar, yaşar, Ölür.
Peki Şair nasıl ölür, Kim öldürür?
Dertler, Parasızlık, Hastalıklar, Belâlar şairi coşturur, ilham verir, mücadele azmi verir.
Şairi duyarsızlık öldürür.
Bilhassa istibdat dönemlerinde meydanlarda gerçeği haykıramayan gönüller, Şiire sığınarak derdini ortaya döker.
Merhum M. Akif Ersoy'u Saltanatın son günlerinin istibdatı efsaneleştirmedimi?
Bir zamanlar çok yazardım, Dilediğim konuda birkaç dakikada çok kolaylayca dörtlükler sıralardım defterime.
Pekte rahat değildim, Peşimde polis ve hasımlar, İşte bu gün o gün, Mukadder akıbet günü der yarınsız yaşardık halbuki.
Sonra yazamaz oldum, Boş verdim, Bilâ ücret icra ettiğim uyandırma memurluğuna.
Sanki bilinçsizce üç maymunu oynamaya başladım, Gören gözlerim, Duyan kulaklarım, Konuşan dilim gereğini yapamaz oldu.
Yaranamadım doğruyu söylediğim ahaliye, Yalansız, haramsız bir hayatın mutluluğun şifresi olduğunu anlatamadım.
Samsunlu Orhan gibi,Batsın bu Dünya demedim, Diyemedim, Sustum, Sustum, Sustum.
Duygularım körlendi, Düşünemez oldum, Bakar kör, Duyar sağır, Konuşan Lâl oldum.
Sağlamdı ayaklarım yürümez oldum dertlerin üzerine, Sağlamdı kollarım tutmaz oldum bir kulpundan devrilen Dünyanın.
Bir şair öldü, Bir şair öldürüldü, Halbuki ne kadarda ihtiyacı vardı memleketin kendisine.
Duyarsızlık, tepkisizlik, bir lokma için atlanılan taklalar, Hayvanların hayvanlığına hayranlıkla bakar olduk, hayvanlardan aşağılık olduk.
Hemen yanımızdaki mazlumu, muhtacı, Alilin farkında bile değiliz.
Halbuki çevremiz ateş çemberi, yananlar bizden. Suçları sadece Müslüman olmak, sadece Müslüman olmak.
Nice islam diyarı virane oldu, Kimileri küffarın kalesi, Karargahı. Seyrettik seyrediyoruz, Bakıyoruz birşey görmüyoruz.
O şair öldü, Bunlarda gördüğünüz gibi şiir değil, Şikâyetler.
O şair öldü geriye hiçbir eseri kalmadı, Ezberi de yoktu zaten, Defterleri kayboldu bilmem nasıl!
Anlamsız bedeni, yarın ruhun terkinde toprak olacak gibi, Şiirleri ondan önce toprak oldu gitti.
Yaşamadı, Yaşar gibi yaptığında istisnasız kimseye yaranamadı, Tek umudu Rabbi idi, İnşaallahû Tealâ zayi olmadı amelleri.
Dedim ya üç günlük dünyayı gözünde büyütenler Dünya için yaşar, Yaratılma gayesini bilenler o mihvalde tutunur hayata.
Dünya için yaşayanlar anlayacaklar sevdalarının gerçek olmadığını, Bir hayalin peşinde hüsran olduklarında.
Allah ve rızası için yaşayanlar kavuşacaklar umduklarına, Hemde zannettiklerinden ziyadesiyle mutlu olarak.
Şairleri öldürmeyin ne olur!, Onlar kutup yıldızı, Pusula gibidir, karanlık zamanların yol göstericileri.
Ne politikacılar, Ne din adamları, ne filozoflar size yol gösteremediğinde.
Şairler pusulanız olsun, Yolda kalmazsınız, Hiçte mahsun olmazsınız.
Dedimya öldürdünüz içimdeki şairi, Yaşarken öldürdünüz, Amal defteri kapanmadan öldürdünüz.
Yemek içmek olarak verdiklerimi aldınız zıkkımlandınız, ilaç olarak Şifa olarak verdiklerimi hiç tercih etmediniz.
Ne kadar Dünyalı oldunuz! Halbuki siz Dünyalı değilsiniz ki!, Cenneten kovuldu atanız, hatasını telafi etti gene oraya döndü.
Siz nereye döneceksiniz ey gafiller, Yolunuz sizi nereye götürecek bilmiyorsunuz, Çünkü düşünmüyorsunuz.
Hayvanlar düşünemez Akıl vermemiş yaradan, Aklı olduğu halde düşünmeyen, Aklını kullanamayan gafiller Söz sözümüz Son söz olsun.
ENBİYA 10: Andolsun ki, biz, size içinde şeref ve itibarınız bulunan bir kitap indirdik. Hâlâ aklınızı kullan(arak ondan yararlan)mayacak mısınız?
FURKAN 44: Yoksa çokları dinlerler ve akıllarını başlarına alırlar mı sanıyorsun? Onlar, ancak hayvanlara benzerler, hattâ yol yordam bakımından hayvandan da sapıktır onlar.
YUNUS 100: Allah’ın (hikmetine bağlı) izni olmadan hiç kimse iman edecek değildir. Allah, düşünüp akıllarını kullanmayanların üzerine murdar bir darlık, bir sıkıntı verir.
Mülk Suresi, 10 : Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık.
