Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

ARTİN AGOPYAN NASIL "ÖÇ" ALAN OLDU ve PKK GERÇEĞİ

20 Ağustos 2021 - 15:00 - Güncelleme: 20 Ağustos 2021 - 16:17

 Üç yıl kadar önceydi...DTP (BDP) Diyarbakır'da düzenlediği kongrenin sonuç bildirgesinde, Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ı "Kürt Halk Önderi" olarak tanıtmıştı.Tepki vermiştik o günlerde...

Nasıl olur da Abdullah Öcalan gibi soyu-sopu  belirsiz biri, "Kürt Halk Önderi" olurdu.

Araştırmaya koyulmuş, bazı bilgilere ulaşmış, bu köşeden yazmıştık.Hatırlayalım isterseniz..

Bir zamanlar Apo'nun en yakın arkadaşı, sağ kolu, başyardımcısı, kayınçosu "Parmaksız Zeki"  kod adlı Şemdin Sakık anlatıyor.  Sakık, 18 yıl dağlarda PKK eylemleri yönettikten sonra Kuzey Irak'ta Türk Güvenlik Güçlerince yakalanmış, Türkiye'ye getirilmiş, yargılanmış,, mahkum olmuştu.
 
        Şimdi Diyarbakır Cezaevi'nde.

Cezaevi'nde kolay kolay vakit geçer mi?Oturmuş "Şemdin Sakık'tan Mektuplar" adını verdiği bir kitap yazmış. Kitabın 202'nci sayfasında Abdullah Öcalan için şöyle diyor:

"Hangi milletten olduğu anlaşılmadığı gibi hangi dine mensup olduğu da bir o kadar muğlaktır. Bir bakarsınız ki, İslam Dini'ne sarılmış, bir bakarsınız Papa'dan daha fazla İsevi olup çıkmış. Hatta kendisiyle Hz.Musa arasında  benzerlikler kuracak kadar Yahudileşmiş çıkmış.

Bazen Sünni, bazen Alevi, bazen Harici'dir."

        Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın "Kürt" değil, "Ermeni" olduğunu ve gerçek adının da "Artin Agopyan" olduğunu iki yıl önce yazılmıştı. Dikkat ederseniz, Cezaevi'nde yazdığı kitabında  Şemdin Sakık da benzer şeyler söylüyor:

 "Hangi milletten olduğu anlaşılamadığı gibi, hangi dine mensup olduğu da bir o kadar muğlaktır" diyor. Boşuna mı dedik "Soyu-sopu belirsiz"diye...

Anlayacağınız, DTP'nin Diyarbakır Kongresi'nde "Kürt Halk Lideri" diye tanıttığı "Abdullah Öcalan"  aslında bir dönme...

Dönme derken, Rum, Ermeni, Levanten olup  da, Hıristiyanlığını ve aslını gizleyip, Müslüman görünen öz-be-öz Türk adları taşıyarak, bizleri kandıranları kastediyoruz. İşte bu dönmelerden biri de, yıllardır bize "Abdullah Öcalan" adıyla tanıtılan terör örgütü PKK'nın eli kanlı lideri Artin Agopyan...

Kürtleri "Bağımsızlığa kavuşturacağını" iddia edip, Türk'ten çok Kürt öldüren, "Abdullah Öcalan" takma adlı Artin Agopyan'nın gerçek bir Ermeni olduğunda kuşku yok. Çünkü; gerçek anlamda Kürtçe bilmiyor. Bir halk lideri düşünün ki, kendi dilini bilmesin!..  

Şimdi kimileri diyecek ki: "Bunu da nereden çıkardın".. Ben çıkarmadım, ama nereden çıktığını anlatayım...

        Bütün olay, ASALA eliyle 1973'den beri yürütülen Hıristiyan Ermeni terörünün. Artık dünya kamuoyunda tepki çekmeye başlaması, Batılı emperyalist devletlerin yeni bir kuklaya ihtiyaç duymasından kaynaklandı. Bu öyle bir kukla olmalıydı ki, ne Hıristiyanlar  ne Batılılar göze batsın...

Tam tersine, hem Türkiye meşgul edilsin hem de Türklerle Kürtler birbirini kırsın!. Üstelik Türkiye'nin Suriye, Irak, İran, Filistin, Libya gibi Müslüman devlet  ve topluluklarla arası da bozulsun. Devlet Müslümanları öldüren, kendi insana zulmeden bir duruma düşsün.  abdullah öcalan'ın babası ermenidir. Amarlı Köyü, eski bir Ermeni yerleşim birimidir. Abdullah Öcalan'ın aile içindeki asıl adı "Artin Agopyan" dır. Gerçek kimliği ortaya çıkmasın diye bir gece Halfeti Nüfus Müdürlüğünü basmıştır. Ve nufus kütüklerinin hepsini yakmıştır. Ayrıca A.Öcalan, Kürtçe de bilmiyor. PKK'nın Komutan düzeyinde olanları Ermeni, dağda ölen ayak takımı Kandırılmış Kürt'tür.

        İşte PKK lideri Apo diye bilinen, İmralı'da tatil yapar gibi sözde cezasını çeken Artin Agopyan'ın hikayesi. Bunu kim ortaya çıkardı biliyor musunuz? 31 Mayıs 1999 günkü duruşmada söz alan bir şehit babası. Başbağlar katliamında oğlunu kaybeden Ahmet Beşkardeş, İmralı'daki yargılanması sırasında, (Abdullah Öcalan'a hitaben Kırmanç (Kürt) ağzı  ile "Ez Kırmanç im" diye başlayıp "Sen Kürt değilsin, Ermeni'sin. Eğer Kürt isen, ben şimdi seninle Kürtçe konuşuyorum, bana Kürtçe cevap ver!..

"dedi. Ama, hiçbir cevap alamadı. Böylece "Apo" diye bilinen katilin aslında Ermeni olduğu bu şehit babası tarafından yüzüne haykırıldı ve kayıtlara geçti. Araştırırsanız sizler de bu bilgilere ulaşabilirsiniz. İyi ama, hiç basına yansıdı mı bu bilgiler, bu ifadeler?  Yansımadı, yansıtılmadı.O da ayrı bir tartışma konusu.. Bu duruşmalar çoğu zaman dönme  medyada yer almamış yer aldığı zaman ise alt sıralarda yer aldı...

Bazı televizyonlar bu konuyu yansıtmak yerine, "size şimdi çok önemli bir olay göstereceğiz," diyerek Apo'nun "gözlük kullandığı" sahneleri yayınladılar!..

        Baş terörist ülke A.B.D.'nin ünlü televizyonu C.N.N. ne yaptı, biliyor musunuz?.. Ne bu Kırmanç Türk köylüsünün tesbitini yayınladı,ne de Artin Agopyan'ın Batılı ülkeleri suçlayan ifadelerini!.. Kısaca "Apo yaşamasına izin verildiği takdirde ülkede barışı sağlayacağını söyledi," dedikten sonra, - "Şimdi Türkiye'ye sokulmayan Abdullah Öcalan'ın avukatına bağlanıyoruz," anonsunu yaptı!..  Apo namlı Ermeni kaatilin zaten Ermeni mi, Kürt mü olduğu belli olmayan hain nitelikli 100 tane avukatı var!..

Bunlar sırayla arz-ı endam edip, kendilerine göre bir "şov" sergiledikten ve Türk devletini suçladıktan sonra, dâvâdan çekiliyorlar!.. Üstelik bizim mason / dönme medyada uzun uzun beyanat veriyorlar, istedikleri reklâmı yapıyorlar!.. "Kimmiş ki, bu yurda sokulmayan avukat?" demeye kalmadı, bir Hollandalı bayan ekranda göründü...

Efendim, bu Hollandalı kadın Apo'nun avukatıymış!.. Çok istemiş, gelip dâvâyı üstlenmeyi ama, zalim Türk devleti kendisini yurda bile sokmamış!.. Savunması böylece kısıtlanan(!) kaatil Ermeni, eğer mahkûm edilirse, yanlış karar alınmış olacakmış!..

 

Gördünüz mü, büyük müttefikimiz, sâdık dostumuz Amerika'nın kurduğu tezgâhı?.. Bunca muhabirine rağmen, Türk kanunlarına göre, sanıkları ancak Türk barolarına kayıtlı avukatların savunabileceğini bilmiyormuş gibi yapıp, Türk Devleti'ni suçluyor! Arkasından C.N.N. spikeri, bir Türk gazeteciye (hadi o adam olmayanın adını vermeyelim), - "Apo'nun beraat etme ihtimali var mı?" diye sormaz mı?.. Aklınca beraati de bir ihtimal olarak zihinlere yerleştirmeye çalışıyor!.. Tabii A.B.D.'nin resmi devlet politikası icabı!..

 Hiç unutulmasın ki, ne Amerika'da, ne İngiltere'de, ne de Almanya'da hiç bir özel basın-yayın organı devlet politikası dışında yayın yapamaz!..

O Amerika ki, Teksas Eyaleti'nin (ki bu eyaletler federal devlete kendi rızaları ile katılmışlardır) bağımsızlığı için örgüt kuran 5 kişiden üçünü vurup öldürdü, ikisini de ömür boyu hapse mahkûm etti...

Daha geçenlerde bilgisayarlara "melissa" virüsü bulaştırdı diye, eline silah almamış bir gence tam 40 yıl hüküm giydirdi!..

Kalkmış, 30.000 kişinin ölümünden sorumlu bir isyancı Ermeninin "beraat" edip etmeyeceğini soruyor!..

Bu arada, şu gerçeğin altını da özellikle çizmemiz gerekiyor. Bizim Kürt kökenli vatandaşlarımız, bölücü terör örgütü ortaya çıkana kadar kendilerine Kürt demezlerdi. Hala da çoğu o kelimeyi kullanmaz.

Kendilerini "Kırmaanç, Zaza, Dersimli" diye adlandırır, boy e aşiret adlarını kullanırlar. Bu da Avşar, Karakeçili, Türkmen demekten farsızdır. Kürt Kökenli vatandaşlarımız çok dikkatli olmalı, yıllardır bizlere  "Abdullah Öcalan" diye tanıtılan, şimdi de "Kürt Halk Lideri" diye takdim edilen  Ermeni asıllı Artin Agopyanı iyi tanımalı.

Türk-Kürt çatışması yaratarak Türkiye'yi bölmeye çalışan ülkelerin Türkiye'yi bölmeye çalışan ülkelerin maşası olduğunu görmeli artık.

Tarih, çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı demeden kendi halkını katleden, aşağılayan bir "Halk Önderi"ne tanıklık etmemiştir. Öcalan, denildiği gibi gerçekten "Kürt Halk Önderi" olsa, Terör  Örgütü PKK'nın eylemlerini kendi halkına yapar mıydı?
Çabuk unutan bir toplumuz..

Biz yine de hatırlatalım. Öcalan'ın lideri olduğu, PKK terör örgütü  en büyük eylemlerinden birini  20 Haziran 1987'de Mardin'in Ömerli İlçesi'ne bağlı Pınarcık'ta yaptı 16 çocuk, 6 kadın, 8 erkek toplam 30 Kürt vatandaşımızı katletti. Bu ülkede Öcalan gibi dönmeler çok..

 Bir başka PKK gerçeği ise
 "PKK örgüt yöneticilerin çoğu  ermenidir. Cezaevinde yatarak çıkan bir PKK'lı  ile sohbet esnasında bana bazı şeyleri itiraf etti;

Evet doğru, bir Ermeni komutan benim yanımda bir Kürt arkadaşımı öldürdü. Ne suçu vardı, neden öldürdün, dediğim zaman, O; "Onun Müslüman olması benim için yeterli. Bir Müslüman eksilmiş oldu ya". Dedi. Ben bu işte Ermeni Parmağı olduğunu görünce, bunun üzerine örgütten ayrıldım"

Ölü olarak ele geçen bazı cesetlerin Sünnetsiz çıkması da bunların Ermeni olduklarını göstermektedir. Kürtler Müslüman, bu nedenle Kürt Çocukları arasında Sünnetsiz kimse olamaz.
Ayrıca PKK Komünist-Marksist- Ateist ve Allah'a- Dine inanmayan, Dini bir Uyuşturucu Afyon olarak gören bir örgüttür.
Yani bu çatışmalarda Kürtler ölecek, Zafer Ermenilerin olacak...

Çünkü Ermeni araştırmacı Johannes Lepsius; "Gecekondu bir Kürt devleti kurulmadan, Büyük Ermenistan kurulamaz" diyor.

 PKK' lı itiraf ediyor: PKK'nın elindeki haritada, daha önce Ermeni öldüren Kürt köylerinin isimleri işaretlidir. Örgüt elemanı köye giriyor ve öncelikle Ermeni öldüren eve misafir oluyor, Kürtçe konuştuğu için ev sahibi ona güveniyor ve hürmet ediyor, birkaç saat sonra PKK'lı ev sahibine bir soru yöneltiyor;

"Dayı siz buralarda hiç Ermeni öldürdünüz mü?"
PKK'lı Kürtçe konuştuğu için, ev sahibi ona güvenerek, nerede ve nasıl öldürdüklerini detayları ile anlatıyor. Gece yarısı PKK militanları kalkıp giderken;

 "Dayı, sen kendi ağzınla Ermeni öldürdüğünü itiraf ettin, ayrıca şahit'e gerek yok." diyor ve;
"Aha işte Ermeni öyle öldürülmez, böyle öldürülür!" diyor ve ev halkını tarayarak öldürüyor. Beşikteki çocuğa kadar öldürmesinin nedeni, hem Ermeni İntikamının alındığı Kürtlerce bilinmesin diye şahit bırakılmıyor, hem de beşikteki çocuğa kadar öldürüyor, Kürtlerden 1915 'lerin intikamını alıyor.

PKK, doğuda Kürtleri göçe zorlamakla, bilinçli olarak doğudaki Kürt nüfusunu azaltma yoluna gidiyor ve ileride olabilecek bir oylama ile, bu toprakların bir ilhak sonucu Ermenistan'a bağlanabilmesi için zemin hazırlıyor.

 Peki bu Hıristiyan dünyası, 93 harbinde Ermeniler tarafından öldürülen bir milyon Kürt için neden insan hakları demedi?  Ne zamanki 1915 lerde eli silah tutan Kürtler cepheden dönerek, Ermenilerden intikam almaya başlayınca, Hristiyan dünyası "Soykırımdan" söz etmeye başladı.

Hemen "Berlin Anlaşmasını" Osmanlı'ya imzalattırarak, "Ermenileri Kürtlerden Koruma Görevi Osmanlı Türküne verilmiştir." diye bir madde koydurdu. Bu maddeye göre Osmanlı Ermenileri Kürtlerden korumaya çalıştı. Bu maddeden dolayı, göçmek istemeyen Ermeniler, Türk Devletine Yağcılık olsun diye özbe öz Türk Soy isimleri aldılar.
Bu nedenle doğuda Türk, Öztürk, Asiltürk gibi soy isimleri alanları incelemeye almak lazımdır. Dün Kürtlerden korunmak isteyen Ermeniler, Bu gün Kürtsever oldular.  Dün Kürtlerin feryatlarını duymayan Hıristiyan dünyası, bu gün ne oldu da "Kürtsever" oldu. Çünkü kullanacak keriz buldu da ondan. Kısacası; "alavere, dalavere Kürt Memet nöbete..." Ermeni PKK'ya göre Kürt de ölse kârdan Türk de ölse kârdan...

 Sözde Kürt Milliyetçisi geçinen PKK'lılar cevap versin : "Madem Kürtleri çok seviyorsanız, 1876-78 yıllarında, 93 Harbinde, Ermeniler Ruslarla birlikte Bir Milyon Kürt ve Türk öldürdüler. Öncelikle bu soykırımın hesabını Ermenilerden, o sizi Marksist eden Ruslardan sordunuz mu?  Sorulduğunda  PKK(ermeni) hainlerinin cevabı ise "Böyle bir soykırım olmamıştır, biz hatırlamıyoruz." olacaktır. Çünkü "Baba Katili olan Ermenilerle işbirliği yapıyorlar."
Doğuda çıkan toplu mezarların baba-dedelerine ait olduklarını görmezlikten geliyorlar.

Çünkü orgüt yöneticileri ermeni de ondan. Aslında bilinçli olarak "Türk-Kürt Soykırımından" habersiz görünen PKK'lılar, Kürtler için çok müteessir olmamakla, Ermeni olduklarını da açığını veriyorlar.

Ermeni PKK ve ASALA, Batıyı Türkiye'nin üzerine göndererek, haklarını almak ve bölünmeyi hızlandırmak istiyor. Eğer batı daha çok Türkiyenin üzerine gelmeye devam ederse, Türkiye; "ben soy kırım yapmadım, o zaman oralarda Kürtler oturuyordu, eğer yaptıysa Kürtler yapmıştır, gidin Kürtlerle kozunuzu paylaşın" derse, Kürtler suyu kesilmiş balık gibi ortada kalırlar.

Fakat Türkiye hala Kürtleri kendinden ayrı görmediği için böyle bir kelime kullanmıyor. Aslında Ermeniler, asıl düşmanlarının Kürtler olduklarını biliyorlar. Ermeni PKK da bu nedenle doğuda Kürt öldürerek, temizlik harekatı yapmaktadır.

Jonannes Lepsius anılarında; "Ermenilerin Türklerle toprak, Kürtlerle kan davası vardır" diyor. Bir çok nedenden dolayı Ermeni Terör Örgütü PKK, Kürtleri temsil edemez.

Son söz olarak İngiltere,Fransa ve bütün kan emici batı alemi Osmanlı imparatorluğun has vatandaşı ve yıllarca birlikte yaşayan Şark Vilayetlerini birbirine düşürerek suni çatışma çıkartıp birliğimizi bozmak istediler.

Yıllarca birbirlerinden kız alıp kız veren ayni camide namaz kılan ve aynı cephede savaşan insanların arasına düşmanlık sokmak istediler. Bu şer koalisyonuna 1840 yıllına kadar bize bağlı olan Cezayir Beylerbeyliğine vergi vermek kaydıyla Akdeniz de gemi yüzdürebilen ABD bile bu duruma şarkta açtığı Amerikan Kolejleri ve öğretmen ajanlarıyla vasıtasıyla büyük katkıda bulunmuştur.

ABD Başkanı Vilson 1918 Yılında ise Şark vilayetlerimizin bulunduğu yerlerde büyük ermeni devletine geçişi sağlamak için bir kürt ve bir ermeni devleti kurulmasını ısrarla talep etmiştir. Bu talep karşısında Samsun-Erzurum-Sivas ve Ankara da "VATANIN BÜTÜNLÜĞÜ TEHLİKEDEDİR. ECNEBİLERE ASLA TAVİZ VERİLEMEZ" Milli andı " TÜRK SÜNGÜSÜYLE" emperyalist ve vatan hainlerinin alnına  yazılarak altı imzalanmıştır...
 


13-07-2012 13:07:15

Mehmet ARSLAN
www.kamudan.com

Bu yazı 290 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Aponun Gerçek Yüzü
    1 ay önce
    Artin Agopyan... 06 Kasım 2019 1737 20 Önce soyadı üzerinde duralım. Kimlerden ve ne için öc alıyordu? Geçmişten günümüze kadar ABD ve Rusya Ermenileri üzerimize kışkırtış, bu arada İngiltere de Kürt politikasına eğilmiş onları ilerde kullanabileceği bir güç olarak görüyordu. İngilizler bu konuda tedbirli hareket ederken; Ermeniler Rusya'nın kozu haline geldiler. Ruslar 1917 de savaştan çekilince Amerikalılar Wilson kararları ile Doğuda bir Ermeni Devleti, Güney doğu da ise bir Kürt devleti oluşturup kontrolları altına almaya çalışırken, Fransızlar da Güney Anadolu'ya Fransız üniforması giydirdikleri Ermeniler ile girdiler. Mütarekeden sonra Batılı ülkelerin orduları ilke birlikte dönen Ermeniler kendilerinin elinden alındığını iddia ederek hem yerli halkın malına mülküne el koymuş ve fırsat bu fırsattır diyerek öç almak adına Türklere ve Kürtlere acımasızca katliamlar ve işkencelerde bulunmuşlardır. Bu katliamlardan tatmin olmayan Artin Agopyan'ın ailesi bu sebeple katliama devam edip öc almak için ÖC-ALAN adını almışlardır. Neticede Öcalan'ı gizli bazı ellerin çalışması sonucu ve bazı idarecilerimizin basiretsizliği yüzünden Asala ile takviye edilen Öcalan PKK ismi ile Güneydoğu halkının lideri haline getirildi. Bu arada yandaş medyanın katkılarını da unutmamak lazım. İsmi Abdcullah Öcalan olarak ortaya çıktıktan sonra adım adım derin devlet destekli örgütlü çalışmaya; Uğur Mumcu'nun ifade ettiği, "MİT Apo'yu besledi" söylemindeki beslenme hikayesi böyledir: " Bizi dış görünüşle ele alıp değerlendirdiler. Bizi kesin bu taktikle, daha 1980'e hatta 1978'e ulaşmadan dağıtacaklarını umuyorlardı. TC'nin (ki bu ilerde daha iyi anlaşılacak) MİT'in sanırım o zamanki temel yönelimi buydu. 1977 Ocak toplantısını evinde yapmıştık ki, bizim en büyük toplantımızdı. İşin ilginç yanı, Pilot her şeyi hazırladı ve biz de gittik ve yaptık. Tabii belgesi yok, hiçbir şeyi yok, adı yok. Soba kapısı açık, yazdığımız notları eğer polis basarsa sobanın içine atacağız. Bayan da var. Polis gelirse yılbaşı töreni var diyeceğiz. Çok ilginç, devletin iki yanını nasıl kullanıyoruz. Sanırım MİT bunları duyduğunda hem kahkahadan patlıyor, hem de öfkesinden boğuluyordur. Doğan arkadaş vardı, 1979'daydı galiba, beni yakaladı. Anlattıklarına göre MİT başını dövüyor, 'bu yüzde yüz kucağımızdaydı, biz bunu nasıl kaçırdık' diyormuş." (Mehmet Ali Birand, APO ve PKK, sayfa 88)