Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

BABIALİ NERESİDİR ?

02 Eylül 2021 - 00:29

BABIALİ NERESİDİR ?
Bizim memlekette hür adam sayısı karganın beyazı kadardır. 
Beyaz bir karga nasıl gagalanırsa diğer kargalar tarafından, aklı fikri hür bir insan da öyle hırpalanır bizim memlekette.
. . .
Aziz dostum Hikmet Yediç bahsetmişti bana ondan. 
Babıali kapılarının açılmadığı bir adamdan. 
Neyzen Tevfik'in deyimiyle 'Boğa'.
Türk matbuatının canlı arşivi, ömrü uzun olası, ışığı ebedi kalası Hilmi Yavuz'un deyimiyle bir clochard'dan. 
. . .
Çerkes bir hukukçunun oğlu olarak Halep'te doğmuş. 
Babası şimdilerin kutsal şahsiyeti olan Sultan Hamid tarafından Fizan'a sürülünce onunla birlikte Libya çöllerine savrulmuş. 
Bir bedevi tarafından vurulup kan kaybından ölen babasının yanında beklerken küçük bir çocukmuş. 
Sonra on yedi yaşındayken seferberliğe gönüllü katılmış, Kafkas Cephesinde esir olmuş, kurşuna dizilmekten son anda bir Rus subayının mektubuyla kurtulmuş. 
Paris'te felsefe okumuş,
Cumburiyetin ilk yıllarında Amerikalı bir piyanist olan eşiyle İstanbul'a gelmiş. 
Libya'daki mülkü, İstanbul'daki terekeyi rakıya meze yapmış. 
Devrin adamlarının hiç birine tapmamış, 
Doğru neyse onu söyleyip onunla yaşamış.
Sadece Neyzen Tevfik'e açılmış, bir de bizim Hikmet'e...
Fransız aksanlı bir Çerkesçe ile. 
"A Hikmet, Babıali Türk matbuatının kerhanesidir" 
. . .
Derken Faslı Abdelaziz'in ölümünü duyunca bir cinnet geçirmiş... "Ghadaruke ! Ghadaruke ya Abdelaziz !" çığlıklarıyla çınlatmış Babıali'yi. 
'Sana gadrettiler, sana kötülük ettiler ya Abdelaziz...'
Evvelce makalelerini yazdığı Doktor Mazhar Osman'ın hastası olmuş. 
Piyanist eşi terk etmiş onu. 
Bir rakı şişesini alıp çıkmış Çatladıkapı taraflarındaki evinden. 
Çıkış o çıkış...
. . .
Sonrası sadece içki... İçki yoksa ispirto. 
İğrenç kokulu kuytularda yere serilmiş gazete kağıdı üzerinde uyumuş. 
Şarib-i leyli ven nehar Tarık Baba demişler.
Gecelerin ve gündüzün içkicisi Baba Tarık... 
. . .
Necip, Babıali'nin bütün günahkarlarını sayarken bahsetmez ondan. 
Kimse, ama kimse satır arasında adına yer vermez. 
Öylesine hiç var olmamışçasına yok olmuş bir adamdır.  
Bir tek gazete haberi kalmıştır ondan geriye. 
"Tarık Carım, 25 mayıs 1965'te kaldığı otel odasında DDT içerek intihar etmiştir."
. . .
Ona ait büyük sırrı bana teslim etti Hikmet. 
Belki yazarım bir gün, 
Belki 
Hulusi Üstün

Bu yazı 234 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum