BENİ MAHKEMEYE VERECEĞİNİ SÖYLEYEN MİLLETVEKİLİNE!
"Dilek yolunda ölmek Türklere olmaz tasa,
Türk`e boyun eğdirir yalnız töreyle yasa;
Yedi ordu birleşip karşımızda parlasa,
Onu kanla söndürüp parçalarız, yeneriz"
Nihal Atsız
Bilinçsizce yapılan bir hatanın ileri de Trabzon üzerinde kirli emelleri olan hayâli Pontusçular için istismar malzemesi olarak kullanılacağına dair yazdığım yazımdan dolayı beni Avukatıyla mahkemeye vereceğini söyleyen Milletvekili'ne yıllarca önce yazdığım yazımdan bir bölüm alarak memleketimizin ahvalini hatırlatıyorum;
Koca bir vatan sathı müşterek bahis oynanan hipodroma dönmüş ve herkes ayrı bir ata oynuyor lâkin atların tamamı topal, seyisleri ecnebi!
Ey gaflet ehli!
Güneşin batışını değil!
Koca bir vatanın batışını seyrediyoruz.
Vatanın bu batışı karşında;
Helâl süt emmiş vatan evlâtlarının bağırları yanarken,
İstiklâl Savaşının kılıç artıklarının çocukları ise, bu hazin manzaraya sırtlarını dönerek zafer hatırası olarak SELFİ çekmekteler….’’
Asâletin Türklükte, gerçek hürriyetin ise Hak’ka esarette olduğuna inanan, kutsâl emâneti yüklenerek hilâfeti taşımaya tâlip, dünya hayatının kısa oluşunun şuurundan hareketle bu kısacık ömrü Türklük- Vatan- Din ve milletimin namusu uğrunda en verimli bir şekilde değerlendirerek;
Dünya hayatı ile ebedi hayatın kavşak noktasını teşkil eden "son nefes anımda" gönlümün ve beynimin gönderinden bir ömür boyu hiç indirmediğim Türk milliyetçiliği bayrağını, Türklük, vatan, din ve bayrak sevgisiyle dopdolu olarak yetiştirmeye gayret sarf ettiğim evlâtlarıma teslim edebilmenin hazzı ile mes`ut ve bahtiyar bir şekilde ebediyete intikâl etmek isteyen, Hz. Muhammed`e ümmet, Nihal Atsız`a çeri, Arvasi Hoca`ya meftun, Necdet Sevinç`e vurgun ve dahası cennet mekân Alparslan Türkeş`in gönül ikliminden nasiplenmiş, 70 i devirip 80 e merdiven dayamış bir TÜRK ve de Atatürk’ün eseri olan TC. Devletine aşkla bağlı bir VATANSEVERİM.
Türk’ün dinine, vatanı ve Cumhuriyetine kast edenlere karşı her zaman için kellemi koltuğumun altına alıp, yardan, serden, dahası dünyanın nimetlerinden sıyrılarak verdiğim mücâdelem esnasında hiçbir engele, tehdit ve saldırılara aldırış etmeden, bu topraklar üzerinde 1000 yıl sonra doğacak kız çocuklarımızın iffet ve namuslarının şimdiden teminat altına alınması için bir ömür kutsal kavgalardan geri durmadım.
Bu kutsal mücâdelem son nefes anıma kadar sürecektir ki bu mücâdelem benim ibadetimdir.
Bilinsin ki;
Makamı, rütbesi, konumu ne olursa olsun hiç kimse beni MAHKEMEYE vermekle bu kutsal yoldan döndüremez. Mahkemede beni sorguya çeken Hakime de aynı şeyleri anlatırım.
TÜRK MİLLETİ İÇİN YAZMAK, NAMUSUN ŞİARI, DİNİN EMRİDİR!
Ömrümün tam 45 senesi vatanım, milletim, tarihim, kültürüm ve dinim adına yazmakla geçti.
Bu 45 yıl içinde, her biri azgın birer Türklük- Vatan- Din- Ahlâk- Namus düşmanı olan akrep, yılan ve çıyanlarla vuruştum. Bu vuruşmada üç silâhımdan biri kalbimdeki İslâm imanı, diğeri her an volkanik patlamalara hazır genlerimde ki Türklük mağması, üçüncüsü ise sadece Allah adına elime aldığım kalemimdi.
Vatanın ve milletinin bekası uğrunda çaba sarf ederken cesur ve korkusuz olmak şarttır. Çünkü cesaretin yoksa hiçbir maharetin işe yaramaz.
Beni mahkemeye verecek olanlara şaşarım!
Ve onları zavallı olarak görüp kendilerine acırım!
Yorumlarınız ölçülü olsun.
Ders verircesine yazınız lütfen.
6 Şubat 2021
ORHAN KILIÇOĞLU

YORUMLAR