Bugun...
Kin Kapısı


Misafir Yazar Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 15-11-2016 16:12
2 Şubat 1821'de başlayan ve Yunanistan ve Balkanlar’ın, Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyetinden koparılmasına yol açan Mora İsyanı'nın plânlayıcısı olan, devrin Rum Patriği Gregorius'un, Rus Çarı Alexandr'a gönderdiği ihanet mektubu ele geçirilince; bu hain, Fener Patrikhanesi'nin kapısında asılmak suretiyle idam edilmiştir. O devirde Rum Patriği’nin ihanet ettiği devlet, Büyük Osmanlı Devleti'dir ve Osmanlı'nın şikayet edildiği kişi de, Osmanlı'nın en büyük rakibi ve düşmanı olan 2 devletten birinin, yani Rusya'nın 'Çarı'dır. 
 
Patrik Gregorius'un, Rus Çarı Alexandr'a yazdığı ihanet mektubunun bir kısmında şöyle denilmektedir: 
 
“'Türkler’i maddeten ezmek ve yıkmak mümkün değildir. Çünkü Türkler çok sabırlı ve dayanıklı insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefis sahibidirler. Bu hasletleri de dinlerine olan bağlılıklarından ve kadere rıza göstermelerinden, geleneklerinin kuvvetinden; padişahlarına, kumandanlarına ve diğer büyüklerine olan itaat duygularından gelmektedir. 
 
Türkler zekidirler ve kendilerini iyi yolda sevk ve idare edecek liderlere sahip oldukları müddetçe de çalışkandırlar. Gayet kanaatkârdırlar. Onların bütün meziyetleri hatta kahramanlık ve yiğitlik duyguları da geleneklerine olan bağlılıklarından, ahlâklarının güzel ve saf olmasından , bilhassa dinî ve manevî hayatlarını düzenleyen ve derleyen şahsiyetlere olan bağlılık ve saygılarından gelmektedir. 
 
Türkler’i evvela bu dinî ve manevî şahsiyetlerinden mahrum bırakmak, kriz ve sıkıntı anlarında doğru yolu gösterecek kişi ve odaklardan mahrum bırakmak gerekir. Bunun da kestirme yolu dinî ve manevî hayatı temsil eden teşkilat ve şahsiyetleri, milletleri üzerinde etkili olmaktan çıkarmaktır. Halkı da millî ve manevî geleneklerine uymayan dış telkin ve fikirlerle tahrip etmektir. 
Türkler dış yardımı reddederler, haysiyet duyguları buna engeldir. Bundan dolayı, geçici bir zaman için dahi olsa , Türkleri dış yardıma alıştırmalıdır. 
Maneviyatları sarsıldığı gün kendilerinden şeklen çok kuvvetli, kalabalık ve güçlü görünen hakim kuvvetler önünde zafere götüren asıl güçleri sarsılacak ve maddî araçların üstünlüğü ile yıkmak mümkün olacaktır...” 
Nur Ulusoy
 
 
Kin Kapısı 
 
1821 yılında Osmanlı tahtında, Sultan II. Mahmut oturmaktadır. Sadrazam ise Benderli Ali Paşa’dır. 
İhanet Mektubu’nun ve Mora’nın İsyanı’na ilişkin belgelerin bulunması üzerine yapılan duruşma sonucunda, suçlu bulunarak patrikhanenin orta kapısı önünde asılarak idam edilen Patrik Gregorius’tan sonra gizlice toplanan patrikhane yönetimi, aynı yerde bir Türk devlet veya din adamı asılana kadar, kapının kapalı tutulmasına karar verdi. Bu kapı Cumhuriyet Dönemi’ne kadar zincirlenmiş olarak tutuldu. Halen kapalı olan bu kapı, patrikhane çevrelerinde Kin Kapısı olarak anılmaktadır. Günümüzde, Rum Ortodoks Patrikleri, Patrikhane’ye başka kapıdan girip çıkmaktadır. Günümüzde bu kapının açıldığı sokağa Türkler, Sadrazam Ali Paşa Sokağı adını vermişlerdir. 
 
 
 
Bakalım; statüleri, Lozan’da belirlenmiş olan Rumlar bir jest yapıp bu kapıyı açacaklar mı?..! 
 
Fener Rum Patrikhanesi, tek başına bir kurum olarak Lozan Antlaşması'nda yer almamıştır. Yani Lozan Antlaşması'nda, patrikhaneyi ilgilendiren özel bir madde yoktur. Kısaca, patrikhanenin tek hukukî ve sosyal dayanağı, Türk Devleti ve Türk Milleti’nin hoşgörüsüdür. 
(Kaynak:Prof.Dr. Kenan Erzurumluoğlu) 
 
Gazî Mustafa Kemâl Paşa'nın, 20 Ocak 1923 tarihli Hakimîyet-i Millîye Gazetesi'nde yayınlanan, Fener Patrikhanesi ile ilgili beyanatıda aşağıdaki gibidir: 
 
'Bir fesat ve hıyanet ocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlık çıkaran, Hıristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için uğursuzluğa ve felakete sebep olan, Rum Patrikhanesi’ni artık topraklarımızın üzerinde bırakamayız. Bu tehlikeli teşkilatı memleketimizde muhafazaya bizi mecbur etmek için ne gibi vesile ve sebepler gösterilebilir? 
 
Türkiye'nin Rum Patrikhanesi için arazi üzerinde bir sığınılacak yer göstermeye ne mecburiyeti var? Bu fesat ocağının hakiki yeri Yunanistan değil midir?!
 
 
RUM PAPAZ İLE İLBER ORTAYLI PROGRAMI
 




YORUMLAR

BEHLUL DANE
28-07-2018 15:22:00

Patrik Gregorius’un Rus Çarı Alekxandr’a yazdığı meşhur bir mektup var.

Bu mektup; bizi yani Türk’leri çok iyi tanımlayan veya tanımladığını düşündüğüm bir mektup olması açısından, çok önemli. Bu mektubu; tüm insanlarımızın bilmesi, özellikle okul çağındaki gençlerimizin bilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü; bu mektup, biz Türkler’in karekteristik özelliklerini, başarı ve başarısızlıklarının neye bağlı olduğunu ve olabileceğini çok iyi tahlil etmiş.  Neyse, mektubu, yazım şeklini basit ve anlaşılır kelimeler düzeyine indirerek okuyalım:

” Türkler’i maddeten ezmek ve yıkmak; mümkün değildir. Çünkü: Türkler; çok sabırlı ve dayanıklı insanlardır. Gayet mağrurdurlar ve izzet-i nefis (onur) sahibidirler. Bu özellikleri ;  dinlerine bağlılıklarından, kadere rıza göstermelerinden, geleneklerinin kuvvetinden, padişahlarına, kumandanlarına, büyüklerine itaat duygularından gelir.

Türkler: zekidirler. Kendilerini; doğru yola sevk edecek liderleri olduğunda da daha da çalışkandırlar. Gayet; kanaatkardırlar. Onların bütün meziyetleri: hatta kahramanlık ve bağlılık duyguları; geleneklerine olan bağlılıklarından ve ahlaklarının kuvvetinden gelir.

Türkler’i yıkmak için: önce bağlılık duygularını kırmak ve manevi bağlarını parçalamak gerekir. Bunun da, en kısa yolu: milli ve manevi değerlerine uymayan, yabancı fikir ve davranışlara, onları alıştırmaktır.

Türkler; dış yardım kabul etmezler. Haysiyet duyguları, buna engeldir. Eğer; geçici bir süre görünürde kuvvet ve kudretleri varsa da; Türk’ler mutlaka dış yardıma alıştırılmalıdırlar.

Maneviyatları sarsıldığı gün; Türkler’i kendilerinden şeklen çok kuvvetli, kalabalık ve güçlü kuvvetler önünde zafere götüren; asıl kudretleri sarsılacak ve o zaman Türkler’i yıkmak, mümkün olabilecektir.

Bu nedenle; Osmanlı Devletini yıkmak için, yanlızca savaş meydanlarındaki zaferler yeterli değildir. Ve hatta; yanlızca bu yolda yürümek, Türkler’in gerçekleri anlamalarına neden olabilir.

Yapılacak iş; Türkler’e bir şey hissettirmeden, bünyelerindeki tahribatı tamamlamaktır. ”

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI