Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

SEVDİM SENİ MABUDUMA CANAN DİYE SEVDİM

30 Eylül 2021 - 14:40

Hulusi Üstün  1003
Dün gece geç saatte boş otobandan eve dönerken radyo frekanslarından birinden duyduğum tasavvuf musikisi zihnimi nerelere savurdu.
Fazlaca tiz, genç bir erkek sesi...
'Sevdim seni mabuduma, canan diye sevdim'
diyordu.
. . .
Türk Müslümanlığının yüzlerce yıl içinde üretip geliştirdiği bir hayat tarzı, bir düşünüş ve anlamlandırış metodu idi tasavvuf.
İnsan soyunun Tanrı'yı anlama yolundaki çocuksu gayretinin en zarif sonucuydu.
. . .
Ciltler dolusu kitap yazılmıştı bu konuda, binlerce divan, sayısız musiki eseri ortaya konmuştu.
Hatta mimarisi modası vardı.
Ne oldu da sarıklı cübbeli bir takım hafif adamlara bırakıldı bu alan.
Hayatın akışını ve kalbin atışını birbirinden ayırabilen bir tek şehirli din adamı yok muydu?
. .
Arab'ın İslam’ı ile Türk'ün İslam’ı birbirinden çok farklı.
Arab'ın bir devlet sistemi, bir toplum idare metodu, bireye öncelikli olarak başkalarını adam etme sorumluluğu yükleyen, inananı Tanrı'nın jandarması olarak vazifelendiren bir din anlayışı var.
Şehirli Türk'ün İslam’ı ise bireyi içine döndüren, onu iç aleminde derinleştiren, sanatla, estetikle, şiirle, zarafetle, nezaketle ilintili daha ziyade bireysel bir disiplin metodu.
Bu iki anlayış birbirinden çok farklı.
. . .
Acep ilahiyat fakülteleri müfredatında Sezai Gülşeni okutuluyor mu? Esrar Dede, Hayali Yahya divanı öğretiliyor mu? Rukkali'nin eserleri inceleniyor mu?
Neden bizim memlekette din öğrenimi görenler Benna'dan, Kutup'tan, Mevdudi'den, Hamidullah'tan haberdardır da Sezai'yi bilmezler.
Oysa bana kalsa onun bir tek mısraı bütün fıkıh tarihi müktesebatından daha kıymetlidir.
. . .
'Sevdim seni mabuduma canan diye sevdim,' diye çınlayan ses eşliğinde bomboş kuzey otobanında ilerlerken hayıflandım.
Ah Türk... Ah Türk...
Peygamber bir senin cananındı.
Bir sen Tanrı'yı aşk ile yanyana anardın.
Bir sen tanrı aşkıyla değdiğin eşyayı sanat eseri kılardın.
Şimdi;
Babadan kalan milyonluk servetin üstünde üç kuruşa araba yıkayıp geçinmeye çalışan bir ergen oğlana benziyorsun sen, dedim.
Ne sen anladın, ne başkasına anlattın bu işi.

Bu yazı 231 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum