Balıkçıların cümlesi rahmetli babamı çok iyi tanırlardı. Sabah balıkhaneye gittiklerinde uğrarlardı yazıhaneye. Saat derseniz güneşin doğmasına daha çok var.
Yazıhanede adetti giderken fırından bir kaç sıcak ekmek alınır bazen altı- yediden de fazla o bile çoğu zaman yetmezdi, biraz zeytin zaten çaylar çoktan hazırdı. Bazen lakerdalar bile kırmızı soğanla döşenirdi masaya. Motorlarda kıç üstünde loca ızgaralar sardalyeler tepsi tepsi gelirdi ortaya.
Helali hoş olsun cümlesine. Alınana- verilene kâğıt kalem para etmez, kimse unutmaz ki ne aldığını ne de verdiği. Asla istenmez verilen zaten alanda söyletmez o sözü. Öğle vakti yavaşlar her şey büyükler kimi gazete okur kimi biraz uyuklar.
Hesap kitap gençlerin işi, işte o zaman alanlar getirir aldığını, sende hemen koşup ödersin aldığını. Eksik -ziyade biraz da ayrılır ev için nafaka, fazladan olan konu-komşuya, eşe, dostta, Birazdan ben gidiyorum der giderken sen de azla geç kalma demeyi de ihmal etmezler. Mevsim bu belli olmaz uzaktan gelen motorlar olur kimi zaman bekleriz onu, bu arada boşalan satış alanın da küçük bir turnuva ne dersin.
Bir vazgeçilmez ve kopmaz anılar zinciri. 950. Eminönü tarihine mal olmuş, sonra Hal mekânı yanı, daha da sonra Azapkapı, Kumkapı ve şimdi de adını zor yazabildiğim Büyük çekmece civarında bir yerlerde. Gürpınar da imiş. Kısmet olur da bir gün dünya gözü ile görmek isterim. Tabi gittiğimizde ne biz tanırız kimseyi, ne onlar tanır bizleri.
Dünya değişti yeniler kolaylıklar, bize de müsaade.
Hadi bize eyvallah.
Hüseyin Gülşen
Azapkapı Balık Hali – 1972, Fotoğraf: Dr. Kihara Kohei
Arkada Sokullu Mehmet Paşa Camii ile sol kenarda tarihî Haliç Tersanesi'nin bacası



YORUMLAR