BÜYÜK LİZBON DEPREMI YA DA
TANRININ KİLİSE İLE İMTİHANI
1 Kasım 1755, Lizbon’da Azizler Günü ayini sırasında, 8,5 büyüklüğünde bir deprem 40 katedralleden 35'ini yıkmış, 6 metre uzunluğunda tsunami dalgalarının oluşmasına neden olmuş ve kentteki 23.000 binanın yaklaşık %70’ini tahrip eden feci yangınlara yol açmıştı. Ölü sayısının 10.000 ile 50.000 arasında olduğu tahmin ediliyordu; o tarihte Portekiz’in GSYİH’sinin %32-48’ine eşit zayiat ile küresel bir imparatorluğun merkezi yerle bir olmuştu.
Ülkenin en etkin kurumu Katolik Kilisesi bu olayı KADER - Tanrının Laneti klişesine bağlamak istemiş ama başaramamıştır.
ÇÜNKÜ
Büyük Lizbon Depremi Avrupa’da başlamış olan Aydınlanmayı tetikliyen en önemli olaylardan biri olmuştur.. Aydınlanma filozofları arasında büyük bir tartışma konusu başlamış, kiliselerin yıkılıp kenar mahallerdeki genelevlerin yıkılmaması ve mahkûmların ölmemesi gibi olaylar insanları hatta din adamlarını tanrıyı sorgulamaya yönetmiştir. Tanrı hakkı denilen Teodise, yani din felsefesinde kötü ile iyi olan tanrı kavramı arasındaki bağı anlamaya çalışan çabalar yeni bir boyut kazanmıştır.
Doğa olaylarını Tanrıya havale edip işin kolayına kaçan düşünce sistemi değer yitirirken bilimi ön plana çıkaran yeni bir dönem başlamıştır.
Bilimin ışığında Lizbon'un yeniden yapılandırılması, kesin ve çığır açan önlemlere odaklanıyordu:
1-Bilim odaklı yeniden yapılanma.
Binaların duvarlarına “sallanan fakat yıkılmayan” esnek bir ahşap yapı yerleştirilerek “kafesleme” yönteminin kullanıldığı yenilikçi mühendislik yöntemleri geliştirilmiştir. Sarsıntıyı taklit etmek için askeri birliklere bina etrafında yürüyüş yaptırılarak sismik olmayan diğer tasarım özellikleri test edilmiş, bu da deprem mühendisliğinin doğmasına yol açmıştır.
2- Ek riskleri tanımlamak için toparlanma planı.
Yeniden yapılanmaya öncülük eden Marques de Pombal, iyi tasarım sayesinde ölümcül olayların gelecekte nasıl asgari düzeye indirilebileceğine dikkat çekmiştir. Tahliye ve yangınla mücadele çabalarını desteklemek için, ortaçağ şehrinde olmayan geniş alanlar, iyi havalandırma ve dikey caddeler hayata geçirilmiştir.
Not: Lizbon İstanbul gibi Romalılar tarafından 7 Tepe üzerinde kurulmuştur. Yolları inişli çıkışlıdır.
Lizbon'u gezenler şehirde hakim olan geniş bulvarların, geniş parkların ve ada bazında inşa edilmiş binaların hemen farkına varırlar.
3- Ortak faydaları artırmak.
Yeni kaldırımlar inşa etmek için, malzeme aciliyeti ve sıkıntısı göz önünde bulundurularak, yıkılmış binalardan alınan bloklar kullanılmış, böylece şehrin daha hızlı toparlanması ve toplu enkazın modern caddelere dönüştürülmesi sağlanmıştır.
NOT: Ülkemiz yaşadığı büyük felaket sonrasın da yeniden yapılanırken bakalım BİLİM mi DİN mi geçerli olacak


YORUMLAR