Evrende herşeyin bir tarifi vardır.
Hainlik şöyle tarif ediliyor “kutsal sayılan şeylere el uzatma , kötülük etme ve karşı davranma .
Güveni kötüye kullanma , aldatma .”
Anadolu coğrafyasında Türk milletine mesubiyet şuuruyla yaşayan bireyleriz .
Bu topraklarda kahıri ekseriyet Türk milleti mensubu olduğu için Avrupalılar coğrafyaya Türkiye adını vermiş ve binlerce yılda bu toprakların adı Türkiye olarak yaşarken , Türk milletide ebediyyen payidar olacaktır .
Millet olarak Anadolu coğrafyasında yaşarken hainliklerlede karşılaşıyoruz .
Bu hainlikler bazan milletimizi çok güç durumlarda bırakmış bazan da milletimizin organizasyonları hainlik yapanların başlarını ezmiştir.
Türkiyede hainlik yapanların mutlaka bir dış bağlantısı olmuştur .
Osmanlının yıkılış sürecindeki devlet yöneticilerinin önemli bölümünde bu öğe görülebilir.
Osmanlı sadrazamı Mithat paşa kendisine yargılanacağı yazısı geldiğinde İngiliz büyükelçiliğine sığınmış ve 6 ay İngiltere büyükelçiliğinde kalmış sonunda Osmanlıya teslim edilmişti .
Osmanlının son nazırları içinde Yunanistanda ölüp Türklükten istifa eden, Türk milletini kurtaracak olan Mustafa Kemal ‘e idam kararı çıkaran , İzmiri işgal için gelen Yunan kuvvetlerini bizzat işgal gemisine kadar gidip karşılayan İzmir valisi ….
Sayamayacağımız kadar hainliklerle dolu bir son yüzyıl .
İstiklal savaşımız sırasında Çanakkalede Aznavur , Konyada Delibaş , Yozgatta Çapanoğlu hainlikleri .
1925 de Şeyh Sait hainliği
Son 40 yılda PKK ve FETÖ hainliği .
Hepsinin arkasında bir emperyalist güç var .
Emperyalizm bütün bu hainleri neden hep din tüccarlığı yapanlardan bulabiliyor .
Sormamız gereken sorulardan biride bu galiba .
Din tüccarlığı ile emperyalizme hizmet etme hainliği arasında bir bağmı var .
Şeyh Kıbrısi , Şeyh Sait İngiltereye çalışan , Fetullah Gülen ABD ye çalışan din tüccarları değilmi .
Halen Türkiyede din tüccarlığı yapan devlettede kadrolaşmış , yüksek zenginlik elde etmiş cemaatlerin emperyalist devletlerle ne tür ilişkileri olduğunu biliyormuyuz .
Kendisini din alimi diye yutturmaya çalışan .Türk devletinin bir kurumsalı olan Diyanet işleri başkanlığında çalışan , yani maaşını tüm Türk milleti olarak bizlerin ödediği bir kişi var adı Halil Konakçı .
4 koruma ile geziyor gayet lüks bir hayat yaşadığı da gözleniyor .
Şöyle diyor ;
“ Hatay bir Arap, Kürt şehridir .
Hatay Türkiyeye bağlanınca ezan yasaklandı .Hatay Fransızlarda iken durumu daha iyi idi .”
Hainlik tamda böyle birşey işte .
Ne idi hainlik “ İnsanların kutsalına el ve dil uzatma “
Biz Türkler için vatan toprağı kutsaldır .
Halil Konakçı denen zat ( hoca demeyeceğim ) Türk milletinin kutsalına hainlik yapmıştır .
Biraz araştırıldığında Türk milletinin kendi kutsalına saldıranlara nasıl cezalar verdiğini bulabiliriz .
Tabiiki Halil Konakçıda Türk milletinden nasibini alacaktır .
Hainlik noktasında Türkiyede bir
boşluk oluştu galiba bunlarda bu boşluğu doldurmak için ortaya çıkmışlarda diyebiliriz .
Nihal Atsız bu gibileri “ milliyetsiz “ olarak nitelemiş .
Atilla İlhan ise Anadolu coğrafyasının hainlik kontenjanının diğer coğrafyalara göre daha fazla olduğunu söylemiş .
İsmet İnönü Kuvvacı Subaylara başlangıçta ihbar edilebileceklerini uyararak köylere çok inmemelerini tavsiye etmiş .
Ebulfeyz Elçibey ise “ Türk değilim diyene sakın ısrar etmeyin Allahın bahşettiği şerefi istemeyen şerefsize biz zorla şeref verecek değiliz .” diye izah etmiştir .
Tabii olarak bir atasözümüzle bitirelim .
İt ürür kervan yürür …….


YORUMLAR