Sosyal medya

Sosyal medya

SOSYAL MEDYADAN
sicakyuva@gmail.com

Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi

25 Mayıs 2022 - 14:45

Güneybatı Anadolu'daki hayalet kasaba Kayaköy (Livisi). Bir zamanlar bir Rum köyü iken, 1923 nüfus mübadelesi sırasında terk edilmek zorunda kaldı.[1] Yerel geleneğe göre Müslümanlar, "1915'te katledilen Livislilerin hayaletleriyle dolu" olduğu için burayı yeniden yerleştirmeyi reddettiler.[2]
Türkiye-Yunanistan nüfus mübâdelesi, 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması'na ek olarak yapılan sözleşme uyarınca Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan Krallığı'nın kendi ülkelerinin yurttaşlarını din esası üzerine tehcir ve zorunlu göçe tabi tutmasına verilen addır. Göçe tabi tutulan kişilere ise mübâdil denir.

Mübâdele ile 1.200.000 Ortodoks Hristiyan Rum, Anadolu'dan Yunanistan'a; 500.000 Müslüman Türk de Yunanistan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştır.[3][4] Mübâdele kapsamına giren kişiler ile mübadele kapsamına girmeyen kişiler arasındaki ayrımın ana kıstası ırk ya da dil değil din olduğu için Rum denilenlerin arasında, Türkçeden başka dil bilmeyen ve konuşmayan Türk Ortodoks Hristiyan Gagavuzlar ile Karamanlı Ortodokslar, Yunanistan'dan gelen Müslümanların arasında da Türklerin yanında Karacaova, Dırama, Kavala ve Kesriye'den gelen Bulgarca ve Makedonca konuşan Pomaklar, Rumence konuşan Ulahlar, Yunanca (Romeika) konuşan Patriyotlar ve kendi dillerinde konuşan Arnavutlar da bulunmuşlardır.

Türkiye-Yunanistan nüfus mübâdelesi kapsamında Türkiye'de sadece İstanbul ile Gökçeada (İmroz) ve Bozcaada'da oturan Rumlar, Yunanistan'da ise sadece Batı Trakya Türkleri mübâdeleden muaf tutulmuşlardır.[5] Mübâdelede Dırama, Girit, Kesriye, Filorina, Kozana, Nasliç, Grebene, Kavala, Selanik, Vodina ve Yanya'dan Türkiye'ye gelen nüfus, Doğu Trakya ve Batı Anadolu'da Rum azınlığın ayrılışı ile boşalan yerlere iskân edilmişlerdir. Mübâdillerin yoğun olarak iskân edildikleri şehirler Adana, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Edirne, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Manisa, Mersin, Niğde, Nevşehir, Samsun ve Tekirdağ idi.[6] Değişimin çok büyük bir bölümü 1923-1924 yıllarında gerçekleşmiş; ancak geriye kalan az sayıda olayda 1930 İsmet İnönü-Venizelos sözleşmesine dek zorunlu göç uygulamasına devam edilmiştir. Zorunlu göç gerek Türk, gerek Yunan ekonomisinde yaklaşık 20 yıl süren ağır bir krize yol açmıştır.

Anlaşma öncesindeki durum
Osmanlı Devleti 1912 yılında, Balkan Savaşı sonrasında Rumeli'deki topraklarının neredeyse tamamına yakınını kaybederken geride, Osmanlı tebaasıyken bir anda başka bir devletin azınlık statüsündeki vatandaşları konumuna düşen yüzbinlerce Müslüman Türk bırakmıştı. Yunanlar tarafından potansiyel tehlike olarak görülen Epir bölgesindeki, Selanik ve çevresindeki şehirler ile birlikte adalardaki Müslümanlara karşı yoğun baskı ve yer yer katliamlar yapılmaktaydı[kaynak belirtilmeli]. Bu durum yaklaşık on sene sürmüştü.

1922'de Yunan Ordusu'nun Anadolu'dan mağlup ayrılmasının ardından artık Anadolu'da can ve mal güvenliğini kaybettiğini düşünen 1.069.957 Anadolulu Rumun Yunanistan'a göç etmesiyle göçmenleri boş arazi ve evlere yerleştirme sorununun baş gösterdiği Yunanistan'da, Anadolu'dan gelen göçmenler Müslümanları evlerinden çıkarmaya ve onların evlerine yerleşmeye başlamıştı. Rum göçmenlerin barınması için gerekli arazi ve evlerin bir kısmı Müslümanların Türkiye'ye gitmesiyle sağlanacaktı. Hem Yunanistan'daki hem de Türkiye'deki azınlıkların sorunlarının daha da artması üzerine Lozan şehrinde barış anlaşmasının hazırlığı için görüşmelerin başladığı dönemde 30 Ocak 1923 tarihinde Türkiye ile Yunanistan arasında mübadeleyi öngören sözleşme imzalandı.

Anlaşma

Sözleşme 19 maddeden oluşuyordu. Sözleşme gereği 1 Mayıs 1923 tarihi itibarıyla Türkiye topraklarındaki Rum/Ortodoks nüfus ile Yunanistan topraklarındaki Türk/Müslüman nüfus arasında zorunlu göç uygulaması şarta bağlanmış oluyordu.

Mübadeleye tabi tutulmayacak olanlar sözleşmenin 2. maddesinde belirtildiği üzere Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumları idi.

3. madde ile 18 Ekim 1912 tarihinden itibaren yerlerinden göç etmiş olanlar da mübadele kapsamına alınıyordu.

6. ve 7. maddelere göre göçe tabi tutulanlara her iki hükûmet de gereken kolaylığı gösterecek, mübadil kişi terk ettiği ülkenin vatandaşlığından çıkacak yeni geldiği ülkenin vatandaşlığını alacaktı.

5. maddeye göre mübadillerin mülkiyet haklarına hiçbir zarar verilmeyecekti. 8. maddeye göre ise mübadiller her çeşit taşınır mallarını hiçbir vergiye tabi olmadan yanlarında getirebileceklerdi.

9. maddeye göre mübadillerin geldikleri yerde bırakmış oldukları mallar Karma Komisyon tarafından tasfiye edilecekti. Bu madde 18 Ekim 1912'den sonra yerlerinden ayrılanları da kapsayacaktı.

11, 12 ve 13. maddeler sözleşmenin uygulamasını üstlenecek karma komisyonun kurulması ile ilgiliydi. Karma Komisyonun sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen bir ay içinde kurulması öngörülüyordu.

14. maddede göçmenlere yeni geldikleri ülkede geride bıraktıkları mallara eş değer nitelikte ve değerde mal verileceği belirtilmişti.

15.-18. maddeler ise tarafların Karma Komisyona karşı yükümlülükleri, mübadelenin gerçekleşmesi sırasında sağlanacak kolaylıklar, mübadeleye tabi olacak kişilere duyuru yapılması, sözleşmenin yürürlüğünün emniyete alınması için her iki hükûmetin yapacağı yasal değişiklikler yer almıştır.

Karma Komisyon
Sözleşmenin 11. maddesin azınlıkların mübadelesini denetleyecek, mallarına değer biçmek ve bu malları tasfiye etmek üzere bir Karma Komisyonun kurulmasını ön görmekteydi.

Komisyonun dört üyesi Türkiye hükûmetini, dördü Yunanistan hükûmetini temsil edecek, geriye kalan üç üye ise 1914-1918 I. Dünya Savaşı'na katılmamış ülkelerin Milletler Cemiyeti tarafından seçilecek temsilcilerinden oluşacaktı.

Karma Komisyonun merkezi 8 Ekim 1923'ten 21 Haziran 1924'e kadar Atina, bu tarihten sonra tasfiye edilene kadar ise İstanbul'du.

1923-1926 arası Karma Komisyonun tahsis ettikleri ile Türkiye'ye gelen mübadil sayısı 355.635 idi. Bu sayıya kendi ulaşım olanaklarıyla Yunanistan'dan ayrılıp Türkiye'ye gelenler dahil değildir. 1921-1928 arası Türk hükûmetinin iskan ettirdiği mübadil sayısı 463.534 kişidir. 1912-1914 arası Balkan Savaşı sonrasındaki süreçte Yunanistan'dan gelen göçmen sayısı ise 125.000'dir. Adana, Edirne, Balıkesir, İstanbul, Bursa, Tekirdağ, Kırklareli, İzmir, Kocaeli, Manisa, Çanakkale, Mersin, ve Samsun gibi iller Yunanistan'dan gelen mübadillerin en yoğun olarak yerleştirildiği illerdir.

1928 genel nüfus sayımına göre Yunanistan'daki göçmen nüfus 1.221.849 idi. Bunun 1.104.216'sı Türkiye'den, geri kalanı ise diğer ülkelerden gelmiştir.

1923 ile 1927 yılları arasında illere göre iskan edilmiş mübadil sayıları.[8]
İller    Mübadil sayısı    İl toplam
nüfusu (1927) [9]    %si
Adana    8.440    227.718    3.71
Çanakkale    11.638    181.753    6.40
Isparta    1.175    144.437    0.81
Mersin    3.330    119.107    2.80
Afyon    1.045    259.377    0.40
Cebelibereket    2.944    107.694    2.73
İstanbul    36.487    794.444    4.59
Muğla    4.968    175.390    2.83
Aksaray    3.286    127.031    2.59
Çorum    1.570    247.926    0.63
İzmir    31.502    526.065    5.99
Niğde    15.702    166.056    9.46
Amasya    3.844    114.884    3.35
Denizli    2.728    245.048    1.11
Kars    2.512    204.846    1.23
Ordu    1.248    202.354    0.62
Ankara    1.651    404.720    0.41
Diyarbakır    484    194.316    0.25
Kastamonu    842    336.501    0.25
Samsun    22.668    274.065    8.27
Antalya    4.920    204.372    2.41
Edirne    49.441    150.840    32.78
Kayseri    7.280    251.370    2.90
Şanlıurfa    290    203.595    0.14
Artvin    46    90.066    0.05
Elazığ    2.124    213.777    0.99
Kırklareli    33.119    108.989    30.39
Şebinkarahisar    5.879    108.735    5.41
Aydın    6.630    212.541    3.12
Erzincan    116    132.325    0.09
Kırşehir    193    126.901    0.15
Sinop    1.189    169.965    0.70
Balıkesir    37.174    421.066    8.83
Erzurum    1.095    270.426    0.40
Kocaeli    27.687    286.600    9.66
Sivas    7.539    329.551    2.29
Bayazıt    2.856    104.586    2.73
Eskişehir    2.567    154.332    1.66
Konya    5.549    504.384    1.10
Tekirdağ    33.728    131.446    25.66
Bilecik    4.461    113.660    3.92
Gaziantep    1.330    215.765    0.62
Kütahya    1.881    302.436    0.62
Tokat    8.218    263.063    3.12
Bitlis    3.360    90.631    3.71
Giresun    623    165.033    0.38
Malatya    76    306.882    0.02
Trabzon    404    290.303    0.14
Bolu    194    218.246    0.09
Gümüşhane    811    122.231    0.66
Manisa    13.829    374.013    3.70
Van    275    75.329    0.37
Burdur    448    83.614    0.54
Hakkâri    310    24.980    1.24
Maraş    1.143    186.855    0.61
Yozgat    1.635    209.474    0.78
Bursa    34.543    401.595    8.60
Hatay    1.037        -
Mardin    200    183.471    0.11
Zonguldak    1.285    268.909    0.48
Türkiye    463.549    13.648.270    3.40


Eleştiriler
Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi hakkındaki eleştiriler genel olarak iki husus üzerinde toplanmaktadır. Birincisi, mübadelenin mecburi olmasıdır. Onca savaş ve kötü muamelelere rağmen doğup büyüdükleri, resmî vatandaşı oldukları ülkenin topraklarda kalan insanların, temel bir insan hakkı olan "yerleşme ve seyahat hürriyeti" aksine devletlerarası bir anlaşma üzerine zorla yerlerinden edilerek dilleri ve kültürleri yabancı topraklara gönderilmesinin bir "vatana iade" değil "sürgüne gönderme" olduğu iddia edilmiştir.[10] İkinci eleştiri hususu "milliyet" kıstasının "dini aidiyet" üzerinden anlaşılmasıdır. Yani lisan olarak Türkçe konuşanlar dahil bütün Ortodokslar Türkiye'den Yunanistan'a; buna karşılık yine lisanına bakılmaksızın Müslüman olan bütün halklar Yunanistan'dan Türkiye'ye gönderilmiştir. Hal böyle iken Katolik ve Protestan Rumlar yerlerinde kalmıştır. Bu uygulama Osmanlı "Millet Sistemi" anlayışının hâlâ işlevsel olduğunu göstermektedir. Ancak bu işlevin suistimal edildiği; Anadolu'da Müslümanların yeni devletçe kurulmak istenen ulusal birliğe daha kolay uyum sağlayacağı ön kabulünde, Müslümanlık kıstasının Türklük kıstasına baskın olmasının etkili olduğu iddia edilmiştir.[11]

Kültürel etkiler
İnanca dayalı olarak yapılan zorunlu mübadele sonrası yaşanan dram ve ayrılık Türk toplumsal yaşamında ve Balkanlarda yaşan Türkler üzerinde derin kırılganlıklar yaratmış, mübadeleyi konu olan belgeseller, filmler, kitaplar ve müzikler yayınlanmıştır. Yönetmenliğini Çağan Irmak'ın yaptığı sinema filmi Dedemin İnsanları, anonim Selanik türküsü "Bir Fırtına Tuttu Bizi" dikkat çeken eserler olmuştur.[12]

Kaynakça

1.  Mariana, Correia; Letizia, Dipasquale; Saverio, Mecca (2014). VERSUS: Heritage for Tomorrow (İngilizce). Firenze University Press. s. 69. ISBN 9788866557418. 27 Mart 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Nisan 2022.
2.  Doumanis, Nicholas (2013). Before the Nation: Muslim-Christian Coexistence and Its Destruction in Late-Ottoman Anatolia (İngilizce). OUP Oxford. s. 99. ISBN 9780199547043. 30 Ocak 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Ocak 2022.
3.  Türk-Yunan nüfus mübadelesi sonucu Kocaeli'ne iskan edilen göçmenler (1923-1930) 10 Aralık 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Ayhan Ateş, 2008, Abant İzzet Baysal Üniversitesi (Sosyal Bilimler Enstitüsü), sayfa 53-54
4.  Türkiye ile Yunanistan arasında mübadele meselesi (1923-1930) 10 Aralık 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., İbrahim Erdal, 2006, Ankara Üniversitesi (Sosyal Bilimler Enstitüsü), sayfa 285.
5.  "Batı Trakya Türkleri". www.hrw.org. 6 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Haziran 2009.
6. Bruce (2006). Twice A Stranger: How Mass Expulsion Forged Modern Greece and Turkey. Granta. p. 18. ISBN 1-86207-752-5.
7. Hülagü, Ayhan (19 Aralık 2010). "Türkiye'nin ilk mübadele müzesi açılıyor". Zaman.com.tr. 9 Kasım 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Ocak 2013.
8.  [1] 10 Kasım 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., illere yerleştirilen mübadiller
9.  [2] 10 Kasım 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., 1927 il nüfusu
10.  Lewis, Bernard, Modern Türkiye'nin Doğuşu, Çeviren: Metin Kıratlı, Türk Tarih Kurumu, Ankara 2000, ISBN 9751603036 s. 352
11.  Emgili, Fahriye, Yunanistan'dan Mersin'e Köklerinden Koparılmış Hayatlar, Bilge Kültür Sanat Yay., 1. Basım, İstanbul 2011, ISBN 978-605-5506-63-6 s. 47-48
12.  "Bir Fırtına Tuttu Bizi". Bursa Selanik Göçmenleri. 28 Kasım 2009. 16 Mart 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mart 2017. Vikipedi, özgür ansiklopedi

wikipedia 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Prof. Dr. İlber Ortaylı
    4 yıl önce
    Prof. Ortaylı: Mübadeleyi Yunanistan istedi, Türkiye kabul etmek zorunda kaldı Modern Balkan ülkelerinin, bazı tarihi gerçekleri reddetmek gibi ciddi bir arızası var. Tarihçi ve yazar İlber Ortaylı, "Şu bir gerçektir. 1924 mübadelesi Venizelos tarafından getirildi" dedi. "Türkiye'de moda bir saldırı başladı; 'Cumhuriyetçiler etnik temizlik yapmak için mübadeleyi ortaya çıkardılar' deniyor. Bir kere mübadele iki taraflı bir anlaşmadır. Tek taraflı olmaz" diyen Ortaylı, "Nitekim Venizelos, giriştiği büyük macerada acı gerçeği görünce bu sefer doğruya döndü ve elindeki mevcut Yunanistan'ı kalabalıklaştırmak için Anadolu'daki Helen nüfusu istedi. Büyük devletleri de buna ikna etti ve Türkiye de bunu kabul etmek zorunda kaldı" ifadesini kullandı. Hürriyet'te İlber Ortaylı'nın "Her mübadele bir yaradır, izi kalır" başlığıyla (3 Eylül 2017) yayımlanan yazısı şöyle: Ads by Kiosked Modern Balkan ülkelerinin, bazı tarihi gerçekleri reddetmek gibi ciddi bir arızası var. Bu, Ortadoğu'ya da bulaştı. Oysa ki, imparatorluk tarihi bir milli tarih gibi okunamaz. Peki, bunları niçin yazıyorum? Çünkü mübadeleden bahsedeceğim. Bana çok sorulan bir soru bu... Çok sıkıntılı bir süreçtir mübadele... Sanatlar yok olur, kabiliyetler yok olur. Siz Romanya-Bulgaristan hududundaki Dobruca'dan bir aileyi alıp ta Elazığ'a yerleştireceksiniz. Zor bir süreç... Milyonlarca Anadolu Helen'inin Yunanistan'da çok mutlu zamanlar yaşamadıklarını da söylemek gerekir. İMPARATORLUKLARDAN geriye bir miras kalır. Bu miras, günlük dilimizde de yer alır. Mesela Türkiye Türkçesindeki pek çok kelime... Bir binaya baktığımda ilk anda aklıma gelen kelimelerden bazılarını söyleyeyim: Anahtar, kilit, temel... Bunlar Rumcadır. Azerbaycan'da 'anahtar' diye bir kelime yoktur örneğin, "Açkı" derler, "Bağlamak" derler. Yine mesela 'çatı' kelimesi Farsçadır. "Yalının fenerini poyrazda yaktım" diye bir cümle kurduğumuzda orada sadece yakmak Türkçedir. Yalı, fener ve poyraz... Üçü de Rumcadır. Farsça ve Arapça kelimeler bizim edebiyatımız ve lisanımızda çokça yer alır ama biz Türkçeyiz. Çünkü imparatorluğun kadim bazı müesseseleri var ve biz bunları aynıyla tevarüs etmişiz. Bu mirası reddetmek toplumu izmihlale yani erimeye götürür. Modern Balkan ülkelerinin, bazı tarihi gerçekleri reddetmek gibi ciddi bir arızası var. Bu, Ortadoğu'ya da bulaştı. Oysa ki imparatorluk tarihi, bir milli tarih gibi okunamaz. Peki, bunları niçin yazıyorum? Çünkü mübadeleden bahsedeceğim. Bana çok sorulan bir soru bu... Mübadeleyi biz istemedik! Biz çok büyük bir deprem geçirdik. Bazı tarihi olaylar kalıcı izler bırakır. Bu depremin adı, Birinci Cihan Harbi'dir. Bu harbin en mühim sonuçlarından birisi ise mübadele olmuştur. Bu mübadelenin, her şer olayda olduğu gibi hayırlı tarafları da olmuştur. Ama nüfus değişimi genelde büyük bir dramdır; yaradır ve izleri kalır. Şu bir gerçektir. 1924 mübadelesi Venizelos tarafından getirildi. Türkiye'de moda bir saldırı başladı; "Cumhuriyetçiler etnik temizlik yapmak için mübadeleyi ortaya çıkardılar" deniyor. Bir kere mübadele iki taraflı bir anlaşmadır. Tek taraflı olmaz. Nitekim Venizelos, giriştiği büyük macerada acı gerçeği görünce bu sefer doğruya döndü ve elindeki mevcut Yunanistan'ı kalabalıklaştırmak için Anadolu'daki Helen nüfusu istedi. Büyük devletleri de buna ikna etti ve Türkiye de bunu kabul etmek zorunda kaldı. Çünkü bizim artık bazı konularda daha fazla direnecek halimiz yoktu. Trablus'tan beri on sene aralıksız harp etmiş bir millettik. Birinci Cihan Harbi, başkaları için dört yıl sürmüşse de bizim için on yıl sürmüştür. Bu konularda bizim yeni devletimiz beynelmilel konsorsiyuma karşı koyabilecek güçte değildi. Dolayısıyla mevcut şartlar iki ülke arasında nüfus mübadelesini zorunlu kılmıştır diyebiliriz. Göç ettikleri şehirlerin adlarını 'Nea' diye andılar Mübadele ile birlikte Anadolu'dan bir buçuk milyon kadar insan karşı tarafa göç etmiştir. Bunlar muhtelif şehirlerden gitmişlerdir ve bugünkü Yunanistan'da göç ettikleri şehirlerin adlarını 'nea' yani 'yeni' diye anarak yeniden yaşatmışlardır. Nea Fokea, Nea Samson, Nea Arteka gibi... Türkiye'ye ise o topraklardan beş yüz bin kadar insan geldi. Mevcut yerleşmelere iskân edildiler. Bu sayılara dikkat edelim. Mesela Yunanistan, sigara tabakaları için tütünü bile dışarıdan almak zorunda kaldı çünkü tütün tarımı bitti. Mübadele, hiçbir zaman akıllı bir ekonomik tedbir değildir. Öyle ki, ekonomik faaliyetler belli toplumlarda belli grupların içinde yapılır. Kuyumculuk belli bir grubundur, tütüncülük belli bir grubundur. Siz onları atarsanız, o sektör çöker. Bu durumun farkında olanlar da vardı elbet. Mesela Kayseri'de, Niğde'de esnaf toplanıyor ve "Lütfen bu insanları göndermeyin. Biz burada aynı dükkânı bile açamayız" diyorlardı. Muhavir kabul etmeye alışık olduğumuz için... Biz muhacir kabul etmeye alışkın bir memleketiz. 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi'nden (93 Harbi) beri Balkanlar'dan muhacir kabul ediyoruz. 1856 Kırım Savaşı dönemindeki muhacirleri ise Bulgaristan vilayetlerimize yerleştirmiştik. Anadolu'ya pek gelmemişlerdi. Ancak 93 Harbi'nden itibaren gelmeye başladılar. Mübadele ile Türkiye'ye gelen nüfus için özel çalışmalar yapılmıştır ve bu kitle büyük ölçüde memnun kalmıştır. "Tam memnun kaldılar" demiyoruz, kalamazlardı da. Çünkü dünyada hiçbir göçmen geldiği memleketi tamamen sevemez, eskisini özlemeye devam eder. Kendisine verilenler ilk anda durumunu düzeltmesini sağlamaz. Bu bir genel vakıadır. Yine de bizim göçmen kabul etme alışkanlığımızın etkisiyle Yunanistan'a göre sorunları daha çabuk hallettik. Rumeli'den, Kafkasya'dan, Kırım'dan, Rusya'dan göçmen alma geleneğimiz sayesinde büyük sosyal krizler çıkmadığı gibi 'iç evlilikler' dediğimiz evlilikler de vuku buldu, yerlilerle akraba olundu ve Anadolu bu göçlerden yararlandı. Ama şunu unutmayalım, muhaceret ya da mübadele... Çok sıkıntılı bir süreçtir bu. Sanatlar yok olur, kabiliyetler yok olur. Siz Romanya-Bulgaristan hududundaki Dobruca'dan bir aileyi alıp ta Elazığ'a yerleştireceksiniz. Zor bir süreç... Milyonlarca Anadolu Helen'inin Yunanistan'da çok mutlu zamanlar yaşamadıklarını da söylemek gerekir. Örneğin Anadolu'da sosyalizm gibi bir derdi olmayan bu insanlar oraya gidince sosyalizme meylettiler. Çünkü burada tuzu kuru sayılırlardı. Ancak orada başka dertlerle ve sınıf ayrışmalarıyla uğraşmak zorunda kaldılar. Buraya gelenler ise kısmen, bazı şeylere intibak edemedilerse de Türkiye'nin değişim ve gelişiminde çok büyük faydalar yarattılar. Kısacası, biz coğrafyayı bilmek zorundayız. Türkiye'nin, etnik temizlik için mübadele yaptığı iddiası ne tarihidir ne de ahlakidir! Oğuz Türk'ü Karamanlı Türkler mübadeleye nasıl gönderildi? BU mübadele esasen Türk-Yunan mübadelesi de değildi. Peki neydi? Müslüman-Ortodoks mübadelesi idi. Bu sebeple tek kelime Rumca bilmeyen Karamanlı Ortodoks Türk nüfus da Yunanistan'a gönderildi. Karamanlı Türkler, Oğuzlardı. Ortodokslardı ancak Türklerdi. Türkçeleri, belki bizim Türkçemizden daha temizdi. Yunan alfabesiyle Türkçe yazarlardı. İncilleri dahi böyleydi, Yunancayı hiç bilmezlerdi. Bu topluluğun gitmesiyle birlikte Türkiye önemli bir grubunu kaybetti. Göndermek mecburiyetindeydik çünkü Yunanistan ve büyük devletler grubu onları da mübadeleye dahil ettiler. Bize gelen nüfus ise Selanik'ten, Yanya'dan, Batı Trakya'dan, adalardan ve özellikle de Girit'ten gelen Müslümanlardır. Girit'ten gelenler orada Türkçeyi epeyce unutmuşlar ve mektepte de hiç öğrenmemişlerdi. Yani Müslümanlardan Türkçeleri zayıf olanlar vardı.