Sosyal medya

Sosyal medya

SOSYAL MEDYADAN
sicakyuva@gmail.com

UKRAYNA DÜŞÜNCELERİ - 1

02 Mart 2022 - 22:44

Savaş kavramı, savaşların sebepleri ve savaşların sonuçları konusunda azımsanmayacak ölçüde müktesebatım olduğunu sanıyorum. 
Ve böylesi bir müktesebata sahip olmaktan dolayı utanıyorum. 
Eğer değiştirmek imkanı olsaydı, bu müktesebatı verip karşılığında mesela çiçek çeşitlerine, bisiklet motorlarına, ahşap ya da fiber teknelere, hatta bitcoine, altcoine ilişkin bir takım bilgiler almak isterdim. 
Çünkü savaşa dair her şey kötüdür.
Sebebi, sonuçları, ortaya çıkardıkları ile her şey. 
. . .
Devlet kavramı da biraz öyle. 
İçinde doğduğum kültür, genetik kodlarım, geleneklerim, eğitimini aldığım disiplin... Bunların hepsi devlete dair bir takım malumatlar yüklemiş bana. 
Çok değil üç beş sene oldu aslında inandığımızı söylediğimiz Tanrı algısının da devlet olduğunu fark edeli. 
Evet yerine konacak daha iyi bir şey bulamadıkça devlet denen örgüt var olacaktır, yokluğu felakettir. 
Ama devlet, aynı zamanda insanlığın binlerce yıllık günahını sildiği, kirli bir peşkirdir.  
. . .
Aslında tarihin hiç bir döneminde birbirinden kesin çizgilerle ayrılmamış iki kardeş halkın savaşına tanıklık ediyoruz şu günlerde. 
Umarım kısa süreli bir tanıklık olur da içine girmeyiz, dahletmeyiz...
Bizimle ilgisi olmayan savaşlara bizatihi dahletmek tecrübemiz var çünkü. 
Devlet dümeni bizde tarih boyunca çoğunlukla akıl ile değil, cahil imanı, esnaf menfaatperestliği ve hamaset ilkeleriyle döndürülmüştür. 
Umarım akıl ile aşarız bu dönemi. 
. . .
Ne saçma bir laf ettim yukarıda. 
Savaş başlayınca savaşanların aklı, zembereği boşalmış bir eski duvar saati gibi durur. 
Kol, kas, diş, tırnak... Son kırk yılda da düğme devreye girer. 
Basarsın düğmeye... Bazı küçük çocuklar babasız kalır, bazı yaşlılar evlatsız kalır, evsiz kalır, bazı kadınların ciğerleri içine silikon sıkılmış gibi dolar... Bazı gençler sevişemeden, anne baba olamadan ölürler. 
Öldüren kişi, öleni tanımaz. 
Ölen de öldüreni. 
. . .
Devletlerin zihin zembereği ise hiç bir zaman boşalmaz. 
Onlar kurar, kurgular... 
Savaşları istedikleri mecraa çekinceye dek. 
Keyifli, zevkli bir oyundur bu devletler için. 
. . .
Hiç bir savaş gerçekleşirken sessiz kalmadım ben.
-Fakat çiçekler açarken de sessiz kalmamalı insan. 
Yağmur yağarken de.- 
Benim gönlüm sığınaklara tıkışmış insanların, çorbası gecikmiş yaşlıların, düğünü ertelenen gençlerin, okula gidemeyen çocukların yanında. 
Ve benim gönlüm gerek saldıran, gerek savunan taraftaki gençlerin annelerinin, babalarının, eşlerinin, evlatlarının, kız ve erkek kardeşlerinin yanında. 
Savaş devletlerin hesabıdır. O insanların değil. 
. . .
Ya biraz daha fazla övgü, biraz daha fazla para, biraz daha fazla alkış için saldırganın yanında duranlara ne demeli...
Onlar bu işin en günahkar tarafı. 
En zavallı ve en günahkar. 
Çünkü ne yurtlarını savunmak için ne de başkasına ait olanda hak iddia ettikleri için... 
Onlar sadece şan, şöhret ve para için oradalar. 
Tarih bin yıl önce kırmış onların pusulasını. 
Darmadağın etmiş...
Vaktiyle Mısır'da, sonra Çar Kadet okulunda, sonra vahşi tümende, sonra Fransız lejyonunda, sonra şu ya da bu örgüt içinde...
Hep başkaları için, hep başkaları namına. 
Bir halk bunca mı teslim olur yazgısına. 
. . .
Bir gün insanlık bütün etnik, ulusal, ekonomik, sosyal aidiyetlerinin önünde, inançlarını da şekillendiren insani prensiplerle,
'Yoo hayır ! Ne din adına, ne devlet adına, ne toprak, ne para, ne de onur adına... 
 Bir koyuna nasıl yasaksa kuzunun etini yemek... Öylesine kesin bir yasakla ey insan kardeşim, öylesine kesin bir yasakla yasak bana senin kanın, senin kemiğin ve senin etin... 
Ve sana yasak benim kanım, benim kemiğim ve benim etim.'
Diyecek midir? 
. . .
Demeyecektir... Biliyorum. 
Bunu biliyor ama tıpkı kanatlanmayı dileyen bir küçük çocuk gibi, 
Hayvanların konuştuğunu düşleyen bir çocuk gibi, 
Tıpkı her şeye rağmen sevdiceğinin en güzel olduğunu düşünen bir ergen oğlan gibi, 
Tıpkı öldükten sonra sonsuz bir huzur ve dinginlik alemine gitmeyi ümit eden bir yaşlı mümin gibi,
İnanıp kanıyor, ümit edip bekliyorum

Hulusi Üstün

Bu yazı 296 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum