Kıymetli dava arkadaşlarım , bugün itibariyle Zafer Partisi’ndeki tüm görevlerimden ayrıldığımı sizlere bildirmek isterim. Şu kısa cümleyi yazmak ne kadar zor tahmin edemezsiniz . 20 seneye dayanan bir dostluğun tek taraflı bir çıkar ilişkisine dönüştüğünü görmek , Ergenekon gibi dev bir kumpasın en vahşi zamanlarında dahi sarsılmayan bir inanç ve mücadele ile yanında durduğum bir insan tarafından tabiri caiz ise ihanete uğramak.
Türk Milliyetçilerinin son sığınağı olarak gördüğüm ve kuruluşundan itibaren bin bir emek verdiğim Zafer Partisi’nin içine düştüğü gaflet .
Bu kararı almaya beni mecbur etti .
Her şeyden öte biz Türk Milliyetçisiyiz ve bizi biz yapan en önemli iki özellik vefamız ve ahlakımızdır . Son zamanlarda bu şiarın gözardı edilir olduğunu bizzat gördüm .
İstanbul’u dağılma noktasına getiren bir zatın yine aynı şehri zirveye taşımak için gözünü budaktan sakınmayan değerli bir insana tercih edilmesi midir ? Vefa.
Partinin kuruluş aşamasında merkeze konumlandırılan Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliğinin iyiden iyiye kenara itildiğine şahid oldum .
Uğruna canımızı ortaya koyacağımız söylemlerde bulunulurken , söylemlerin tam tersi istikamette eylemlerin bir bir gerçekleştiğini gördüm.
Genel Başkan’ın yeni yol arkadaşları arasında salt maddi menfaat gözetenler , şantaj iddiaları ile gündeme gelenler , tarikat şeyhleri ile boy boy fotoğrafları olanlar , Anavatan Partisi döneminin sarı papatyaları gibi liyakatsiz olmalarına rağmen sadece cinsiyet kotası sebep gösterilerek dilekçe yazamayacak nitelikte hanımefendiler var .
arını yoğunu bu dava uğruna vermiş Türk milliyetçilerine karşı bu profilde şahısları tercih etmek midir ? Ahlak , vefa
Sözün özü ,genel anlamda eylem ve söylem tutarsızlığı ayyuka çıktı. İyi niyetliler , emek sarfedenler istenmeyen adam ilan edilirken, dalkavuklar , yellehçiler ,gözünü menfaat bürümüşler makbul hale geldiler . Ve beni tanıyanlar çok iyi bilirler ki makam için mevki için yapılanlar karşısında susmak fıtratımda yoktur. Mevcut durumunu bir sirke benzettiğim bu yapıda benim yerimde yoktur .
Namuslu ve haklı kalmanın yolu bazen kaybetmekten geçer;
işte öyle durumların olduğu yerde kaybetmenin şerefine talibiz. Davamızdan hiç bir zaman vazgeçmeyiz münferit de olsak Türk Milleti’nin yükselişi için hizmet etmeye son nefesimize kadar talibiz. merhum Başbuğ’un söylediği gibi kahramanlar bedel sırasında en önde ; ödül sırasında en arkada durandır.
Saygılarımla Hakan Ayaz


YORUMLAR