Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

ALMANYA VE HİTLER...

03 Temmuz 2018 - 22:42

Kant, Hegel gibi büyük filozoflar, Einstein gibi büyük bilim adamları, Goethe gibi büyük yazarlar, Wagner gibi büyük besteciler çıkarmış...

20 yüzyılın en gelişmiş toplumu Almanya, nasıl oldu da Hİtler gibi bir çılgının, peşine takılıp...

2. Dünya harbini çıkarıp, 20 milyon insanın ölümüne, kendi halkının ezilmesine işkence görmesine göz yumdu..?

Aynı durum, İtalya Musolini ilişkisinde de var..!

Bu konu, sosyologlar ve bilim adamları tarafından, uzun araştırmalar sonucu analiz edilip, adı konulur "toplumsal bir hastalık olarak sosyal literatüre girmiştir."..

Bilimsel adı, R- KOMPLEKS'i...

Tanımı ; Sürüngenler düzeyindeki ilkel memeli içgüdülerin uyarılıp, canlandırılması ve çağdaş toplumlarda akıl ve mantık dışı yönetim ilişkilerine yol açması olarak, tespit edildi..!

Konu başlığındaki “R” harfi sürüngenleri; “kompleks” ise, dilimizde ‘aşağılık ve üstünlük kompleksi’ olarak bilinen, karmaşık ruh halini temsil ediyor..!

Bu ilkel ruh hali, Afrika ve Güney Amerika’nın geri kalmış toplumlarında sıkça görülebilir bir sosyal bir araz olduğu tespit edildi ama..!

İtalya ve Almanya gibi bilim, sanat ve felsefeye katkılar yapan, ünlü kişiler yetiştiren gelişmiş kültürlerde neden, nasıl ortaya çıktığı, merak edilen budur..?

Aşağılık ya da üstünlük kompleksi gibi, algı yönetimi veya mühendisliği ile başlatılan ve sürdürülen yönlendirilebilen, toplumsal ruh sağlığı sorunu, üç aşamada yaratılıyor:.!

Toplum ve bireyler, önce; “Biz ve Onlar veya Ötekiler” diye gruplara bölünüyor..!

Ardından, korku ve dehşet kültüründe yaşamaya zorlanıyor.

Karşıt gruplara bölünen ve önce sosyal çatışmalar içinde bunalan toplum, zalim düşmanlara karşı ilkel bir birlik ve bütünlüğe sığınıyor..!

R-kompleksi’ne tutulmuş olan gruplar, çaresizlik içinde bunalan, ezik ve yenik düşmüş bireyler, eşlerinden, patronlarından, devlet gücü ve güçlü sınıflardan nefret ederken..!

Korku ve çatışma ortamını yaratan masum ve mağdur görünen liderle özdeşlik kuruyor. Algı mühendisliğini tasarlayan ve yöneten lider, topluma şu mesajı veriyor..?

"Ben de sizler gibiydim ama, bugün başka yerde ve güçlüyüm."..!

Oylarınızla, beni destekleyin ki düşmanlarımızın canına okuyayım, sizleri ve toplumu düze ve refaha çıkarayım..!

Bu amaçla, sürekli olarak yeni bir ülke, toplum ve hatta dünya yaratmaktan söz ediyor. Geleneksel ve töresel değerlerle özlemleri çarpıtıyor..!

Başarılı bir söz ustası, demagog olan lider, kültürel değişme ve gelişmenin yolunu ve yönünü geleceğe değil, geçmişin şanlı zaferlerine, mutlu günlerine çevirir..!

Toplulukların egosunu överek, gözetim ve denetim altında tutmaya çalışır..!

Zora düştükçe kesinlikle maneviyata ve dine sarılır, yandaşlarına Tanrı’nın kendisine kutsal görevler verdiğinden söz ettirir..!

Bu inancını savunan sadık danışmanlar bulur. Şüpheye düşen, sorgulayan yol arkadaşları ve dostlarıyla, yolunu ayırır..!

Zaman zaman onları, gerçekleri görmeye, yuvaya dönmeye, hidayete, (doğru yola) davet eder. Direnenleri düşmanlık derecesinde, yandaşlarına hedef gösterip, dışlar..!

İlkelere değil sandıktan çıkan ve çıkacak oylara önem ve öncelik verir..!

Seçim bir savaş ve savaşta kazanmak için her türlü hile hurda hırsızlık, mübahtır diyerek her yola başvurur..!

Kendisini destekleyen grupların yoksulluktan kurtulmasını istemez. Sosyal yardımlarla yoksulların devamlı desteğini alır..!

Zengin koruyucular bulur, onlara sağladığı geniş imkanlarla oluşturdukları reklam ve milis sayesinde, yoksulların yokluktan yakınmasına fırsat vermez..!

Her işe karışıp, hemen her konuda konuşarak, dünya güçlerine meydan okuyarak, adını gündemde ve manşette tutar..!

Yerini ve gücünü korumak için uygarlığın ve insanlığın evrensel değerlerini ya inkar, ya da ters yüz eder..!

Ahlak ve gelenekleri tayin eder, verilen en küçük tepkide, makamına saygı bekler. Geleneksel ahlakçıdan daha muhafazakar role bürünür..!

Bu rolünü o kadar başarıyla sürdürür ki, giderek bütün söylediklerine, kendi kerametine, yakın çevresiyle birlikte inanmaya başlar..!

İşte bu son aşamada, dönüşü olmayan sınıra ulaşır ve kendi yarattığı kaderinin ağına düşer..!

Artık, geri dönmesi mümkün değildir. Yanıldığını kabul etmektense, yanıltanlardan, kumpas kuranlardan yakınır..!

Uyaranları, eleştirenleri vatan haini olarak cezalandırmaya başlar..!

Birlik dirlik kardeşlik der, barış der ama, kültürel çeşitliliği toplumu ötekileştirmek ve ayrıştırmak için kullanır..!

Milleti değil ümmeti savunur...!

Bu tutumun, dönüşü olmayan bir gidiş olduğunu bile bile.

bir köşeye çekilip kendisini ve gücünü yenilemeyi düşünse bile kurduğu düzenin gizli gücü, buna izin vermez..!

İktidar ve itibarını korumak için her şeyi değiştirmeyi savunur...!

Tarihin efsane liderler katında, yerini alacağı günleri bekler..!

Bu liderler kaybedenlere oynayarak, kazanır..!

Bu şekilde iktidara kolayca gelirler ama, yönetirken ülkelerine büyük bedeller ödetirler..!

Bu tip liderler toplumlar için, birer zeka testidir.!!!

Aziz Nesin'in tespiti, Aysu Kayacı'nın şikayeti, üzerine biraz düşünelim..!

Not: Bu yorumu yaparken, Bozkurt Gönenç ve Mümin Sekman hocaların engin bilgilerinden faydalandım, kendilerine teşekkür ediyorum...

TC Hayrullah Ertem