Bu Bir İstanbul Masalı!
Bir dönem de yaşandı ve bitti
bize de anlatmak düştü.
1960’lı yılların ortalarına kadar İstanbul denilince akla sadece etrafı surlarla çevrili Tarihi Yarımada yani ‘Suriçi‘ gelirdi. Burası hakiki İstanbul’du. İstanbul’a gidilir, İstanbul’dan dönülürdü. Doğu Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinin kozmopolit yaşam biçimi bu tarihi kentte Hristiyan Kültürü ile İslam Kültürü’nün harmanlandığı bir ‘Mahalle Kültürü’ miras bırakmıştı. İstanbul’un mahalle kültürüne dayalı bu çok dinli çok dilli kozmopolit yaşam biçimi 1960’lı yılların ortalarına kadar ağırlığını korumuştu. Kentin kadim cemaatlerinin Gayrimüslim kentlilerin kenti terk etmesiyle daha doğrusu terk ettirilmesiyle, sürekli hızlanan göçle ve buna bağlı olarak çarpık kentleşme ile mega kente dönen İstanbul kimliğini yitirmiş kozmopolit yaşam ve mahalle kültürü tarih olmuştu. Artık masal olan bu mahalle kültürüne dayalı kozmopolit yaşamının son tanığı benim kuşağımdı. Bu tanıklık nedeniyle doğup büyüdüğüm kentimin kültürüne karınca kararınca bir katkıda bulunmak için kentin üç bölgesinde oluşan tarihi semtleri ve bu semtlerde ki yaşamı anlatan üç kitap hazırladım. Dördüncüsü de yolda.
‘Kalimera Fener Şalom Balat’
‘Nefs-i İstanbul’
‘Parev Kumkapı Kalimera Samatya’
Mustafa Yoker

