(Sevgili dostlar, yazılarımın son bölümünü hiçbir zaman kaçırmayınız. Hani derler, pilâvın tencerenin dibine yapışan kızarmış kısmı lezzetlidir diye. Bu yazımı, dün akşam, Trabzon'un yiğit ülkücü dava adamlarından olan Ceyhan Murathanoğlu dostumla olan sohbetimizden aldığım hazdan sonra yazdım)
Dünyada mevcut tüm yayılmacı güçlerin hedefi Türk milletini yok etmek, bunun mümkün olamayacağına göre hiç olmazsa Anadolu'dan atmak düşüncesiyle bu işi içimizdeki maşalarına havale etmişlerdir.
Türk Anadolu'ya Allah'ın dilemesiyle geldi ve Türkler 10 Bin yıldır Anadolu'da vardılar!
Türk'ün Anadolu'ya gelmesini ve kıyamete kadar bu coğrafyada kalmasını murat eden yüce Allah cc, İlki Malâzgirt 1071, sonuncusu ise 9 Eylül 1922 de Anadolu'yu Türk'e tapuladı.
Dışarıdan yayılmacı kâfir devletler, içeriden kan ve soy özürlü imansızlar tâifesi hiçbir güç, Allah'ın Türk'e kestiği bu tapuyu bozamayacaktır.
Ne var ki;
Önce Allah'ın ipine
ve sonra millet olarak birbirimize sarılmalıyız!
Bizler, Allah'ın Türk milletine bahşı olan değerlerimizle övünürken, Türk düşmanları ise haset edip uyuz olup durmadan kaşınacaklar, kaşındıkça da uyuzları artıp tüm bedenlerine yayılacak!
Dinimiz İslâm'ın ve Türk milletinin tarihi, kültürü, kahramanları ve her türlü değerinin aleyhinde olan soysuz hergele tipleri gördüğümüz yerde aşağılayalım ve bu gibilere asla yüz vermeyelim!
TÜRK'ÜN TEK KURTULUŞ YOLU!
Türk- İslâm Ülküsü;
Varlık olan Türklük ile değer olan İslâm’ın bir birine vuslatıdır.
Harlı ateş üzerindeki kızgın yağdan çıkartılan nar gibi kızarmış hamur topunun şerbet dolu kazana atılarak çektiği şerbetle lokma tatlısı haline gelip lezzet ve kıymet bulması misâli; Türk'ün de İslâm'la müşerref olup, vahyin şerbetiyle yeni bir ruha bürünmesidir.
BİR BAŞKA İFADEYLE;
Orta Asya bozkırlarında olgunlaşan, çeşitli zorluklarla kavileşen ve çetin mücâdeleler sonucu kıvam bulan Türk milletinin, ilâhi bir tecelli sonucu Anadolu'ya gelerek, burada İslâm’ın nurani şerbetiyle şerbetlenmesidir Türk- İslâm Ülküsü.
Türk- İslâm Ülküsü;
Birinin Orta Asya'dan kopup gelerek, diğerinin ise gökten inerek bin yıldır her gün daha da korlanan bir muhabbetle kaynaşıp, etle kemik misâli oluşlarıdır.
Varlık ifade eden Türklüğün değer olan İslâm’a muhabbetidir, hem de ne muhabbet!
Bu "varlık- değer muhabbetinin'' neticesi olarak ortaya çıkan hararetin vücuda getirdiği enerji ise; Türk milletinin sevdası olan Nizam-ı Âlem Ülküsü'nün hedefe varış yolunda ki yakıtıdır! Buna hiç tereddütsüz Türk'ün cihan hakimiyeti mefkuresi de diyebiliriz.
11 Nisan 2020
ORHAN KILIÇOĞLU
