Son iki üç senedir onlarca fakültede binlercesiyle buluştum genç meslektaşlarımın..
Başka nedenlerle gittiğimde şehirlerde haberleri oldu gelip buldular beni..
Moralleri bozuk.. Gelecekten kaygılılar.. Endişeliler.. Korkuyorlar..
Çok yorulacaklarını.. Üzüleceklerini.. Uykusuz kalacaklarını..
Başkalarının çocuklarını iyileştirmeye çalışırken kendi çocuklarının büyümelerini kaçıracaklarını..
Hayatlarının, acillerden, nöbetlerden, ameliyatlardan koparabildikleri anlardan ibaret olacağını..
Çok para falan da kazanmayacaklarını. Büyük şehirlerin, ismi büyük özel hastanelerindeki bir kaç meslektaşımız dışında kazanan olmadığını..
biliyorlar..
Bu zekalarıyla ve bu kadar çalışmayla hangi işi yapsalar daha fazla kazanacaklarının da farkındalar ..
Bunlar korkutmuyor onları..
Onlar oy kaygısıyla ülkenin her yerinde açılmış ve kapasitesinin 4-5 katı öğrenci alınmış, en büyük amfisi 150 kişilik olan 300 öğrencili sınıflarda, hastaya dokunmak değil görmeleri bile zor olan 40 kişilik vizitlerde kendilerini iyi yetiştirememekten endişeliler..
Onlara bir hastaya en az 20 dakika ayırmaları gerektiğini öğrettik..
Ablalarının, abilerinin hükümetin emriyle 5 dakika ayırmak zorunda kaldıklarını gördükleri için endişeliler.
6 sene fakülte + 2 sene zorunlu hizmet + 5 sene uzmanlık + 2 sene zorunlu hizmet daha yapıp nihayet hayatım düzene girecek derken siyasi erkin kendilerinden intikam alırmış gibi davranacağını, eş durumu gözetmeden oradan oraya tayin edeceğini..her aklına esenin şikayetinde soruşturulacaklarını, ceza alacaklarını bildikleri, gördükleri için endişeliler.
Ranta ve performansa dayalı bu populist sisteminin halkımızın sağlığını uçuruma sürüklediğini görüyorlar.
Çok acil önlem alınmazsa enkazın altında hep birlikte kalacağımızı hissediyorlar..
Dövülüyorlar.. öldürülüyorlar.. dayanamayıp intihar ediyorlar..
Direnmelerini sağlayan bir tek şey kaldı..
Halkımızın, anketlerde %10 oy sağladığı için sürdürülmeye çalışılan, ülkemizin bugünkü ve gelecekteki sağlığını tehlikeye atan bu sistemin farkına varacağını ve hekiminin yanında yer alacağını düşünüyorlar..
Onlar da bırakıp giderse yıkılırız.
Yanlarında yer alalım.
Yarın sabah mesela polikliniğe gittiğimizde
”Günaydın Doktor Bey, Günaydın Doktor hanım basından içinde bulunduğunuz durumu izliyoruz.. Çok üzülüyoruz. Siz bize lazımsınız” deyin..
”Merak etmeyin yanınızdayız”
deyin
Belki 36 saattir uykusuzdur..
Belki saatlerdir ağzına bir lokma atma fırsatı olmamıştır.
O size aynı güleryüzü gösteremeyebilir... Boşverin..
İnanın;
Bugün siz bir kanat çırparsınız.
Birkaç sene sonra onun rüzgarı ülkemin üzerindeki kara bulutları siler süpürür..
Prof. Dr. Erbuğ Keskin
