Misafir Yazar

Misafir Yazar

Alıntı makaleler
fatihten@gmail.com

KENTLİLİK KIPRAŞMASI

07 Nisan 2019 - 18:03

Biten seçimin ardından ülkece seçim sonuçlarından dersler çıkarmaya çalışıyoruz.

 

Kimine göre etnik oylar birlikte hareket edip iktidara ders verdi, kimine göre millet iktidarın kulağını çekti, bazısına göre ise dış güçler büyük şehirlerde sandıklara kadar sızıp sonuçları değiştirdi. Ağırlıklı olarak bunları dinleyip duruyoruz.

 

Sizi bilmem ama ben bu değerlendirmelerin hiç birine katılmıyorum. Bu değerlendirmelerle ilgili yorumlarımı sonraya bırakıp dumanı üstünde seçim yorumumu sizlerle paylaşayım.

 

Yaklaşık yetmiş senedir köyünden koparılıp kente ucuz işgücü olarak eklemlenen ve yüzlerce yılda iliğine kemiğine yapışmış köylülük davranışlarını kentin varoşlarında sürdüren kitlenin kentte doğan yeni nesli, kaçınılmaz sosyal davranış değişimlerini nihayet ucundan göstermeye başladı.

 

Köylülüğünü sürdüren kent varoşlarındaki kentlileşememiş ve dolayısıyla örgütlenememiş neslin torunları artık köylü kalmak istemiyor. Anası, babası, dedesi hala köy özlemiyle yanıp tutuşup sorunlarının çözümünü kentlerde hemşeri derneklerinde arıyordu. Politikacılar yıllardır kasabalarda yaptıklarını kentin varoşlarındaki köylülere de uygulayıp hemşeri edebiyatıyla bu kitleyi yönlendirebiliyorlardı.

 

Son seçimlerde gördüğümüz davranışın ilk örneğini Gezi olaylarında yaşamıştık. Sosyolojik yönden hala yeteri kadar incelenmeyen ancak geçen zaman içinde değeri daha çok anlaşılacak olan Gezi olayları bu köylülükten sıyrılıp kentli olma isteğinin ilk habercisiydi. Gezi olayları da bir kıpraşmaydı.

 

Kıpraşma sözcüğünü özellikle üstüne basa basa kullanıyorum. Sosyolojik anlamda bilimsel olarak nitelendirmek için çok erken. Çok daha fazla inceleyip bolca veri toplamak gerekiyor.

 

Özellikle İstanbul örneğinde öne çıkan iki aday, iki farklı anlayışı temsil ediyordu.

 

Binali Yıldırım ve ekibi "sizler de ben de köylüyüm, sizin köylülüğünüzü temsil ediyorum" derken partisi de benzer şekilde köylülük aidiyetini hem olumlu hem de olumsuz yönde kaşıyordu.

 

Ekrem İmamoğlu ise "ailem sizin aileniz gibi köyden gelmiş olsa da ben kenti temsil ediyorum" diyerek artık kentli olabilme arayışında olan varoşların yeni nesline ulaşabilmeyi başardı. Partisi ise bilerek veya bilmeyerek kampanyanın dışında kalarak bu mesajı bozmadı.



Benim gördüğüm ve şimdilik kıpraşma olarak tanımladığım bu değişim isteği siyasette bazı argümanları değiştirecek. Tabi bu değişim hem çabuk olmayacak hem de kolay olmayacak.

 

Seçimin üzerinden henüz iki gün geçmişken köylülük olgusunun seçim sonuçlarını kabullenmeyi kentli gibi hazmedemediğini gözlemliyorum. Bu da doğal.

 

Köylülük direniyor, lakin kent kıpraşmasını yapanlar kendi çocukları. Bu çocuklar köylü kalan büyükleri gibi hemşeri derneklerine bırakın gitmeyi böyle bir tanımla ilgilenmiyor bile. Bu yüzden oylarını kullanırken birazcık ailelerinin dediğini yaptılar biraz da kendi isteklerini sandığa yansıttılar.

 

Kent kıpraşması eninde sonunda varoşlarında başlattığı dalgalanmayı kasabalara da taşıyacaktır. Kent varoşlarındaki ve Anadolu kasabalarındaki köylülüğün değişimi toplumumuzu zorlayacak, zaman zaman üzücü olaylarda yaşayacağız. Gezi olaylarında kaybettiğimiz canlar gibi ne yazık ki yeni canlar yanabilir.

 Umalım ki köylülüğü temsil iddiasında olanlar iktidarlarını sürdürmek için çocuklarını feda etmesinler...

02.04.2019 - M. Şevket Atalay