Kimse bilmez ağlayıp gözyaşı döktüğümü,
Sabahsız gecelerin korkulu kucağında,
O kanımı donduran yüzlerce kördüğümü,
Dağlayıp tükettiğim ömrümü ocağında...
Dört duvar arasında beni çığlık çığlığa,
Cehennem azabıdır saatlerce inleten,
Bu içine düştüğüm akıl almaz sığlığa,
Ne çeker beni bilmem, hangi dertlerdir iten...
Hafakanlar basıyor, taş kesiyor bedenim,
Sanki devler geziyor beynimin damarında,
Çaresizlik içinde yırtılıyorken tenim,
Ruhum çetin savaşın, en büyük kumarında...
Yüreğime zinciri takılmış esâretin,
Leylâ’sını kaybetmiş, çölde Mecnun gibiyim.
Tek zerresi kalmamış, ruhumda cesaretin,
Viran olmuş, boşalmış bir gönül sahibiyim.
Kalkabilsem yataktan, açabilsem perdeyi,
Baksam âlem-i ervah menzilin neresinde,
Atabilsem içimden uğursuz sergerdeyi,
Yıksam taş duvarları, kırsam bir keresinde...
Girip kaynar sulara, bedenimi arıtsam,
Eritsem ateşlerde bu bendeki benliği,
Ruhuma acı veren ne varsa söküp atsam,
Belki içime düşer bir sabah serinliği...
İbrahim Kalkan
