Dün, müridlerinin “Abdullah Abi” diye
hitap ettikleri bir şeyhten söz etmiştik.
Onun, bir elinin altında muteber Kur’an tefsirleri,
Diğer elinin altında güvenilir hadis kitapları vardı.
Ayetlerin zahiri anlamları üzerinde durur,
batıni (içsel) anlamlar vermezdi.
Meselâ o, M. Emin el- Kurdi’nin kaleme
aldığı eserdeki şu cümleleri
hiçbir zaman ağzına almadığı gibi,
bu tarz cümlelerin bir kısmını
Şirk olarak kabul ederdi.
O cümleler nelerdir mi?
Meselâ işte onlardan bir kaçı:
“Mürid, malı ve bedeniyle şeyhine hizmet etmelidir….
“Şeyh görünürde haram bir iş yapsa da,
mürid itiraz etmemelidir…”
Zahirde (görünürde) şeyhten kötü bir şey sadır olabilir;
fakat batını itibarı ile o şey güzeldir..”
“Mürid, tüm işlerde iradesini
şeyhin iradesine teslim etmelidir..”
“Gerçek bir müridin belirtisi; şeyhin:
“şu fırına gir!” emrine uymasıdır…”
Mürid, “Dünya ve ahiretle ilgili
elde ettiği bütün bereketlerin
şeyhinden geldiğine inanmalıdır..”
“ Mürid, testerelerle kesilse bile
şeyhinin bir sırrını açmamalıdır.
“Mürid, şeyhinin gönlünün meylettiğini hissettiği
veya boşandığı bir kadınla asla evlenmemelidir…”
Tasavvuf yoluna meyletmek isteyen dostlarımızın,
“Tenvirü’l- kulub fi Muameleti Allami’l-
Ğuyub (528-531)” adlı eserde geçen
yukarıdaki cümleleri iyi bilmelilerdir.
“Seyr’u sülûk yoluna talip olanların yolları açık ola..
Kendileri altın olmasalar da, altının sahtesi ile
gerçeğini anlayan sarraflar gibi olmalılardır..
Vesselam..
