“Yeni bir nesil yetiştirmek” deyince,
Her zaman Tevfik Fikret gelir aklıma.
Çoğu zaman bu hayatta
umduklarımızı bulamıyoruz maalesef.
Tevfik Fikret'in de, oğlu Haluk için
çok büyük hayalleri vardı.
Haluk, vatana ve millete yararlı olacak;
bu ülkeye Batı’dan ışık ve nur getirecekti.
Bu amaçla, 1909 yılında on dört yaşındaki Haluk'u,
elektrik mühendisliği eğitimi alması için
İskoçya’nın Glasgow kentine gönderdi.
Ve onu Hristiyan bir ailenin yanına yerleştirdi.
Haluk ise, 1913 yılında Amerika’ya gitti
ve ailesine izini kaybettirdi.
1916’da Michigan Üniversitesi’ni bitirip Makine Mühendisi oldu.
. Ne gariptir ki, ülkesine dönmeyen Haluk,
ne ışık getirebildi ne de kültürünü koruyabildi.
1943 yılından sonra kendisini dine verip RAHİP oldu.
Ve 1965 yılında Orlando’da
“Park Lake Presbyterian Kilisesi” rahibi iken öldü.
Bunun bir başka örneğini, 90'l yıllarda
Pertevniyal Akşam Lisesi Öğrencisi iken
Amerika’ya gidip orada haham olan
ve zaman zaman TV’lerde beyanat veren
bir delikanlıda da gördük.
Sebebi hikmeti nedendir bilinmez;
şu Amerika’ya gönderdiklerimiz
bir türlü dönmüyorlar bu ülkeye.
O şarkıyı mı söyleyip dinleyelim acaba:
“Beklerim her gün bu sâhillerde mahzûn böyle ben
Gün batar, kuşlar döner; dönmez bu yoldan beklenen”
