Bazı irşat (öğüt, uyarı) kitaplarında anlatılır
ve denir ki::
" Cenabı Hak, Melek Azrail’e sormuş:
- Ey Azrail! Seni bazen kullarımın canını almakla,
bazen de onların canlarını kurtarmakla görevlendiriyorum.
Bu güne kadar görevini yaparken,
öldürüp de üzülmediğin veya kurtarıp da,
çok çok sevindiğin oldu mu hiç?
- Oldu, ya Rab! demiş Azrail.
Bir defasında batan bir gemiden kurtulmuş
ve okyanusun ortasında, ölmemek için bir tahtaya tutunmuş
ve çırpınıp duran bir çocuğu kurtardım.
Bundan dolayı duyduğum sevincimi
kelimelerle ifade bile edemem Allah'ım.
Bir defasında da, halkına çokça zulmeden,
aldığı bedduaların haddi hesabı olmayan
bir zalimin canını aldım.
Bundan da duyduğum mutluluğu
ifade etmekten acizim Allah’ım.
- Peki, ey Azrail, o ZALİMin kim olduğunu,
geçmişini biliyor musun?
- Hayır, bilmiyorum, Ya Rabbi!
- O zalim adam, senin “kurtardım” dediğin
ve bundan dolayı çok sevindiğin çocuktu.."
Kıymetli DOSTLARIM !
İşte hayat böyle. Sırlarla dolu.
Neye üzülelim, neye sevinelim?
Bu soruya cevap veremeden,
kara kucak yol alıyoruz.
Ne dersiniz?
