Fıkra dünyamızda
Nasrettin Hoca’nın yanında,
bir de Bekri Mustafa vardır ya.
Ondan bir fıkrayı hatırlamak
ve günümüzdeki manzaraya
birlikte yorum yapmak istedim.
Medrese eğitimi görmüş ve de,
hafız olan Bekri Mustafa,
IV. Murat'ın da onayıyla
(İstanbul) Küçük Ayasofya camiine,
imam olarak atanmıştır.
"Belki içki tutkusundan
kurtulurum," ümidiyle
kabul etmiştir bu görevi Bekri Mustafa.
Gelin görün ki, göreve başladığı ilk gün
öğle vakti, bir cenaze gelir musalla taşına.
İmam, cenaze namazını kıldırdıktan sonra,
tabutun yanına gider, açar cenazenin örtüsünü
ve kulağına eğilerek bir şeyler fısıldar.
Çiçeği burnunda imamın, cenazeye ne fısıldadığını
soran cemaate, Hoca Efendi’nin cevabı şöyledir:
“Dedim ki ona;
-Ey merhum! Şimdi aramızdan
ayrılıp ahirete gidiyorsun.
Eğer orada bu dünyanın ahvalini soran olursa,
deki: “ Bekri Mustafa Ayasofya'ya imam oldu.”
Şayet böyle dersen; onlar,
bu dünyanın ne halde olduğunu anlarlar.”
İşte fıkra böyle. Tıpkı bu gün olduğu gibi
Dün de nice Hocaefendiler, nice şeyhler,
seyyit ve şerifler varmış değil mi?:)))))
