Mustafa Gül Hocam bu başlıkla
Laleyi şöyle konuşturmuş:
“ Anavatanım Pamir ve Tanrı dağları.
Selçuklular Anadolu'ya taşımış.
Osmanlı Sultanları, benim süslediğim bahçelerde dinlenmiş.
1600 yıllarında bir Avrupalı sefir, Viyana'ya,
oradan Hollanda'ya götürmüş.
Çok kıymetliydim o yıllarda.
Az bulunan bir soğanım, bir şato değerindeydi.
300 koyun benimle eşti.
Benim bir tanem, bir ustanın
10 yıllık kazancı karşılığıydı.
Bugün çoğaldım diye sakın beni
görmezden gelmeyin.
Bakın İstanbul'un güzelliğine güzellik katıyorum.
Ömrüm kısa, taş çatlasa 30 40 gün.
Seyredin beni.
Sevin beni.
Ama sakın koparmayın,
Çiğnemeyin beni.
Benim adım lale.
Allah'ın ayetlerinden bir ayet.
Ey insanlar farkında mısınız?”
Hocanın bu paylaşımına bendeniz de
şu yorumu yaptım:
“Laleyi daha da çok sever oldum sevgili Hocam..
Bir de Kuran harfleriyle LALE yazdığımızda
Karşımıza Lafzayı celal (ALLAH)
isminin harfleri çıkarmış.
Ve yine LALE kelimesi bu yazı ile yazılıp
tersten okununca HİLAL çıkarmış ortaya.”
Ne dersiniz??
LALE’yi sevelim mi???
