Bugun...
BİR ALİ RIZA SAĞMAN HOCAMIZ VARDI


Şerif Simavi Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 13-09-2018 21:06

Evet, 1965 yılında Rahmet-i Rahmana tevdi eylediğimiz bir Ali Rıza Sağman Hocamız vardı..

   O, eskilerin deyimi ile MÜTEBAHHİR bir insandı ve günümüzde yaşayan meşhur ilahiyatçıların birçoğunun da hocasıydı.

  O, mütebahhir sıfatını hak ediyordu. Çünkü o, hâfızdı, öğretmen, tarihçi, Türk musikisini iyi bilen bir icrâcı, bestekâr, şair, felsefeci, tarihçi, yazar ve samimi bir din bilginiydi.
 

            Kendi kaleminden

O, bir yazısında kendisini tanıtmıştı bizlere. Ve o yazıdaki bazı paragraflar şöyleydi:

1306 (1890) yılında Ünye kazasında doğdum. Babam o kazanın deppoy memuru Ömer Efendi idi. 1313 te babamın yüzbaşılığa terfii ve tâyini sebebiyle gittiğimiz Giresunda hıfzımı ve iptidaî rüştî tahsilimi ikmâl ettim. 1320de İstanbula medrese tahsiline geldim. Fatih Camiinde meşhur ve şehidi mağfur İskilipli Âtıf Efendinin dersine oturdum. Yaz tatillerinde Giresuna gittikçe Bayazıtzâde Hâfız Ali Efendiden tecvid, maharic-i hurûf, aşere ve takrîb okuyup 1326da icazetnâme aldım.(…)


    İttihat ve Terakkiye muhaliftim. Bu sebeple İttihat ve Terakkinin tepmesine uğramak şerefine ermiş, 29 Mayıs 1329da Sinopa gitmek üzere Sirkeci rıhtımından hareket eden Sürgünler Vapuru (Bahricedit) de bulunmak saadetine yükselmiştim. (…)

Tâhir-ül Mevlevî (Tâhir Olgun) - Ali Rızâ SağmanFotoğraf: Tâhir-ül Mevlevî (Tâhir Olgun) - Ali Rızâ Sağman

Tam 27 ay Sinopta, 4 yıl Çorumda sürgünlük vazifesini hakkiyle îfâ eyledikten sonra Mondros Mütarekesinin imzalanması ve ittihatçıların memleketi mahv ile  (mahvetmesi ile), koca imparatorluğun ipini çekmesi ve birer birer kaçmasından sonra, İstanbula döndüm. (…)


Arabiye (Arapça) ve Edebiyat hocalığını merhûm Mehmet Akifin yaptığı bu (…) medresesinden mezun olduktan sonra, Süleymaniyenin imtihanını kazanıp bu muâllâ müessesenin Kelâm, Tasavvuf ve Felsefe şûbesine girdim. (….)


1923 yılından bu güne kadar muhtelif okullarda, muhtelif derslerde muallimlik yaptım.    Daruşşafaka, İran Okulu, Sen Mişel Fransız Koleji ve İmam Hatip Okulunda, İngiliz Erkek Lisesinde Umûmî Tarih, Türkçe, Din, Kuran ve Kelam, Teoloji hocalığı yaptım. (….)
     Basılacak ve basılmış kırka yakın eserin sahibiyim.


   Nâçiz karakterimi meydana getiren bu vasıflar içinde beni en çok iftihara sevkeden hangisidir biliyor musunuz? Hâafızlığım. Bunun verdiği maddî şeref ve mânevî gıda diğerlerinin verdikleri ile kıyas kabul etmeyecek kadar bence fazladır.

      Onun Evi Ve Bahçesi

      Hocanın İstanbulun Edirnekapı semtinde bir evi ve bu evin çok da güzel bir bahçesi vardı. Hoca, hayatının en güzel anlarını bu bahçede geçirirdi. O, bu bahçedeki çeşit çeşit çiçekler arasında dostları ile hemdem olur, sohbetler ederdi. Bu sohbetlerde şiirler okunur, dini ve lâ dini musiki eserler icra edilirdi.

Saadeddîn Kaynak - Ali Rızâ Sağman

Fotoğraf: Saadeddîn Kaynak - Ali Rızâ Sağman
   
Bu bahçe adeta bir üniversiteydi. Bu üniversitede kimler yoktu ki.. Meselâ, İsmaîl Hâmi Danişment, Ziyâ Uygur, Raif Ogan, Cevat Rifat Atilhan beyler bunların arasındaydı..

   Dini musikinin ünlülerinden Zeki Sesli, Mahmut Hataylı, Nusret Yeşilçay, Hasan Akkuş, Hâfız Geredeli de bunların arasındaydı.

 Onun Eserleri:
Kırktan fazla basılmış ve basılacak eseri vardı Hocanın.. Onlardan bazıları şunlardı:

1)            Din adamları Nasıl Yetiştirilmeli?

2)            İstanbulun Bir Asırlık Meşhur Hâfızları.

3)            İlaveli Yeni Sağman Tecvidi.

4)            İtikatsızlık ve Menşei (1912)

5)            Meşhur Hâfız Sâmi Merhûm.

6)            Fatih İstanbulu Ne Şekilde Aldı? (2 cilt)

7)            İstanbul Hendekleri


     Onu Ağlatan Sure

Değerli bir öğrencisi Habip Düzcan onu şöyle  anlatıyor:

“Hoca, sınıfımızda güzel sesli bir arkadaşımıza:: “….Oğlum ! Haydi bir aşrı şerif oku da dinleyelim,” derdi.. Ve arkadaşımız başlardı okumaya.. Bir yerde Hoca aşka gelir, kendisi başlardı okumaya.. İki gözü iki çeşme hem ağlar, hem okurdu… Özellikle Yusuf suresi onu çok duygulandırırdı..”

Değerli Okuyucu! Merhum Hocayı ağlatan; buram buram baba ve oğul hasreti kokan o sûreden birkaç ayet mealini okuyarak Sağman Hocayı rahmet ve minnetle analım..

[Yusuf kardeşlerine:] Hatırlıyor musunuz? diye karşılık verdi, [doğrudan, eğriden] henüz habersiz olduğunuz zaman Yusufa ve onun kardeşine neler yapmıştınız? 

(Kardeşleri) Allah şahittir ki dediler, gerçekten Allah seni kesin olarak bizden daha üstün kıldı ve biz gerçekten çok yanlış işler yapmışız!

[Yusuf:] Bugün ayıbınızı yüzünüze vurmayacağım. (Ben sizi affettim.) Dilerim Allah günahlarınızı bağışlasın; çünkü O, acıyıp bağışlayanların en yücesidir!

[Artık şimdi] gidin ve bu benim GÖMLEĞİMİ de yanınıza alın; onu babamın yüzüne sürün; (o zaman) yeniden görmeye başlayacaktır. Ve daha sonra hepiniz aile fertlerinizle birlikte bana gelin. 

Gerçek şu ki, bu insanların kıssalarında kendilerine kavrayış yeteneği verilmiş kimseler için mutlaka çıkarılacak bir ders vardır.(….)
       (Kuran, Yusuf, 12 / 89,91,92,93,111)


ALİ RIZA SAĞMAN HOCA BİYOGRAFİ

1890 yılında Ordu'nun Ünye kazasında doğdu. Babası o kazanın depo memuru Ömer Efendi idi. 1897' te babasının yüzbaşılığa terfii ve tâyini sebebiyle gittikleri Giresun'da hıfzını ve ilk öğretim tahsilini ikmâl etti.

sagman1904'de İstanbul'a medrese tahsiline geldi. Fatih Camiinde meşhur ve şehid İskilipli Âtıf Efendi'den ders aldı. Yaz tatillerinde Giresun'a gittikçe Bayazıtzâde Hâfız Ali Efendi'den tecvid, maharic-i hurûf, aşere ve takrîb okuyup 1910'da icazetnâme aldı.

İstanbul'da Beyanü'l Hakk mecmuasında, Giresun'da Karadeniz gazetesinde yazılar yazmağa başladı. İttihat ve Terakki'nin hışmına uğramak şerefine ermiş, 29 Mayıs 1916'da Sinop'a gitmek üzere Sirkeci rıhtımından hareket eden Sürgünler Vapuru (Bahricedit) 'de bulundu. Tam 27 ay Sinop'ta, 4 yıl Çorum'da sürgünlük cezasından sonra İstanbul'a döndü.

Dayanılmaz mâli sıkıntılara rağmen yarım kalan tahsilini ikmâl için kazandığı imtihan sonunda Şahin Medresesi'nin son sınıfına girdi. Arapça ve Edebiyat hocalığını merhum Mehmet Akif'in yaptığı bu medreseden mezun olduktan sonra Süleymaniye'nin imtihanını kazanıp bu müessesenin Kelâm, Tasavvuf ve Felsefe şûbesine girdi. Buradan 1922 yılında 'Aliyyü'l âlâ' diploma aldı. Bundan sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'ne başladı. Üç yıl sonra 'Âlâ' derece ile bitirdi. Avukatlık stajı yaptı, fakat adliyede görev almadı. Öğretim işini daha feyizli buldu. 1923 yılından itibaren muhtelif okullarda, muhtelif derslerde muallimlik yaptı. Daruşşafaka, İran Okulu, Saint Michel Fransız Koleji ve İmam Hatip Okulunda, İngiliz Erkek Lisesi'nde Umûmî Tarih, Türkçe, Din, Kur'an ,Kelam ve Teoloji hocalığı yaptı.

Hafız Ali Rıza Bey,13 Eylül 1965 tarihinde Karagümrük'deki evinde kalp krizinden vefât etti. Mezar taşına kendisi sağlığında (Bu mezar Muallim Ali Rıza Sağman'a aittir) ibaresini yazdırmıştır. Allah onlardan razı olsun.

MERHUM HAKKINDA DETAYLI KAYNAK SİTE İÇİN TIKLAYINIZ





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI