İnsanlar, her zaman bir kurtarıcı beklemişler.
Oysa tarih içinde Peygamberler gelmiş,
ama “BİZ KURTARICIYIZ” dememişler.
Onlar, bizi sadece KURTULUŞA davet etmişler.
Güç ve irade sizin elinizdedir demişler.
Yüzyıllardır, minarelerden hep aynı çağrıyı duymuşuz:
“HAYDİN FELAHA, HAYDİN KURTULUŞA”
diyen hoş ve tatlı bir çağrıyı duyduk.
Ama bizler, o çağrıya icabet etmiyoruz da;
bir çoklarımız kurtarıcı bekliyoruz;
Kimimiz siyasi bir lider; kimimiz MEHDİ,
kimimiz ŞEYH EFENDİ veya
ÂKİL bir adam bekliyoruz.
Halbuki her şey, bizde düğümleniyor, bizde bitiyor.
Hayat “Armut piş, ağzıma düş”
felsefesini kabul etmiyor.
Hayat, hiçbir zaman bir kurtarıcı
sunmuyor, sunmamış da.
İnsanlar, kendileri hakkında
kendileri karar vermedikçe,
iyiye ve güzele yönelmedikçe
ALLAH bile hakkımızdaki hükmünü
değiştirmeyeceğini söylemiyor mu?
Hz. Peygamber bile öz kızı,
gözbebeği FATIMA’sına:
“Kızım, babanın Peygamberliğine güvenme”
dememiş mi? Cehaletin, haksızlığın,
zulmün ve hedonizmin
içine gömülmüş bir toplum
kendine gelmedikçe,
değişim istemedikçe
hangi güç o toplumu kurtarabilmiştir ki?
Bu soruya resimdeki amca cevabını vermiş))))
DOSTLAR! SİZ NE DERSİNİZ?
