Bugun...
BİR RÖPOTAJDA DİLLENDİRİLENLER


Şerif Simavi Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 02-01-2019 06:40

Bir pencereden Ülkemin Görünümü 
Şerif Ali Minaz/ 09 Ocak 2017, 09:06

BİR RÖPOTAJDA DİLLENDİRİLENLER

Değerli Okuyucum, bu yazımda ülkemiz gençliğine ve insanına bir pencereden bakmak istiyorum. Öncelikle sizlere bir röportajdan söz edeceğim. Bu, Ayşe Arman Hanım’ın E. Kuran ile yaptığı ve 1. Ocak 2017 tarihinde Hürriyet’te yayımlanan bir röportaj.

Orada, Fütürolog AlvinToffler’ınşu sözü naklediliyor:

“21. yüzyılın cahilleri, eskiden öğrendiği veartık işe yaramayan bilgilerden vazgeçmeyenler olacaktır!”
Ve, daha sonra ülkemizdeki “Y” kuşağının resmi şöyle çiziliyor:
Onların hayalleri, mutlu olmak vebunun için de, ülkeyi terk etmek üzerine kurulu imiş.
Onlar, son derece ümitsiz ve mutsuz imiş.
Onlar, fırsatsızlık, değersizlik, umutsuzluk ve hayalsizlik bariyerlerini
aşmaya çalışıyorlarmış.
O röprtaja göre ülkemizde
27 milyon “Y” kuşağı, 
20 milyon da “Z” kuşağı varmış.
Ve ülkemiz, bu 47 milyon genci anlamak ve onlara umut vermek zorunda imiş.
Ve dahi ülkemizde 181 üniversite, 
okullara kayıtlı 13.3 milyon genç varmış.Bunların 7.8 milyonu, lisans öğrencisiymiş.
2016 raporlarına göre, 15-29 yaş arasıişsiz gençlerin oranı yüzde 30 imiş.Oysa bu oran, 34 OECD ülkesinde 
ortalamayüzde 14 imiş.

Ve yine O röportaja göre Türkiye’de gün geçtikçe VASATLAŞMA yaygınlaşıyormuş.  
Vasatlaşma, kültürde, sanatta, edebiyattave iş dünyasında da yaygın halde imiş.
Vasatlaşma da ne demek mi????
Vasatlaşma, Pozisyona tam uygun olmayan, ama durumu idare edeni işe almak demekmiş. 
Röportajda, sosyal psikologFredLuthans’ın söylediği şu söz de ilginçti:
 “Ne yaparsan yap, psikolojik sermayeyi güçlendireceksin.” 
Bunun da dört bileşeni varmış. 

Birincisi UMUT. 
İkincisi İYİMSERLİK.
Üçüncüsü FAYDALI OLMAK. 
Dördüncüsü ve en önemlisi DAYANIKLILIK. 
Dayanıklılık, esneme ve adapteolma kabiliyeti demekmiş.”
Evet, işte böyle. İki Hanımefendi bir pencereden bakarak ülkemizin,
İnsanımızın ve gençlerimizin resmini böyle çizmişler söyleşilerinde.
 
NEDEN BU HALE GELDİK?

Öyle sanıyorum ki sizler de bu soruyu soruyorsunuz kendi kendinize.

Dilerseniz, bir başka pencereden bakarak bu sorumuza cevap bulmaya çalışalım.

Uzmanlar derler ki, Bir zamanlar A. Camus, Jan Paul Sartre, 

Heiddeger ve benzeri düşünürler vardı. Bu filozofların temsilciliğini yaptığı Nihilizm veExistansiyalizm adı verilenfelsefi akımlar vardı.

Bu akımların etkisiyle ve bakış açısıyla yazılan hikâye ve romanlar, ne yazık ki kitleleri böylesi acı bir sonuca doğru sürükledi.
Bu felsefeler doğrultusunda yazılan eserler,okuyucusuna nikbin ve ümitvar olmayı değil; bedbinliği ve karamsarlığı telkin ediyordu.
Bu eserler, İnsanın tesadüfen var olduğunuve bu dünyaya sürgün edildiğini, fırlatılıp atıldığını iddia ediyordu.
Bu felsefi ekolün filozoflarına göre insan,kendi kendini yaratmalıdır.

Kişi sosyal bir varlık değildir. Dolayısıyla olabildiğince bencil olmalıdır; sevgi, saygı,şefkat,merhamet sözcükleri, safsatadan ibaret kavramlardır.

Ölüm, hayatın, var olmanın sonudur; ondan sonra dirilmek, yeni bir hayat tasavvuru ve inancı da anlamsızıdır.
Orada iyilerin ödüllendirileceği,kötülerin ceza göreceği inancı dogmatik, absürt bir inançtır.
Biz bu dünyaya isteyerek gelmedik, o haldekendi özgür irademizle hayata son verip intihar edebiliriz.Her an bir intihar bombacısı olabiliriz.

Bu felsefeciler, ÜST İNSAN fikrini de savunurlar. Ve içimizden birininTiranlaşmasına, kutsanmasına, hatta tanrılaşmasına da izin verirler. 

Onlara göre Hitler ve benzerleriÜST insan olma hakkına sahiptirler.

VELHASIL

Yukarıda çizilen resme bakıp, “niçin bu hale geldik?” sorusuna muhtelif cevaplar verilebilir. Ama bahsettiğimiz filozofların düşünceleri göz önüne alınırsa aşağıdaki sorularda gizlenmiş gibi cevaplar sanki.
Bizler ve dahi “X” “Y” ve “Z” kuşakları,bu felsefi düşüncelerin etkisi ile yazılmış olan hikâye ve romanların ne denli tesiri altında kaldık acaba?

Bu felsefe ile hazırlanan Hollywvootveya Yeşilçam yapımı diziler, farkında olmadanşuuraltımızda izler bırakmış mıdır acaba?????

Gençlerin, sevgisizliği, bencilliği, paradan başka bir şey düşünmemesi,her karış toprağı şehit kanları ile sulanmış bu aziz vatandamutsuz ve karamsar olmaları eğitim ve öğretim sistemimizin ciddi bir şekilde sorgulanmamasından mıdır acaba???

Bürokrasi ve işveren dünyasında VASATLAŞMANIN yaygınlaşması,
bu felsefi görüşlerin, şuur altımızasinsice yerleşmesinden midir dersiniz???
Evet, suçlu kimdir bilmiyoruz, ama insanımızda psikolojik sermayeyi
güçlendirmek zorundayız. Gençlerimizeümit vermeli, onlarla empati yapmalıyız.
 Onlara, İYİMSERLİĞİ FAYDALI OLMAYI, DAYANIKLILIĞI telkin etmeliyiz.

Bu manzara karşısında Diyanet işlerimize de önemli görevler düşmekte ve mensuplarının da sorumluluklarının ağırlığını bir kerre daha hissetmelerinin ne denli ehemmiyet taşıdığı ortaya çıkmaktadır.

Hepimizin zihinlerinde şu cümle iyice yer etmelidir diye düşünüyoruz:

“KENDİ VATANINI CENNET YAPAMAYANLAR,
GİTTİKLERİ YERİN KENDİLERİNE CEHENNEM
 OLACAĞINI ÇOK İYİ BİLMELİDİRLER.” 

Mutlu, umutlu, inançlı, kararlı bir gençlikle dopdolu olan cennet bir vatanda ilelebet yaşayabilmemiz dilek ve dualarımızla hoşça kalınız..





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI