Bu günlerde ülke gündemimiz,
TARAF VE TARAFTARLIK.
Kimilerimiz A Takımının,
Kimilerimiz B takımının taraftarı..
Dün şu tarafta olanlar, bu gün bu tarafta.
Güncele dair “taraf olma” konusunda
kafalar oldukça karışık.
Sürekli geçerli olması gereken taraf
ve taraftarlık konusunda Kur’an der ki:
“Rabbimiz Allah’tır” deyip de
istikamet üzere dosdoğru yolda
yürüyenler için ne bir korku vardır,
ne de onlar üzüntü çekeceklerdir.
İşte onlar, cennet ehlidir.
Amellerinin karşılığı olarak
orada ebedî kalacaklardır.”
Bir gün, Süfyan b. Abdullah es-Sakafi (r.a)
adlı sahabe, Allah resulüne geldi ve dedi ki:
“Ya Resulallah! Bana İslâm hakkında
öyle bir söz söyle ki,senden sonra bu konuda
hiç kimseye bir şey sormayayım.”
Resulullah Efendimiz (s.a.s) buna,
az, öz, ama kapsamlı bir cümleyle şöyle cevap verdi:
“Allah’a iman ettim de!
Sonra da dosdoğru ol!”
Bizler de iman eden ve sonra da,
dosdoğru olanlar tarafında mıyız?
Bizler namazlarımızın her rekatında
Fatiha suresini okurken:
“(Rabbimiz!) Bize sırat-ı müstakimi göster,
bizi dosdoğru yola ilet!” diye dua eder
ve sonra da doğru yolun niteliğini belirleriz:
“Nimetine erdirdiklerinin yoluna ilet!”
“Gazaba uğramışların yoluna,
doğrudan sapmışların yoluna değil!” deriz.
Bu hayatta YOL ve TARAF konusu çok önemli.
Herkes bir tarafta yoluna devam ediyor.
Yollarımızın açık ve tarafımızın doğru olması niyazıyla…
