BU DA BİR BAŞKA SEVDAYI ESVED
YANİ KARA SEVDA HİKÂYESİ
Sözlü ve yazılı edebiyatımızda sadece
Ferhat ile Şîrin, Leyla ile Mecnun aşkı yoktur.
Daha nice aşk hikayeleri vardır.
İşte bu da baba erenlerin aşk hikâyesi:
Bektaşi Babası, genç ve güzel
bir hanıma kaptırır gönlünü.
İstettirir, ama vermezler babaya kızı.
Gözlerine uyku girmeyen, perişan haldeki babayı,
çevresi teselli etmeye çalışırlar:
“Baba Erenler, kendini boşuna harab ediyorsun.
Herkes fanidir bu dünyada; herkes ölecek.
Bu hanım da ölecek. Değer mi bu denli üzülmeye…”
Baba mecalsiz bir halde cevap verir dostlarına:
“Bu kız mı ölecek? Rabbim bu güzele
Kıyabilir mi? Kıyamaz; onun canını alamaz..”
Baba böyle der, ama aradan yıllar geçtikten sonra
ak saçlı piri fani olmuş babaya sokaktan geçen
yaşlı bir hanımefendiyi gösterirler:
Baba! Şu kadını tanıyor musun?” derler.
Baba erenler onlara:
“Hayır; tanımıyorum, diye cevap verir.
Efendim, derler, “hani sizin yıllar evvel
uğruna uykularınızı kaçırdığınız bir kız vardı ya,
İşte bu acuze hatun, o güzel kızın ta kendisidir.”
“Öyle miiii?” der baba ve devam eder sözlerine:
“Demek ki, Rabbim yine kıyamamış ona;
önce bu hale getirmiş, sonra da canını alacak…))))
Doğrusu insan şu sorunun cevabını merak ediyor:
İlk günkü gibi aşklarının tazeliğini koruyan
ve yaşayanların sayılar ne kadardır acep?
Ne dersiniz???
