Bir yazarımız (E.A) 24.Şubat 2018 tarihli yazısına
bu başlığı koymuş ve şöyle devam etmiş:
“İlkokul müdürleri arasında "okuduğunu anlayan"
oranı yüzde 37 çıkmış!
"Okuduğunu anlamama" oranı,
erkek ilkokul müdürlerinde yüzde 37,
kadın ilkokul müdürlerinde yüzde 35...
Kitap okuyanlar da, şimdi sıkı durun, yüzde 1.7...”””
Ve yazar ilginç bir fıkrayla bitirmiş yazısını:
“İlkokulda öğretmen, bir öğrenciye sormuş:
"Söyle bakalım İstanbul'u kim aldı?"
"Valla billa ben almadım" demiş öğrenci.
Hoca çok kızmış, öğretmenler odasında
bir arkadaşına dert yanmış...
"Bunlar böyledir hocam," demiş öğretmen arkadaşı,
"alırlar alırlar sonra da, almadım derler!"
Hoca büsbütün köpürmüş, doğruca müdüre çıkmış,
"bu ne rezalet" demiş.
"Siz hiç merak etmeyin hocam," demiş müdür,
"ben hemen araştırır, en kısa zamanda
kimin aldığını öğrenir, size de bildiririm!"))))
Ben de diyorum ki:
“Okumak gerçekten önemli. Hele okuduğunu anlamak
daha da önemli..Ama nice okuyanlar da vardır ki,
dünyanın başına bela olmuşlardır.
Mesela mı?? Mesela, LENİN.
O bir öğretmen çocuğuydu. Gece gündüz, delicesine
Marks’ı okuyor ve kardeşlerine de anlatıyordu.
Ve bir gün boynundaki haçı nefretle çıkarıyor
ve tükürerek yere fırlatıyordu.
Ve bu okumaların sonunda Rus halkına
bu dünyada bir cennet vadediyordu.
Ve çıkardığı İSKRA gazetesi de,
26 bin Bolşevik taraftarınca eskiyinceye dek
elden ele gezerek okunuyordu.
Ve, 1917 yılındaki Bolşevik ihtilali ile milyonlar katlediliyor, kendisi de Çarın sarayına oturuyordu..)))))
Evet, anlayarak okumak çok önemlidir.
Böylesi okumalar dünyamızı cennet kılar.
Ama anlamaksızın okumak ise dünyamıza
kan ve gözyaşı getirir…
Okuma ve anlamalarımızın ziyadeleşmesi
dilek ve dualarımızla
