"Cibuti de nereden çıktı," demeyelim.
Üç yıl önce bu günlerin gündeminde
CİBUTİ varmış. Hatırlamakta
fayda var diye düşündüm.
Orası yani Cibuti bir devlettir.
Başkenti de Cibuti (Nüfusu: 325.000)
Resmi dili Arapça ve Fransızcadır
Yüzölçümü: 23.200 km2.
Nüfusu: 565.000 (1993 tahmini).
Nüfusun % 81'i şehirlerde yaşamaktadır.
Ortalama insan ömrü 48 yıldır.
Etnik yapısını, % 37'sini Afar.
% 47'sini İsalar oluşturur.
% 6 da Yemen asıllı Arap,
% 9 Fransız asıllı olan Avrupa göçmeni vardır.
Halkın % 94.5'i Müslüman
ve Şafii mezhebindendir.
İsalar’ın hepsi Müslümandır
Avrupa asıllı olanlar Hristiyan’dır.
Kendilerinin Arap kökenli olduklarına inanan Afarlar,
kuvvetli bir kabile disiplinine sahiptirler.
Tamamı Müslüman olmasına rağmen,
yaşantılarında İslâm öncesi dinlerinin izleri de görülür.
Cibuti, bir Doğu Afrika ülkesidir.
Toplam 370 km’lik bir kıyıya sahiptir.
Cibuti, görünürde çok partili,
demokratik bir sisteme sahiptir.
Anayasası,1992'de yürürlüğe konmuştur.
Hukuk sistemi, İslâm kanunları,
Fransız Medeni Kanunu ve
Cibuti halkı adetlerinin karmasıdır.
Cibuti, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü) gibi
birçok uluslararası örgütlere üyedir.
İslâm buraya taa 7. Yüzyılda geldi.
Ve 16. Yüzyıla kadar buraya Müslümanlar hakimdi.
Ne zaman ki, BEYAZ Adam yani Portekiz,
Fransız ve İngiliz sömürgeciler
buraya ayak bastı;
bu diyarda gözyaşları akmaya başladı.
Yıl, 1862. Fransızlar Ubuk şehrini
52.000 Frank karşılığında kendisine üs edindi.
Yıl, 1888. Afrika’da iki ülke oluştu:
İngiliz ve Fransız Somalisi.
Ve bundan sonra Cibuti,
Fransız sömürgesinin merkezi oldu.
Yıl, 1897. Fransa işgal ettiği bazı bölgeleri
Habeşistan'a bıraktı ve Cibuti ile
Adis Ababa arasındaki tren yolu inşaatı başlattı.
Fransa bu yol ile Cibuti'nin
iç kesimlerini de kontrol altına aldı.
Meselâ; Müslümanların işgale ve
misyonerlik faaliyetlerine karşı isyanlarını
kolaylıkla bastırabilmek için
gerekli ulaşım imkânı sağladı
Cibuti'nin Müslüman halkı,
Fransız sömürgesini
hiçbir zaman kabullenmedi.
Ama Fransızlar onların her direnişini
baskıyla ve zulümle bastırdılar.
Meselâ, 1917'de Afar Müslümanları,
Fransız sömürgecilere ayaklandığında
büyük bir vahşet ve dehşetle bunu bastırdılar.
Müslüman halkı dinlerinden uzaklaştırmak için
misyonerlik faaliyetlerini daha da yoğunlaştırdılar.
Bir yandan da İslâmî eğitimi yasakladılar.
Ama yerli Müslüman halkı Hristiyanlaştıramadılar.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra Cibuti,
Fransa'nın deniz aşırı ülkeler birimine bağlandı.
Yıl, 1956. Cibuti'ye Fransız Somalisi
adıyla sınırlı özerklik tanındı.
Buna göre, ülkenin başında bir Fransız vali bulunacaktı.
Ama hükümette görev alacak bakanlar yerlilerden olacaktı.
Yıl, 1958 ve 1960. Sözde bağımsızlık referandumları yapıldı.
Çeşitli hile ve entrikalarla taraflar oluşturuldu,
çok sayıda insan öldürüldü ve sürgün edildi.
Ve yıl 1977. bağımsız Cibuti Cumhuriyeti kuruldu.
1992'de yeniden çok partili sisteme geçildi.
Ama Fransa'nın siyasi ve ekonomik baskısından kurtulamadı.
Polis teşkilatına hâkim olan Fransa,
bu ülkede yaşayan Fransızların
can güvenliklerini sağlamak gerekçesiyle
her fırsatta müdahalelerde bulunuyor;
etnik çatışmaları körüklüyordu.
1992 ve 93 yıllarındaki çatışmalarda
çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine yol açtı.
Cibuti, halkı fakir, İslami konularda cahil.
Cibuti, kabilecilik ve etnik kavgalara müsait bir ülke.
Cibuti, topraklarının sadece % 1'i tarıma elverişli.
Cibuti, halkının ¼’ünün göçebe hayvancılıkla,
Kıyılarda oturanların balıkçılıkla geçindiği bir ülke.
Cibuti, fert başına 670 dolar milli geliri olan bir ülke
Cibuti, 5650 kişiye bir doktorun düştüğü,
Okuma yazma oranının % 34 olduğu,
Okullarında Fransız öğretmenlerin olduğu
ve derslerin genellikle Fransızca okutulduğu bir ülke.
Fransa nere, Cibuti nere? Ne dersiniz???
Bu günkü Suudi kral ailesinin de
bu ülkeden getirildiği söylenir..
Burnumuzun dibinde de başka
CİBUTİler oluşturmaya çalışanlara,
KAHRAMAN ORDUMUZ, GEREKEN
CEVABI VERECEKTİR İNŞALLAH.
