Bugun...
CUMALİYELİK, O, 40 YIL SAHURSUZ VE İFTARSIZ ORUÇ TUTTU.


Şerif Simavi Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 19-06-2020 14:38

O,1887’de Kayseri’nin TALAS’ında RUM bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Adına DİYAMENDİ koydular.
İlk, orta ve lise tahsilini Kastamonu’da tamamladı.

13 yaşındayken okuduğu Arapça ve Farsça derslerindeki manzumeler onun dikkatini İSLÂM’a çekti.
Ve daha lise talebesiyken dini ilimleri öğrendi.
Öğrendi öğrenmesine de, o, arkadaş ve aile çevresinde halen Hristiyan olarak tanınmaktaydı.
Liseyi birincilikle bitiren Diyamandi, İstanbul’da Hukuk Fakültesi öğrencisi oldu.

Ama bir yandan da İslami ilimleri öğrenmek için özel dersler aldı.
Kendi ifadesine göre, hidayeti bulmuştu, ama bunu lisana dökememişti.
Gizli Müslüman olarak yaşamaya başlamıştı.
Bir yandan devlet kademesinde görevine devam etti,
diğer yandan da şiir ve edebiyat çalışmalarını sürdürdü.
Bir ara Ankara Radyosunda sohbet programları yaptı.
1942 yılından itibaren, azınlıklara mensup
kız ve erkek liselerinde Türk Edebiyatı dersini okuttu.
Ve yeni bir meslek olarak avukatlık yapmaya başladı.
O hala gizli bir Müslümandı.
NAMAZINI en kuytu semtlerin küçük mescitlerinde kılmaktaydı.
Ramazanlarda gizli oruçlar tutmaktaydı.
O bunu şöyle dillendiriyordu:
“Tam kırk yıl, bazen sahursuz bazen iftarsız oruçlar tuttum, ama ailem bunu hiç bilmedi!..”
Ve o, 15 Şubat 1942 de ismini değiştirdi;
Diyamandi, Mehmet Abdülkadir KEÇEOĞLU adını aldı.
Aldı almasına da bu sefer ailesinde bir sancı başladı.
Soğuk bir kış gecesinde, Müslüman olduğunu karısı ve kızına açıklar açıklamaz,
şiddetli bir itiraz ve feryatla karşılaştı.
İş uzadı, devreye giren Patrikhane,
ya Hıristiyanlığa dönmesi ya da karısından boşanması fetvasını verdi.
Ve Yaman Dede, dizlerine kadar çıkan karlı bir Şubat gecesinde,
“ AŞK, ISTIRAPSIZ OLMAZ.
Size acı vermeye hakkım yok,”
Diyerek, evini, kızına ve karısına bırakarak
Üsküdar iskelesinde sabahladı.
Sabahleyin vapura binip yazıhanesine geldi ve burada kaldı.
O, Azınlık okullarının yanı sıra
İstanbul İmam Hatip Okulunda ve Yüksek İslam Enstitüsünde de Farsça derslerini okuttu.
Günümüzde ün yapmış ilahiyatçılarımızın bir çoğunun öğretmeni oldu.
Şu mübarek CUMA gününde güftesi ona ait olan bir ilahiyi merhum
İSMAİL Coşar'dan dinleyelim mi?
Ruhları şad olsun.





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI