Dün TACİZ- TEŞHİR- TECAVÜZ VE İSTİSMAR
konusuyla ilgili bir paylaşımda bulunmuştuk.
Bunların olmadığı ve ya çok az rastlandığı
zamanlarda, hayâ, namus, mahremiyet
kavramlarının, zihinlerinde bir başka anlam
kazandığı insanlar varmış bu topraklarda.
Mesela mı???? Meselâ:
Yaşlı Emine teyze, abdest alıp yüzünü yıkadığı,
taharet yaptığı bakır ibriğini, su sızdırdığı için
birkaç defadır lehimciye götürmüştür.
Lehimci bakar ki, ibrik yamalı bohçaya dönmüştür. Ve:
-“Emine Teyze, bu ibrik iyice eskidi, kevgire döndü.
Uğraşıp durmayalım bununla. Gel, ben sana
yepyeni bir ibrik vereyim,” der teyzeye.
Emine teyze, bu teklifi memnuniyetle kabul edecekken,
maalesef olumsuz cevap verir ve der ki:
- “Olmaz yavrum, olmaz! Bir başka ibrik kullanamam.”
Lehimci, bu ibriğin babadan kalma bir hatıra filan
olduğunu düşünür, ama sormadan da edemez:
-“Neden, neden olmaz be Emine Teyze!”
Emine Teyze, biraz da hicap duyarak
evlâdı yaşındaki lehimciye cevap verir:
- “Evlâdım, benim mahrem yerlerimi,
Bir, merhum eşim gördü; bir de bu ibrik.
Bir başka ibriği kullanmaya gönlüm razı olmaz….”
Bu da, günümüz teşhircileri açısından,
pek mi çağdışı bir hikâye oldu acaba?
Ne dersiniz?))))))))))))))))))))))))))))))
HAYIRLI CUMALAR...
