"Ağzı olan her kes konuşuyor" derler ya...
Bizde de DİN denildi mi, hepimiz konuşuruz.
Ben şahsen “merdiven altı imalatlara”
İltifat edilmesinden yana değilim.
Kendi sahasında otorite olmuş,
İyi niyetli akademisyenlere
kulak vermeyi tercih ediyorum.
Estetik ile ilgili okuduğum F. Beşer’e ait
bir yazının özetini paylaşmak istedim:
"Sağlıkla ilgili bir sorun olmadıkça
estetiğin sınırını çizmek kolay değildir;
bu, kişinin vicdanına, bir de
işin uzmanına bırakılmıştır," diyor ve devam ediyor..
Meselâ mı?
Meselâ, tıbbın da anormal sayacağı,
bir kepçe kulağın, çökük bir burnun
ya da normalden çok küçük
ya da çok büyük bir organın
kişiye vereceği psikolojik rahatsızlık
estetik ameliyat sebebi sayılabilir.
O zaman meseleye bir tedavi
meselesi olarak bakabiliriz…
İslam'da müslenin haram olduğunu da
hatırlamamız gerekir.
Müsle, insanın dirisinin
ya da ölüsünün orasını burasını
kesmek suretiyle onu
normal insan görünümünden çıkarmaktır.
Savaşlarda düşmana bile
müsle yapmak haramdır.
Hz. Ömer kafasını tıraş edip
dazlak yapan birisine sopasını kaldırmış
ve “bir daha görürsem kafanı kırarım,
böyle yapman müsledir,
bunu yapamazsın,” diye çıkışmıştır.
Dişlerin düzeltilmesi için
diş telleri konulması;
çürüyen dişlerin dolgu yapılması
estetik uygulama değildir.
Bu bir tedavidir.
Ama, normal dişlerin seyreltilmesi
yasaklanan estetik faslına girer.
Kilo vermek için vücuttan yağ aldırmayı da
tedavi sayıp caiz görülebilir.
Ama bunun tabii ve İslâmî olanı,
ihtiyacından fazla yememek
ve hareketli olmaktır…..”
Estetiklerden uzak kalmamız,
fizik, coğrafya ve kimyamızın
güzel olması dilek ve temennilerimizle
