Bugun...
EZANLA MÜSLÜMAN OLANLAR


Şerif Simavi Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 15-04-2019 03:35

Değerli Arkadaşım Cemal Aydın, 
2015 yılında bu başlıkla bir gazetenin
“Açık Görüş” sayfasında bir makale paylaşarak
Bizim de duygularımıza tercüman olmuştu.
Bir kaç paragrafını paylaşmak istedim: 
“Ezanların hoparlörlerle okunmadığı
eski İstanbul’da ezan sesi sayesinde
Müslüman olanlar olurdu. 
Şimdilerde ise turistler,
hoparlör yüzünden kulaklarını tıkıyorlar! 
Camilerde cemaate hoparlörlerle işkence ediliyor! 
İnsan sesine ve mabet sükûnetine hasret kaldık! 
SAYIN DİYANET İŞLERİ BAŞKANI, 
HOPARLÖR ZULMÜNÜ DURDURUN!” (…..)
“Yıllar önce, Paris Güzel Sanatlar Akademisinden
birkaç hoca ile birlikte bir öğrenci grubu gelmişti. 
Kendilerine İstanbul camilerini gezdiriyordum. 
Bir camiye yaklaştığımızda 
öyle hoş bir ezan başladı ki bayıldılar. 
Neredeyse huşu ile dinlemeye koyuldular.
Bana anlamını sordular. Ben ezanın mânâlarını söylerken 
talebeler meraklı gözlerle bakıyorlardı. 
Ama bir iki hanım profesörün bakışlarında 
(koyu Hıristiyan oldukları belliydi) 
öyle bir kıskançlık şimşeği vardı ki inanamazsınız! 
Gözlerindeki o kıskanan bakışları hiç unutamam.
Şahit olduğum o ifadeler, fazlası var, eksiği yok şu demekti: 
“Sizin bu bâtıl dininizin, nasıl olur da,
bu kadar anlamlı bir ibadet çağrısı olabilir!” (…..)
Ezan, dünya dinleri arasında ibadete çağıran 
en erişilmez, en yüce ve en mübarek sesleniştir.
Muhteşemden de öte olağanüstü 
ve benzersiz bir davettir. 
Nitekim İskandinav ülkelerinden birinde
ezana müsaade edilince,
ezanda ne dendiğini öğrenen ateistler 
çılgına dönmüşler ve onlar da belediyelerden izin alarak
hâşâ “Allah yoktur!” diye bağırıyorlarmış.
Kilisenin çanına bir şey demeyenler, 
ezana karşı bu tepkiyi gösterir olmuşlar. 
Çünkü ezanın bir mesajı var. 
İslâm dininin iman esasları ezanla insanlara ilân ediliyor.
Çan sesinin ayin vakti geldiğini bildirmekten öte
ne mesajı var ki!
(…) Son yıllarda oteller yabancı müşteriler,
ezan sesinden daha az rahatsız olsunlar diye 
pencerelerine çift cam yerine, üçlü cam yaptırıyormuş! 
Camiyle burun buruna bazı bina sahipleri de
aynısını yaptırıyormuş! 
Yazıklar olsun bize!
İnsanları böyle mi ısındıracağız İslâm’a?
Böyle mi kazanacağız kalpleri?(……)
Diyanet İşleri Başkanlığı’na sesleniyorum:

Hoparlör meselesi gerçekten dayanılmaz 
ve katlanılamaz hâle geldi.
“Her minareye ve hatta minarelerin her şerefesine,
çalı parçaları veya kaz ya da martı ölüleri gibi
çirkin çirkin dizilen o hoparlörler, 
hem estetik, hem de ses bakımından
sizi de rahatsız etmiyor mu?
İstanbul’un o kalem misali minarelerine karşı 
işlenen bu hoyratlık nedir? 
Küçük, büyük camilere gittiğinizde, 
cumaları hoparlörle bangırdatılarak okunan
o iç ezanlar, kametler, hutbeler
sizin kulaklarınızı acıtmıyor mu? (….)
Bir de Arap ağzını taklide çalışan 
ve garip sesler çıkaran gâfiller çıktı. 
Usûl, erkân bilmeyen bu insanların 
taklitçilikten vazgeçmeleri için 
gereken uyarı lütfen yapılsın! 
O güzelim İstanbul ağzı mahvediliyor!”
Yazının özeti böyle..
Değerli Arkadaşımın yazısına ben de
Bir cümleyle katkıda bulunayım isterim:
“Bir zamanlar İstanbullu olan
gayrimüslim Kristalya,
“İstanbul’un nesini özlüyorsunuz?”
sorusuna şu cümlelerle cevap veriyor:
"İstanbul'un nesini mi özlüyorum?" 
"Beykoz'daki camiden; karşı kıyıdan gelen
ezan sesini özlüyorum...” 
Yanlış kullanılan hoparlörler,
metaliğe boğdurulan ezanlarımız,
o özlemleri yitirdi galiba, değil mi?
Siz ne dersiniz?





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI