GASP, ADALETSİZLİK,
TACİZ VE TECAVÜZ
ORADA DA VARDI
Toplumlar, zaman zaman kutsalların ve
üstün değerlerin istismar edildiği,
kahtı ricalin, yani adam kıtlığının
olduğu kaos dönemleri yaşarlar.
Bundan 1400 küsur sene önce de, Mekke halkı,
böylesi bir durumla karşı karşıya geldi.
Şehrin genç, dinamik ve akil adamları,
Abdullah İbn Cüd’an’ın evinde toplandılar.
Mekke’de huzur ve sükûnun,
can ve mal güvenliğinin,
iffet ve namus dokunulmazlığının
adalet ve eşitliğin tesisi için
canla başla çalışacaklarına dair
söz verdiler ve şöyle yemin ettiler.
“Allah’a yemin ederiz ki, mazlum(zulme uğrayan)
İle birlikte zalimin karşısında duracağız.
Zalim, mazlumun hakkını verinceye dek
bir el gibi olacağız. Bu birlikteliğimiz,
denizde bir tüyü ıslatacak kadar
su kalıncaya (….) dek devam edecektir.”””
Bu yemini edenler arasında kendisine henüz
Risalet görevi verilmemiş olan
Muhammed Mustafa (s.a.s) da vardı.
Yıllar sonra o yüce Peygamber,
bu cemiyetin üyesi olmaktan
gurur ve onur duyduğunu söylüyordu.
Ve böyle bir örgüte yine çağrılsa katılacağını,
orada bulunmanın şerefinin,
kızıl deve sürüsüyle değişilmeyeceğini ifade diyordu.
Hilful- Fudûl (Erdemliler İttifakı) adı verilen bu örgütün
topluma sunduğu hizmetler siyer kitaplarında anlatılır.
Mesela mı?
Meselâ, Yemenli bir baba ve kızı, ticaret amacıyla
Mekke’ye geldiğinde şehrin zorba ve para
babalarından biri adamın kızını kaçırıp evine götürdü.
Zavallı Yemenli, tavsiye üzerine hemen örgüte koştu
Ve derdini anlattı.. Cemiyet üyeleri,
Derhal zorba adamın evini kuşattılar
ve kızı babasına teslim etmesini istediler.
Adam, kalbini çalan bu güzel kızın hiç olmazsa bir gece
kendisiyle kalmasını istedi. Ama bu talebi kabul edilmedi
ve kız ondan alınıp babasına teslim edildi…
Evet, adalet, yargıçlar ve yasalar kadar, bir toplumda
erdemli insanların olması da o denli önemlidir, değil mi?
Kahtı ricalin yani adam kıtlığının olmadığı bir toplumda
yaşamamız dilek ve temennilerimle..
