Bugun...
GÖZYAŞI ŞİŞELERİ VE HİKÂYESİ


Şerif Simavi Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com
 
 
facebook-paylas
Tarih: 03-10-2019 18:34

Bir zamanlar aramızdan dualarla
ayrılanlar için gözyaşları dökülürmüş.
Ama şimdi olduğu gibi
hasretle, acıyla dökülen o gözyaşları
kağıt mendile silinip atılmazmış.
“Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölü yok bu ne figandır…”
türküleri yakılırken dökülen gözyaşları
küçücük şişelerde saklanır;
şişelerin ağzı da,
balmumu ile kapatılırmış.
Gün gelip vuslat nasip olunca
sevginin, özlemin, hasretin bir göstergesi olarak
bu şişeler sevgiliye sunulurmuş.
İşte yüzlerce örnekten bir tanesi:
!7. yüzyıl Kaptan-ı Derya’larından olan
bir Hüseyin Paşa’mız vardır.
Venediklilerle yapılan bir savaşta
ağır bir şekilde yaralanıp ölümden
geri döndüğü için o, “yarı ölü”
anlamına gelen “Mezamorta”
lakabı ile anılmıştır.
Paşamız sağ salim seferden döndüğünde
hanımı sevgili eşini kapıda karşılar.
Ve biriktirdiği gözyaşlarını,
kocasının ayaklarının bastığı yere döker.
Ama Paşa, gözyaşlarına basmaya kıyamaz
ve Hatunu Hanife Hanım’dan şişeleri alıp
birkaç damlayı sevgili eşinin yanağına damlatır.
Sonra da o damlaları dudaklarıyla temizler.
Karı-koca kapıda birbirine hasretle sarılırken
Paşa, şu sözleri eşinin kulaklarına fısıldar:
“Rabbimin beni şu damlaya muhtaç bırakmasına razıyım
Ama Allah bana senin hasretini bir daha göstermesin..”
Sevgi ve aşkların gözyaşısız,
gözyaşlarının da şişesiz olması yani
sevinç gözyaşları olması dileklerimizle..
İkide bir DEDEME laf atanların kulakları çınlasın..





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI