“Bizden selâm olsun İbrahim'e!
Musa ve Harun'a da bizden selâm olsun!
İlyas'a selâm olsun!
Ve peygamberlere selâm olsun!
(Kur'an, 37/ 109,120, 130, 181)
"Güçlü kulumuz Dâvûd'u hatırla.
SÜLEYMAN'ı, kulumuz Eyyub'u da an.
Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i,
İshak'ı ve Yakub'u da an.
İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an.
Onların her biri iyi kimselerdi."
(38/17,45,48)
Bu cümleler Saffât ve Sâd suresinden
bazı ayetlerin mealleridir..
Burada, mutluluğa ve iç dünyamızın
ferahlığına açılan kapılardan birinin de,
güzel görmek, güzeli düşünmek
ve hatırlamak olduğu anlaşılıyor.
Bizlerin, anlamını biraz saptırdığımız
“Güzele bakmak sevaptır” sözünün
işaret ettiği gerçek de budur sanırım.
Uzmanların ifadesine göre beynimiz,
düşündüğümüz ve konuştuğumuz olay
ve nesneleri bilinç ve bilinçaltımıza getirirmiş.
Şuuraltımız ise, şuurumuzu desteklermiş.
Meselâ; “Bu gün çok yorgunum,” demiş isek,
işte bu andan itibaren, daha çok
yorulmaya başlarmışız.
Çünkü bilinçaltımız bunun
mantıksal analizlerini yapmaz,
neden ve niçinlerini sorgulamazmış.
Üstelik tüm vücudu bu konuyla
ilgili olarak alarma geçirirmiş.
Hani derler ya, "kırk söz bir büyü yerine geçer."
İşte bu söz, bir büyü oluverirmiş bizim için.
"Üzgünüm" diyorsak, zamanla
üzülmeye başlarmışız.
İşte bu nedenden olsa gerek ki,
KİTABIMIZ bize, güzel insanları
hatırlamamızı öğütlüyor.
Onların yaşadıkları güzellikler dünyasına
dalmamızı tavsiye ediyor.
Tüm güzelliklerin bizimle olması;
güzel düşünce ve bakışlarla
iç ve dış dünyamızı donatmamız
dilek ve temennilerimle...
