Hezeyan, kişinin iç dünyasında oluşturduğu
ve dış dünya ile ilgisi olmayan
davranış ve düşüncelere denirmiş.
Ve de öyle kolayca değiştirilemezmiş.
Dün ve bu gün, toplumların içinden
“BEN MEHDİYİM, BEN peygamberim,
ben mesihim” diyen nice paranoik tipler çıkmıştır.
Ne yazık ki bunlar, çevreden müritler de bulmuşlardır.
Bu bağlamda dünkü sahtekârlardan
birini paylaşmak istedim.
Onun adı ESVED-İ ANSİ idi.
Hicretin onbirinci yılında
İslâm dünyasının bazı yerlerinde
“Ben de Peygamberim,” diye
çıkan şarlatanlardan biriydi.
Yemen’in Sana şehrinde ikamet ediyordu.
Esved, kelimenin tam anlamıyla bir hokkabaz,
şarlatan, zorba ve zalim bir adamdı o.
“Bana da melekler gelip, vahiy getiriyorlar..” diyerek
çevredeki insanlara gösteriler yapıyordu.
Ne gariptir ki, o da kendine tabi olan oldukça
kalabalık bir taraftar bulmuştu.
Esved, o denli azıtmıştı ki, bazı yerleşim yerlerinde
Müslümanlar duramaz hale gelmişler,
inanç hürriyetleri, can ve mal güvenlikleri
tehlike altına girmişti.
Yemende idari otorite tamamen sarsılmıştı.
Bu haber Medine’ye gelince
Hz. Peygamber (s.a.s), gerekli tedbirleri aldı;
bu zorbanın zulmüne, toplumda kaos yaratmasına
son vermek için sahabelerinden olan
Firuz b. Deylemi’yi görevlendirdi.
Şimdi isterseniz Firuz’u dinleyelim:
“Bu yalancıyı etkisiz hele getirme konusunda kararlıydık.
Üç arkadaş Sana’ya vardık.
Ben önce Esved’in hanımı
Azâde ile irtibat kurdum.
Bu adamın fesadına mutlaka
son verilmesi gerektiğini anlattım ona.
Sonra da, bize yardımcı olmasını istedim.
Azâde amcamın kızıydı.
İnsaflı, vicdanlı ve akıllı bir hanımdı.
Yol haritama ve söylediklerime o da inanmıştı.
Onun ikna oluşuyla, artık işimiz biraz daha kolaylaşmıştı.
Esved ile tenha bir yerde; yatak odasında hesaplaşacaktık;
Hem de, adamlarının, muhafızlarının
olmadığı bir anda baş başa buluşacaktık.
Akşam olmuştu. Yalancı peygamber (!),
zil zurna sarhoş bir vaziyette odasına geldi.
Leş gibi uzandı yatağına. Biraz sonra da,
horul horul uyumaya başladı….”
Firuz (r.a.), bu olayı kaynaklarda uzun uzun anlatıyor
Ve sonunda günümüz deyimi ile söylersek
“paranoyak bir tip, etkisiz hale getiriliyor.”
Her daim şöyle dua edelim mi?
"Rabbim! Bizleri böylesi sanrılardan
ve hezeyancılardan muhafaza eyle!"
Böylesi tipler, kendi bulundukları mahalde
etkisiz hale getirilmeli değil mi?
Ne dersiniz?????
