Şerif Simavi

Şerif Simavi

Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com

HEZEYANCILARIN SONU VE MÜRİTLERİ

01 Kasım 2016 - 09:30


Hezeyan, kişinin iç dünyasında oluşturduğu

ve dış dünya ile ilgisi olmayan

davranış ve düşüncelere denirmiş.

Ve de öyle kolayca değiştirilemezmiş. 

Dün ve bu gün, toplumların içinden

“BEN MEHDİYİM, BEN peygamberim,

ben mesihim” diyen nice paranoik tipler çıkmıştır.

Ne yazık ki bunlar, çevreden müritler de bulmuşlardır.

Bu bağlamda dünkü sahtekârlardan

birini paylaşmak istedim. 

Onun adı ESVED-İ ANSİ idi.

Hicretin onbirinci yılında 

İslâm dünyasının bazı yerlerinde

“Ben de Peygamberim,” diye

çıkan şarlatanlardan biriydi.

Yemen’in Sana şehrinde ikamet ediyordu.

Esved, kelimenin tam anlamıyla bir hokkabaz, 

şarlatan, zorba ve zalim bir adamdı o. 

“Bana da melekler gelip, vahiy getiriyorlar..” diyerek

çevredeki insanlara gösteriler yapıyordu.

Ne gariptir ki, o da kendine tabi olan oldukça

kalabalık bir taraftar bulmuştu. 

Esved, o denli azıtmıştı ki, bazı yerleşim yerlerinde

Müslümanlar duramaz hale gelmişler, 

inanç hürriyetleri, can ve mal güvenlikleri 

tehlike altına girmişti.

Yemende idari otorite tamamen sarsılmıştı. 

Bu haber Medine’ye gelince 

Hz. Peygamber (s.a.s), gerekli tedbirleri aldı;

bu zorbanın zulmüne, toplumda kaos yaratmasına

son vermek için sahabelerinden olan 

Firuz b. Deylemi’yi görevlendirdi.

Şimdi isterseniz Firuz’u dinleyelim:

“Bu yalancıyı etkisiz hele getirme konusunda kararlıydık.

Üç arkadaş Sana’ya vardık. 

Ben önce Esved’in hanımı

Azâde ile irtibat kurdum.

Bu adamın fesadına mutlaka 

son verilmesi gerektiğini anlattım ona.

Sonra da, bize yardımcı olmasını istedim. 

Azâde amcamın kızıydı.

İnsaflı, vicdanlı ve akıllı bir hanımdı. 

Yol haritama ve söylediklerime o da inanmıştı. 

Onun ikna oluşuyla, artık işimiz biraz daha kolaylaşmıştı.

Esved ile tenha bir yerde; yatak odasında hesaplaşacaktık; 

Hem de, adamlarının, muhafızlarının

olmadığı bir anda baş başa buluşacaktık.

Akşam olmuştu. Yalancı peygamber (!), 

zil zurna sarhoş bir vaziyette odasına geldi. 

Leş gibi uzandı yatağına. Biraz sonra da,

horul horul uyumaya başladı….” 

Firuz (r.a.), bu olayı kaynaklarda uzun uzun anlatıyor 

Ve sonunda günümüz deyimi ile söylersek 

“paranoyak bir tip, etkisiz hale getiriliyor.” 

Her daim şöyle dua edelim mi? 

"Rabbim! Bizleri böylesi sanrılardan

ve hezeyancılardan muhafaza eyle!"

Böylesi tipler, kendi bulundukları mahalde 

etkisiz hale getirilmeli değil mi?

Ne dersiniz?????