Dün bir Cemil Meriç’imiz vardı.
Gözlerindeki miyobun artışıyla
38 - 68 yaş arası gözleri görmüyordu,
ama o merhumun kalp gözü açıktı.
O, irfan sahibiydi; yani bilge kişiydi.
Anlama ve gerçeği hissetme
ve bulma gücüne sahipti.
O, kızının ve talebelerinin yardımıyla
çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü.
Umrândan Uygarlığa- Mağaradakiler,
Işık Doğudan Gelir, Kırk Ambar,
Kültürden İrfana gibi onlarca eser yazdı.
Günümüzün bir çok entelektüeli
onun fikirlerinden beslendiler
O, bazılarımızın kutsadığı HÜMANİZMİ
şöyle tanımlıyordu:
"Sözünü dinletmek isteyen her felsefe
bu (HÜMANİZM) kaftanına bürünmek zorunda.
Marksizm'den egzistansiyalizme kadar
Avrupa'nın tüm düşünce akımları hümanist.
Kavramdan çok kılıf; kelime değil bukalemun:
her kılığa giriyor.(….)
Filhakika hümanizmin 2. manası
'insanlık dinidir!'
Tanrı yoktu, tanrıyı yaratan insandı.
İnsanlığı kurtaracak tek kılavuz ilimdi
aydınlanmacılara göre.
İnsanın yabancılaşmasıydı din, bir çeşit afyondu...
Ve O Merhum, şöyle diyordu:
“Olgunlaşmak kalbin daha hassas,
kanın daha sıcak, zekânın daha işlek,
ruhun daha huzurlu olması demektir.”
Merhuma rahmet dilerken,
olgunlaşmamız, kalp gözlerimizin açık;
Gözlerimizin ferinin artması dua ve niyazlarımızla...
