ATEİST M. Urgan, “Bir Dinozorun Gezileri”
adlı kitabında diyor ki:
“Küçük mutluluklar denilen şeyleri
doğru dürüst değerlendirmesini bilirseniz,
bunların aslında büyük, hem de
çok büyük mutluluklar olduğunu anlarsınız…”
TEİST Hz. İbrahim de, M.Ö.1800 yıllarında
Oğlu İsmail’i ziyarete gelmiş Mekke’ye.
Rivayetlere göre kapıyı çalmış.
Gelini çıkmış ve karşılıklı olarak şöyle söyleşmişler:
- Kızım, İsmail nerede?
Kayınpederini tanımayan gelin Hanım:
- Avlanmaya çıktı, ne zaman gelir bilmiyorum.
- Peki, kızım. Geçiminiz nasıl gidiyor?
- Vallahi, İsmail çabalıyor, ben çırpınıyorum.
Ama karnımızı adam gibi
bir türlü doyuramıyoruz.
- Anladım kızım. Beyiniz gelince
benden selam söyleyiniz. Bir de lütfen,
KAPININ EŞİĞİNİ değiştirmesini söylediğimi hatırlatın.”
Henüz vahşi kapitalizmin olmadığı dönemlerde de
KÜÇÜK ŞEYLERle mutlu olmasını bilmeyenler varmış.
Kapıyı açan Hanımefendi,
yaşlı amcaya geçim sıkıntısından söz etmiş,
ama aç mısın, tok musun, kimsiniz,
nereden geliyorsunuz, diye sormamış.
İlâhi eğitimden geçen Hz. İbrahim de,
“Kapının eşiği” sözüyle küçük şeylerden
mutlu olma mesajını vermiş.
Çok öir mesaj daha vermiş.
O mesaj nedir dersiniz?
