Sanırım Tanpınar söz ediyordu,
“Beş Şehir” adlı eserinde.
İstanbul’un 30- 40 senede bir,
fiziki ve beşeri coğrafyası değişirmiş.
Depremler, Yangınlarmış bu değişimin sebebi.
Tabii, evi barkı yanan veya yıkılan insanlar da,
başka mahalle ve semtlere göçerlermiş.
40- 50 sene öncesinde ise, İstanbul’un
Süleymaniye, Sultanahmet, Laleli.. gibi
semtleri, fiziki ve beşeri açıdan bakılınca
bu günden çok mu çook farklıymış.
Bu semtlerde en nezih, en kültürlü
insanlar meskûn imişler.
İstanbul Beyefendisi ve Hanımefendisi denilen
kültürlü insanlar burada otururlarmış.
Ama geçmişte yangın ve depremlerin
değiştirdiği bu semtleri, bu gün İKİ “T”,
Yani TURİZM VE TİCARET değiştirmiş.
O güzelim cumbalı ahşap evlerin yerlerini,
Turistik oteller ve apartmanlar kuşatmış.
O eski sakinlerden de, eser kalmamış.
Her şey değişim içinde; bizler,
şehirler, mahalle ve sokaklar.
Ama bazı değişimler eskiyi aratıyor galiba.
Hele bir sengine Acem mülkünün feda edildiği,
O eski İstanbul’u daha çok aratıyor herhalde.
Bu değişimler, Koca Şair’in şu iki mısrada
dillendirdiği İSTANBUL'U aratıyor galiba:
“Ruhumu eritip de, kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.” .
Ne dersiniz?
