Şerif Simavi

Şerif Simavi

Gönülden Gönüllere
simavi48@gmail.com

KISMETİ BİR HAPŞIRIKLA A.B.D’YE GÖTÜREN UÇAK

17 Aralık 2016 - 00:08


Ezoterik anlatımları seven dostlar için

Cerrahi Şeyhi Merhum M. Özak anlatımıyla

bir hikâyeyi paylaşmak istedim.

Adam, bölgesindeki üretilen tüm pirinçleri

stoklayarak çoook zengin olmak peşindedir.

Bu düşünce ile ırgatlarına, müstahsilden

bölgenin tüm pirinçlerini toplattırır 

ve ambarlarına depolattırır. 

En kaliteli, iri ve baldo cinsinden olanıyla da,

bol tereyağlı, baharatlı bir pilav yaptırır. 

Yanına da, güzel bir ayran hazırlattırır.

Zevkle pilavı kaşıklarken bir topak pirinç 

boğazında takılıp kalır. Ne yutabilir,

ne de boğazından dışarı atabilir.

Başvurduğu cerrah da, KBB uzmanı da

Ameliyatla alınması gerektiğini söylerler.

Buna cesaret edemeyen adam, düşüncelerine

güvendiği zata başvurur. O zat da kendisine,

sabah ilk kalkan uçağa binerek A.B.D’ye gitmesini

ve San Francisco’daki Aziz Francis otelinin

301 No’lu odasına girip sol tarafına 

dönmesi gerektiğini söyler. 

Ve adam söylenenleri harfiyyen yerine getirir.

Heyecanla odanın kapısından içeri girer

ve sol tarafta ağzı açık; horul horul uyuyan bir adamı görür.

Ne gariptir ki, tam bu sırada şiddetle hapşırır.

Ve bu hapşırık, günlerdir genzinde duran

pilav topağının dışarı fırlayıp atılmasına sebep olur.

İşin daha garibi, bu pilav topağı uyuyan

adamın açık ağzına şıp diye düşer.

Bu hapşırık ile korkuyla uyanan adam

“Ne oluyor, sen de kimsin?” diyerek

Yatağından fırlar. Taaaa San Francisco’da

İstanbullu ve hatta kendi mahallesinde oturan

bir Türk’le karşılaşan zengin adam ise

bu olay karşısında daha da şaşkındır.

Oturur, hikâyesini anlatır ona. 

 Ve İstanbul’a döndüğünde teşekkür için

fikrine başvurduğu zata gider ve durumu anlatır.

O zat da ona der ki: “O pirinçler o uyuyan adamın

kısmeti idi. Onları oraya götürmen gerekli idi. Unutma ki,

Sana yazılan sana; başkasına yazılan da başkasına gider!”

Hikâye de böylece biter. Eskiler demişler ki:

“NASİBÜKE YÜSIBÜKE VELEV KÂNE TAHTEL CEBEL”

Dağın altlarında da olsa, nasibin gelir, seni bulur..

NE DERSİNİZ???