Ezoterik anlatımları seven dostlar için
Cerrahi Şeyhi Merhum M. Özak anlatımıyla
bir hikâyeyi paylaşmak istedim.
Adam, bölgesindeki üretilen tüm pirinçleri
stoklayarak çoook zengin olmak peşindedir.
Bu düşünce ile ırgatlarına, müstahsilden
bölgenin tüm pirinçlerini toplattırır
ve ambarlarına depolattırır.
En kaliteli, iri ve baldo cinsinden olanıyla da,
bol tereyağlı, baharatlı bir pilav yaptırır.
Yanına da, güzel bir ayran hazırlattırır.
Zevkle pilavı kaşıklarken bir topak pirinç
boğazında takılıp kalır. Ne yutabilir,
ne de boğazından dışarı atabilir.
Başvurduğu cerrah da, KBB uzmanı da
Ameliyatla alınması gerektiğini söylerler.
Buna cesaret edemeyen adam, düşüncelerine
güvendiği zata başvurur. O zat da kendisine,
sabah ilk kalkan uçağa binerek A.B.D’ye gitmesini
ve San Francisco’daki Aziz Francis otelinin
301 No’lu odasına girip sol tarafına
dönmesi gerektiğini söyler.
Ve adam söylenenleri harfiyyen yerine getirir.
Heyecanla odanın kapısından içeri girer
ve sol tarafta ağzı açık; horul horul uyuyan bir adamı görür.
Ne gariptir ki, tam bu sırada şiddetle hapşırır.
Ve bu hapşırık, günlerdir genzinde duran
pilav topağının dışarı fırlayıp atılmasına sebep olur.
İşin daha garibi, bu pilav topağı uyuyan
adamın açık ağzına şıp diye düşer.
Bu hapşırık ile korkuyla uyanan adam
“Ne oluyor, sen de kimsin?” diyerek
Yatağından fırlar. Taaaa San Francisco’da
İstanbullu ve hatta kendi mahallesinde oturan
bir Türk’le karşılaşan zengin adam ise
bu olay karşısında daha da şaşkındır.
Oturur, hikâyesini anlatır ona.
Ve İstanbul’a döndüğünde teşekkür için
fikrine başvurduğu zata gider ve durumu anlatır.
O zat da ona der ki: “O pirinçler o uyuyan adamın
kısmeti idi. Onları oraya götürmen gerekli idi. Unutma ki,
Sana yazılan sana; başkasına yazılan da başkasına gider!”
Hikâye de böylece biter. Eskiler demişler ki:
“NASİBÜKE YÜSIBÜKE VELEV KÂNE TAHTEL CEBEL”
Dağın altlarında da olsa, nasibin gelir, seni bulur..
NE DERSİNİZ???
