Bazılarımız, kıyametin yani
zamanın sonunun geldiğini düşünüyor.
Onun için kimileri, Mehdi’yi ve Deccal’i;
kimleri de Armageddon savaşlarını
ve Mesih’i bekliyorlar.
Astrofizikçiler ise:
“Telaşlanmayın!” diyorlar
Ve güneşteki termodinamik enerjinin
bitmesi için önümüzde daha
7 milyar yıl olduğunu söylüyorlar.
Kur’an da, zamanın sonunun
yaklaştığını bildiriyor bizlere.
Onun için Hz. Peygamber (s.a.s)’e
“Hâtemennebi” “Son Peygamber” diyoruz.
Kim ne beklerse beklesin. Bizler
şu ayetlere gönülden iman ediyoruz:
“Ey Peygamber!
İnsanlar senden kıyametin
zamanını soruyorlar.
De ki onlara:
«Bu, yalnız Allah’ın bileceği bir iştir.
Ne bilirsin, belki de kıyamet çok yakındır.» (33 /63)
Kamer suresinin şu ayetlerine de inanıyoruz:
“ Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.
(Ne var ki, müşrikler) bir mucize görseler bile
hemen yüz çevirirler ve
"Bu süregelen bir büyüdür, göz aldatmasıdır," derler.
(Onlar Kur’an’ı ve Peygamber’i) yalanladılar,
bir şey bildiklerinden değil; nefislerinin arzularına
uydukları için yalanladılar.
Halbuki her iş (Allah’ın takdir ettiği şekilde)
yerini bulacaktır.” (1-3)
Ve bizler: “Hocam kıyamet ne zaman kopacak?”
sorusuna Hoca’nın verdiği cevabı da unutmuyoruz.
Demiş ki Hoca:
“Hatunum ölünce bilin ki, küçük kıyamettir.
Ben ölünce de, büyük kıyamet kopmuş demektir…”
Ne dersiniz? Hiç telaşa kapılmadan
yarınlar için “sırat-ı müstakim”de
(dosdoğru yolda) yürüyüşe devam edelim mi?
